Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eskimeyen Bayramlar Herkese

Nerde o eski bayramlar...
Derler, deriz ya, diyoruz ya hani çok görmüş geçirmiş biri olarak.

Ben bile (ki çok da görmüş biri değilim ama) diyorum. Aslında ben nerde o çocukluk yıllar diyorum. Amcalarımız, teyzelerimiz ise hem gençlik, hemde çocukluk yıllarının özleminde diye düşünüyorum.

Eski bayramlar, eski insanlar... Kendi bayram heyecanını, şimdiki  çocuklarda göremeyenlerin serzenişi.

Çocukken bayramlık almanın heyecanı. O bayramlığı arkadaşlarına gösterme telaşı. Şıklık yarışı. Ve tabiki şeker toplama yarışı vardı bizde.
Hatırlıyorum. Baya gezerdik elimizde poşetle. Hiç isteksiz, gönülsüz gittiğimi bilmem. Ayrı bir şeydi o. O bayramdı işte bize göre.
Şimdi babamın gözü kapıda. Çok çocuk gelmedi diyor. Gezmiyor artık çocuklar...
Aslında geziyorlar. Ama çok değil. Bayramlar değişmedi ama insanlar değişti. Korku var ailelerde artık...

Bayramlar aynı.
Ama nerde, o güzel bayramları yaşayan insanlar... Büyüdüler mi ? Evet. Beğenmiyorlar yeni nesli, ondan eski günlerinin hasretini çekiyorlar.…

Mübarek Kadir Gecesi

O bin aydan daha hayırlı, O mübarek Kur'an'ın indirildiği gece, Kadir Gecesi.

Rahmet kapılarının tan ağrıyana kadar açık olduğu gece.

Rabbim, bu gece huzuruna varan, el açıp dua eden biz kullarının dualarını ibadetlerini kabul eylesin İnşaallah.

Kadir Gecemiz Mübarek Olsun.

100. Yazım

Evet evet, şaka maka tam olarak 100 konu paylaştım şu ana kadar.
Hep özgün ve popülerlik peşindeydim. Duyduğumu, gördüğümü, okuduğumu kendi dilimce aktarmaya çalıştım.
Çünkü bu benim günlüğüm. Benim yerim. Benim dünyam...
Uyuşuk bir hayalperestin, ay ışığında kurduğu bir dünya...

Şimdi ise bu kendimce özel olan 100.yazımda ne yazsam derdindeyim.

Neden kendime "uyuşuk hayalperest" dediğimin sırrını vereyim size.
Ben kendince, herkes kadar hayalleri olan biriyim. Hayallerim öyle sadece geleceğe dair değil. Kendimce yazdığım senaryolar olur. Onları hayata geçiririm. Dünya çapında popüler olurlar.

Normalde kurduğum hayallerin hakikaten hayal olduğunu bilirim. Ve cidden bir şeyi hayata geçirirken, üzerinde onu yapanakadar en az 10 kere düşünürüm. Düşünmeden yaptığım şeyler, genelde rutin işlerim sadece.
Bu kadar düşünerek yapınca bazen yavaş damgası yiyorsun.
Uyuşukluk da ordan geliyor... Çekingenlikten.

Çekingen bir hayalperest olmaz. Hiçbir hayalperest hayaller kurarken çekinmez…

Manzaralı Oda

Kapıdan içeri girince, asansörün başında biri olunca sevindim. Kullanmayı pek sevmem ve acaba kullanabilir miyim korkusu da mevcut. Hele içine binince daha bi tuhaf oluyorum. Bu asansörün diğer bindiğim asansörlerden farkı, durduğu katta ne olduğunu söylüyor olması. Bu konuda ablam tarafından uyarılmıştım.

İneceğim kata geldim ve indim. Levhalara baktım. Gideceğim Göz bölümü sağ taraftaymış. İlerledim o tarafa doğru. Hem de bakınıyorum. Ablamı yada annemi görür müyüm diye. Bir odaya baktım. Karşıma bir adam çıktı, hızlıca kaçtım odadan.
Az daha ilerleyince annemi odanın camından o güzel manzarayı seyrederken gördüm. Ablam beni görünce şaşırdı, nasıl duldum diye. Babama el salladım her zamanki gibi, geldiğime dair.

Odada sadece hasta olarak babam vardı. Yani gece için rahat edecektik.
Aslında gece kalmasını beklemiyorduk. Ama doktoru ameliyattan sonra gelmemiş. Hemşirelere kalsın dedi demek ki. Yoksa birşeyi yok babacığımın.
Gözüne damlası ve içeceği ilaçları var bir iki tane. Arada tans…

Bu Resim Ne Anlatır Sana

Bakarsın... Bakarsın...
Belki iğrenirsin az biraz. Yada hiç etkilenmezsin bile.
Çok beğenirsin diyemiyorum. Çünkü bahsettiğim resim yada resimleri millet beğensin diye görücüye çıkarmıyorlar.
Etkili olsun. İnsanları etkilesin isteniyor.

Peki ne kadar amacına ulaştı ?
Sigara paketleri üzerindeki caydırıcı resimler.

Son olarak yapılan araştırma pek de etkili olmadıkları yönünde. Şimdilerde daha etkili resimler konması gerektiği konuşuluyor.

Ama şu bir gerçek. O sigarayı içecek kişinin şayet cidden etkilendiği bir resim varsa, o resmi olan paketi almaması.
Evet almıyor. Bunu iyi biliyorum.
Eee... O zaman demek ki bu resimler cidden etkili değil. Yani hepsi.
Mesela gençlere göre, iktidarsızlık ve hamilelikle ilgili olanlar çok daha etkiliymiş.

Sigara içen biri en çok kendini zehirler. Zararı kendinedir. Buda kendisinden başka kimsenin derdi olmamalıdır.
Yalnız, o sigarayla etrafındakileri hele ki çocukları zehirliyorsa buna çok sinir oluyorum. Adam ne güzel çocuğunu parka götürüyor. Salıncağa bi…

Bir Tweetim Bile Yok

Anlıyorsun değil mi?

Bir twitter adresim yoksa niye tweetim olsun ama demi? Ama benim var. Sırf ama sırf meraktan aldım. Evet itiraf ediyorum meraktan sadece. İngilizce ile aram iyi olmadığı için Türkçe olunca bu merakımı gidermek maksadı ile kendimi twitterin o bilinmez, derin mi derin, kör kuyusuna atıverdim.
Ve birkaç takibe değer birilerinin peşine takılmak maksadı ile takipçisi oluverdim.
Ama benim bir takipçim bile yok...



Aldığım o adres öylece duruyor. Ne bakıyor, ne de ilgileniyorum. Hiç tweetsizim twitter aleminde.

Aaa... Olmaz demeyin olur.
Tıpkı Cem Yılmaz gibi.
Yalnız aramızda tek fark var. Onun 750bin takipçisi var. Benim 0 (zero).
Ve artık ikinci farkımız da Cem Yılmaz'ın artık bir tweeti var. Benim yok...

Demek ki neymiş. Tivitır aleminde tivitlemek o kadar da önemli değilmiş. İnsanın yeterki adı olsun.

Yani çıkıp, panpiş punpiş ne demek istendiğiniz anlaşılamayan, abuk sabuk resimlerle tivit atmak, sadece sizin kalitesinizi düşürürmüş. Elegüne tivit malzemesi olurmuşsun…

Sadece Futbol

Kalbimizden geliyor bu inanç sana
Sanmasınlar hepiniz ayrı yollarda
Para pulla ölçülmez inancımız sana
Hiçbir zaman bırakmayız seni koğuşlarda
Marş söylerken yumruk göklerde
Ligden düşsende düşmesende kalbim hep sende
Ne derlerse desinler futbolcun için
Hiç inanmadık, inanmayız taraftarız biz
Gururumuzsun sen yeşil sahada
Koca UEFA bir yana sen bir yana
Marş söylerken yumruk göklerde
Ligden düşsende düşmesende kalbim hep sende


Futbolda son günlerin en çok konuşulan konusu; Şike
Gerçekten yapıldı. Yapanları var. Yada çoğu masum... Kimse tam bilmiyor şimdilik. Öyle yada böyle futboldan çok şike konuşulur oldu.  Lig TV'nin de reklamlarında ön plana çıkarttığı gibi, İnşaallah bu sezon ve önümüzdeki her sezon sade ve sadece futbol konuşulsun. Yeşil sahalara dair...
Ne fanatik bir taraftarım, ne de tarafsızım. Bazı maçları izlemeyi seven biriyim.
Bu da orjinal Athena - Holigan şarkısı
kalbimizden kopuyor bu şarkı sana
 sanmasınlar ikimiz ayrı yollarda
 para pulla ölçülmez aşkımız sana
 hiçbir zam…

Survivor Dersem Çık Müzik Dersem Çıkma

Evet... Benim neyim eksik diye sorsam ?
Niye mi ? Bi benim mi başım kel ki Nihat Doğan ile ilgili bir yazı eklemiyim şu güzelim bloguma.
Gücenirse ne yaparım Nihat bana. Uykusuz geçer her günüm... Gecelerime birşey demiyorum.

Gelelim haberimize.

Geçtiğimiz günlerde Başbakan ve beraberindeki ekip Somali'ye gitmişlerdi. Bu ekibin içinde Nihat Doğan da bulunuyordu.

İlk şu detayı aktarayım. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kimlerle gideceğini sayarken dil sürçmesi ile Nihat'a da "hanım" demiş.

Nihat Doğan'ın Somali'ye ilk gittiğini duyduğumda aklımdan şu geçti:
" bizi kime emanet etti de gitti oralara Nihat ? "
Malum ülkesini seven ve her an düşünen biri kendileri.

Ve Nihat Doğan Survivor ile gündeme neredeyse hergün gelen bir şahıstı. Survivor Nihat Doğan özleşti.
Türkiye gerçeği, en son ne yaparsan üzerine o bir yapışır pir yapışır. Geçmiş de neler yaptığınız, başarılarınız pek hatırlanmaz. Daha ziyade artık önemsizleşir desek yeridir.

Sevgili Nihat Doğan'ı…

Benim Sevgili Köpeğim

Onlar, tarih boyunca insanların en hakiki dostu olmuşlardır. Köpekler...

Hemen hemen her insanın küçükkken bir köpek sahibi olma, ona bakma isteği olmuştur. Onlar filmlerin bile başkahramını olmuştur birçok zaman.
Hayat kurtaran ve ölümüne sadık bir dost.



Köpeklerin koku alma duyuları çok gelişmiş hayvanlardır. Aldıkları eğitimlerle birçok kişinin hayatını kurtardıkları o uyuşturucu operasyonlarında gösterdikleri olağanüstü performanslarıyla dillere destanlar.

Bu koku alma özellikleri üzerine Almanya/Schillerhöhe kliniği bir rapor hazırlamış. Bu raporun sonucuna göre köpekler, insanların akciğer kanseri olup olmadıklarını anlayabiliyorlarmış.

Bunu kanserli insanın nefesinde olması mühtemel olan farklı kimyasallar sayesinde anlayabildikleri sanılmaktaymış.

Akciğer kanserinin yanında deri, bağırsak ve göğüs kanserlerini teşhis edebiliyorlar.
Avrupa Kanser Vakfı, bu sonucun kanser teşhisinde güvenli bir yol olabiliceğini açıklamış.

Sadık dostlarımız köpekler, her şekilde bizleri düşünüyorlar.
Az…

Damağımızın Tadı Tuz

Biliyor musunuz  tuz; Farmasonluk sembolizmine göre  yaratıcı dişi yapıyı yani hayatı, anneyi ve kadını temsil ediyor.

Tuzun önemi çok eski çağlarda keşfedilmiş. Tüketimi ise o zamanlarda gayet bilinçli ve ölçülü iken medeniyetin ilerledikçe tüketimi çoğalmış.

Ve tuz sadece gıda olarak değil, birçok yerde kullanılmaktadır.

Tuzun Hristiyanlıkta vaftiz törenlerinde kutsal suya katılarak, kişiyi arındırdığı, temizlediği ve günahtan uzak tuttuğuna inanılmakta.

Tuz peki en çok nerde bulunur biliyor musunuz? Denizde diyebilirsiniz ama yerin metrelerce altınca denizden uzak birçok tuz madeni de mevcut.

Yeryüzünde yedi milyon kilometrekare deniz tuzu bulunmakta.

Evimizden soframızdan eksik etmediğimiz tuzun ise iyotlusunu tercih etmeliyiz.
Çünkü iyotlu tuz, guatr hastalığını önlüyor. Zeki gelişimine de kattkısı mevcut.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta ise yemeğin tuzunu, yemeğin pişmesine yakın atmak gerekiyor.
Böylelikle içindeki iyotu kaybetmemiş oluyor. Yemeğin başında tuzu eklendiğinde, yemek p…

Adres Değişikliği

Belki de yıllardır aynı adresde oturuyorsunuz. Kim sorsa evinizi gösterirler. Oyunuz o adrese çıkar. Çocuğunuz  adresinize göre okula gider.

Ve birgün işiniz düştüğünde, muhtarlıkda, bankada yada emniyette, memur size adresiniz yok. Sistemde görünmüyorsunuz deyiverir. Şaşırıp kalırsınız.
İtiraz edersiniz. Kızarsınız. E tabi kendinizce haklısınız.
Ama ne var ki Adres Kayıt Sistemi'nden silinmişsiniz işte. Memurun suçu ne ?

Peki nasıl oldu da silindi bu adres?..

Biri sizin adresi "yanlışlık"la kendi adresi olarak verdi nüfus müdürlüğündeki Adres Kayıt işlemi esnasında. Elinde de bunu ispatlayan bir faturası mevcut. Ki o olmasa aynı adrese iki aile kayıt yapılamıyor. Sadece birinci ailenin izni varsa imza karşılığı gerçekleşiyor bu işlem. O ayrı.

Peki bu yanlış adres karışıkları nerden geliyor ? Bir dizi yanlışlık ve hatanın sonucu ne yazık ki... En çok sorun yeni binalarda. Numaraları yanlış veriliyor.

Yada apartmanlar için konuşursak, vatandaş daire numarasını yanlış biliyor…

17 Ağustos ve Deprem

Bugün o büyük depremin yıldönümü.
Acılar, korkular ve unutulmak istenen ama unutulmayan o anlara dair herşey bir kez daha tazelendi.

Şahsım olarak o günü yaşadım diyemem. Ama şöyle söylebilirim.
Ben "doğa olayı depremi" yaşadım.
"deprem felaketi"  ni yaşamadım.

Neden mi böyle söylüyorum ? Benim ne evim yıkıldı, ne de bir yakınımı kaybettim. Ne de zihnime kazılacak o ( nasıl söylesem ki) manzaralara şahit oldum.

Sadece doğa olayı depremin doğal sarsıntısını hissettim ben. Can alan depremi, felaketler yaşatan depremi değil.

Peki deprem hangisi ? Doğa olayı mı yoksa can alan, evsiz yersiz bırakan bir felaket mi deprem?

Biz ne biliyoruz ki deprem hakkında. Ki çocuklara, çocuklarımıza depremi nasıl anlatacağız.

Çocuklara depremi anlatmak konusunda kitaplar mevcut. Ama bu kitapların hepsi çocuklara uygun mu? Adı üstünde çocuk kitabı deyip, her kitabı çocuğumuza almak ne kadar doğrudur?

İşte bunun altına çizen bir yazı paylaşmak istiyorum.
Bir Dolap Kitap ekibi bu konuya çok güz…

Al Yazmalım Umutsuz Ev Kadını İffet

Tüm kanalların en hareketli zamanları. Yeni sezon atakları birbiri ardına yapılıyor.
Ekrandaki bizleri dizi manyağı yapmaya her biri and içmiş. En az 4 yeni dizi ekrana sürülüyor birinde.
Hangi biri izlenecek ? Hangileri takip edilecek kadar güzel olacak ?
Ama en iddialı yapımlarını sona saklıyorlar. Tüm yeni dizilerin yanında eski bombaları da gelecek yakında. Az kaldı.

Yenilerden dikkatimi çeken, yine Amerikan dizisinin Türkçe versiyonu olacak olan adı net olmasa da Amerikan versiyonu olan Umutsuz Ev Kadınları olarak anılıyor.
Umutsuz Ev kadınları / Desperate Housewives dizisini bilen biliyordur. Arada sırada denk gelirsem izlediğim bir dizidir. En sevdiğim karakteri Susan 'dır. Deli dolu, azcık kaçık. Seçilen kişi Songül Öden.
Bree karakteri için Bennu Yıldırımlar seçilmiş. Bence en iyi o olmuş. Bree soğuk, kuralcı bir kadındır. Şöyle bir bakınca Bennu Yıldırımlar da onu iyi yansıtıyor bence.
Ama dersiniz ki tutar mı dizi ?
Bilemiyorum. Çoğu kişinin dediği gibi böyle tip, versiyon…

Kiralık Olmayan Ev

Evler ikiye ayrılır. Kiralık olan ve olmayan.
Kiralık olan evler ise evin sahibi ve kiracı tarafından çeşitli gruplara ayrılma özelliğine sahiptir.
Evsahibine göre kiralık evi kazanç kapısıdır. Az çoğunluğu ise evinde oturacak, kendine komşu olacak birini arar. Bu sebepledir ki kimisi evine itina ile bakar. Döşetir, yeniletir. Ki kirasını yüksek tutma bahanesi olsun.
Kimi de herşeyi gelecek kişiye bırakır. Ya da mevcut haliyle elbet bi alanı, tutanı bulur.
Bıktındır, bezgindir. Gelenleri de bezdirir kimi evsahipleri.
Soyunu, sopunu araştıranı da yok değildir hani. Kaç çocuğun vardır, yaşları kaçtır, ne ederler... falan filan... Gözüne girebildiysen ne ala bir kiracı olarak.
Kiracı çoğunlukla başını sokacak bir ev arar. Tabi kendince aradığı bir ev tipi vardır. Doğalgazlı olması mesela. Ya da farketmezdir ama hastası için bir alafranga wc olması şartı arar. Evsahiplerine göre bu istek fazla iken, kimi makul karşılar.
Peki sizce bunun masrafı kime ait olmalı? Kiracıya ait ise, kiracı o v…

Afrikada Çocuk Olmak mı Yoksa Anne Olmak mı Daha Zor

Çocuk hep çocuktur deriz ya her yerde. Bir yaramazlık yaptığında örneğin. Büyür o çocuk ama annesine göre yine hata yapsa, yine o dünkü çocuktur.
Çünkü annedir. Bir tanede olsa, beş tane de olsa hepsi en kıymetli varlığıdır bir anne için çocukları.
Bunu kim, hangi cüretle inkar edebilir ki?

Somalili anneler hariç...
Somalideki çocuklar hariç...

Orda çocuklar yaramazlık yapmıyor. Annelerinin onlar için gelecek hayali sadece edeceği bir dua.
Bir yudum su, bir lokma bulmak için edilen dua. Yaşasın yeter ki. Çocuklarının hepsi değil ama bari biri yaşasın diye edilen dua.

Ardında bıraktığı yüreğinin bir parçası. Vazgeçtiği bir parça. Evladı... Varı yoğu herşeyi bir annenin.
Ama seçmeli bir parçasını. Ki yaşasın o parça. Umudu olsun. Dayanağı olsun anacığının.

Ve bir umut geride kalan için. Belki çıkar bir sahiplenen o yavrusunu...

...

Hepimizin elimden, yüreğinden gelebilecek birşey O anneler, O evlatlar, çocuklar için.
Dua...

Rabbim  varlık içinde yokluk çekenlere de, yokluk içinde yokluk çekenl…

Tosun Paşa

Tanıyorsunuz değil mi Tosun Paşamızı. Kim tanımıyor ki.
Kemal Sunal'ın unutulmaz filmlerinden beri.

En son ne zaman izledim hatırlamıyorum. Ama eminim her karesi aklımızın bir köşesinde yerini almış faziyette.
Hal böyle olunca ufak kesinti bile insanın dikkatini çeker değil mi?

Elbette çeker. Ki çekmiş de zaten. Geçen haftalarda Tosun Paşa adlı sinema filmi TRT ekranlarında yayınlanmış. Ve farklı olarak. Yaklaşık 20 / 25 dakika kesintiye uğratılarak.

Nedeni olarak sonraki programın yayın saati gösterilmiş. İlginç. Bu ne itina böyle. Bu ne yayın saatine itaatlik böyle. Biz alışık değilizdir istediğimiz program tam saatinda başlasın.

Ve alışık olmadığımız diğer bir husus ise sevdiğimiz bir filmin gereksiz bir nedenle kesintiye uğratılmasıdır.
Kaldı ki bu film, Tosun Paşa ailecek izlenecek bir film. Hangi düşünce ile hangi karesi kesilebilir ki.

Sonuç olarak bu yaptığı suçmuş TRT'nin. Hiçbir hakkı yokken.
Sinema Meslek Birlikleri bu işin peşini bırakmaya niyetli değiller.

Türk Sinemas…

Bereketi Azaltan Haller

Mübarek Ramazan ayı içindeyiz. Allah bize daha nice Ramazanlar görmeyi nasip eylesin.

Dualarımızda hiç eksik etmeyiz ya evimizden, kesemizden bereket hiç eksik olmasın diye. Ve huzur.
Allah İnşaallah dualarımızı her şekilde kabul eder.
Evdeki bereketi hiç azaltmamak için yapılmaması gerekenleri sizlerle bildiğim kadarıyla paylaşmak istedim.

- Anne-babanın önünden yürümek.
- Cünup halde yemek yemek.
- Elbisenin söküğünü üstündeyken dikmek.
- Abdest aldıktan sonra üzerindekilerle kurulanmak.
- Evde örümcek ağı olması.
- Ayakta giyinmek.
- Gece yarısı evi süpürmek.
- Sofradaki ekmek kırıntısına hürmet göstermemek.
- Yemeklerin üstünü açık bırakmak.

Aklımda kalanlar bu kadar.
Nerdeyse hepsi bilmeden önemsemeden yaptığımız davranışlar. Mesela ben anne-babamın önünden yürürüm çoğu vakit. Ama bundan sonra dikkat edeceğim bir husus olacak.

Allah soframızdan, kesemizden bereketi,
Hanemizdan huzuru eksik etmesin. ( Amin.)

Dizi Dizi Hayatlar

Yaz dönemiyle ekranlarda nerdeyse 24 saat aralıksız dizi çıkıyor.
Her kanal, çoğunluğu eski dizileri gündüz kuşağında, yenileri yine akşam kuşağında yayınlıyor.

Eskilerden seçimleri genelde reytingleri yüksek olmuş dizileri.

Eski tatları sevenler için güzel. Benim için de iyi. İş de boş zamanlarda bakıyorum.

Yalnız... Bir diziyi 3 / 5 bölüm yayınlayıp sonra kesmelerine uyuz olmaktan ziyade fitil oluyorum. Madem yayınlayacaksın tam yayınla. Yada hiç.

Madem gündüz kuşağında izlenme telaşı var. Niye zırt pırt yayın düzenini değiştirmeyi göze alıyorlar anlamıyorum.
Bu çok sinir bozucu.

Buna en iyi örneği şahsen Atv için verebilirim. İki dizisini yaklaşık 10 bölüm yada daha fazla yayınladıktan sonra kesti.
Canım Ailem ve Elveda Rumeli.
Takip ettiğim iki diziydi. Ama artık onların yerine başka diziler geldi.

Gündüz kuşağında istikrar sağlayan bir kanal varsa o da KanalD
Haberler öncesi artık kaç tekrar olduğunu unuttuğumuz Arka Sokaklar dizisi yayınlanıyor.
Öncesinde de Yaprak dökümü mevcut şu an.

Selocanlara Veda

Rtük yeni kararlar almaya hazırlanıyormuş. Bu kararların ana konusu reklamlardaki çocuk oyuncular.
Alınacak yeni kararlarla çocuklar artık her reklamda oynayamıyacak. Yaşlarına uygun ürünlerin reklamlarında oynamalarına izin verilecek sadece.
Bu kapsamda Selocanlar artık olmayabilir. Ne de olsa telefon çocuklara göre bir ürün değil. Her ne kadar Türkiyemizde durum öyle olmasa da.
Buna göre Turkcell'in yeni reklamlarında artık Gülse, Sarp ve Engin Günaydın'a daha fazla ağırlık verir herhalde. Ve tabiki de Öztürkcel'ini de unutmamak gerek.
Neyse canım gerisi zati Turkcellin derdi.

Uygulama hayata geçerse iyi olur da mesela çikolata reklamlarında da oynamayacak mı acaba çocuklar? Yada dondurma.
Çünkü haberde çocuk bezi örneği verildi.
Çikolata her ne kadar çocuklar için olsa da fazla tüketilmemesi öneriliyor.
Bir de cips reklamlarındaki çocuklar. Onlarda mı olmayacak.
Ben de hep yiyecek üzerinden gittim. Ama aklıma başka bişey gelmiyor ki şu saatde de olsa.

Haa.. Birde uygulamaya k…

Bugün Ne Pişirsem

Bugün ve hergün yemek pişirmek zorunda olanların en büyük derdi işte bu sorunun cevabının ne olduğunu bilmemek.

Bugün ne pişirsem? sorusu sorulur. Ya kendi kendine, yada evdekilere.. Ama tatmin edici cevap hemen o vakit gelmez. Yada kararsızlık diz boyudur. Öyle gider akşama kadar.

Hele bir de Ramazan ayında. O telaş başka bir hal alır. Önemi artar bir kat daha.

Şu an bizde de o telaş var. Ne pişirsek acaba?
Martarlı bir yemeğin ortaya çıkacağı muhakkak ama nasıl bir yemek olacağı şu anlık muamma.
Martarlı yemeklerden, fırında martar, martarlı pizza öne çıkanlardan.

Diğer ana malzemeyi de patates olarak düşünerek patetesli yemeklere yöneldik gibi oldu.
Patetesli börek, fırında patetes.
İlla ki fırına birşey vereceğiz bu gidişle. O aşikar gibi.

Sonrasında ise tatlı tabiki de. İrmikli tatlılar şuan da ilk tercihimiz.
Revani yada irmik tatlısı mesela.

Evet... Bugün ne pişirsek de pişirsek. Afiyetle yesek sonra.

Benim gönlüm pizzadan yana. Gerçi ekmeklerde öylece duruyor ama. Onları da yumurtalı e…

İnternet - Özgür Dünya

Yine aradığımı bulamadım ama başka bir habere takıldım.
Aslında iki habere.
İnternet filtresinin hayata geçişi Kasım 22 tarihine ertelenmiş. İnternet filtresi ilk duyulduğundan tepkileri de toplamıştı. Hatta İnternetime dokunma adı altında eylem yürüyüşü bile yapıldı.
Bu internet filtresini isteyen kullanacaksa yapılan bu eylemler niye yapıldı ben anlamadım.

Haberde detaylı bir şekilde işlevi anlatılmış.
İnternet filtresini kişi kendi isteği doğrultusunda kullanmaya başlayacak. Hiçbir ücret alınmayacak. Kişi kendi internet sağlayıcısı olan işletmeye  başvurusunu yapacak.
Zaten ertelemenin nedeni de işletmelerin gerekli alt yapılarını sağlamaları için zaman tanımak.
Ve istenildiği taktirde filtreden vazgeçme imkanı da mevcut olacak.

Yani kimse kimseyi zorla filtre altına almak istemiyor.
Bu sistem evinde çocuğunun internet başında nerelere bakıyor diye dert edenler için çok uygun.

Diğer ikinci haber ise internet tarayıcımıza göre IQ 'muz hakkında tahmin yürütenler hakkında.
İE 6 yani,…

Teoman'ın Müziğe Vedası

Evet veda ettiğini, bıraktığını açıklamış Teoman. Daha doğrusu ara. Büyük ve belki de hiç bitmeyecek bir ara. Açıklamasından anlaşılan yani benim anladığım. O yeşil ışığı az da olsa yakmış ara diyerek.

Severim Teoman şarkılarını. Çoğu güzeldir.

İşte sevdiklerim arasından seçtiğim Kar tanesi ve O şarkısı.

Yeni şarkıları olmayacak belki ama eskileri de unutulmaz.

Teoman - Kar Tanesi

Ve

Teoman - O

Bekliyorum

Bir rüzgar bekliyorum O rüzgarla savrulmayı Çok uzaklara...
Ne kalmaya takatim var Ne de gitmeye. Bekliyorum rüzgarı Savursun uzaklara Bilmediğim, görmediğim. Yok olmak, unutulmak pahasına...
Kurumuş yaprak misali Hazırım. Döküldüm yerlere Bekliyorum savrulmayı sadece...

Uçuk - Başımın ve Burnumun Belası

Akşamdan başlayan kaşıntısıyla kabusum oldu. Aslında biliyordum, kaşımamam gerekiyordu. Ama pc başında işlerim aksayınca sinirimi kaşınan burnumdan çıkardım bende.
Şu an ise kızarmış ve kabarmış vaziyette ne yazık ki...


Hala kıpır kıpır ve yanıyor.


Bu yaz günü grip olunca bu uçuk kaçılmaz oldu ne yazık ki. Çabuk geçti diyordum ama işte grip gitti, uçuk geldi. Ama inanın gribi tercih ederdim.


Uçuk çabuk geçmiyor. Yara oluyor. Oyyy... Oyyy...


Şu uçuklar hep aynı yerde çıkarlar. Virüs vücutta yerini bulur. Ve vücudun direnci düştüğü an ortaya çıkar.
Benimki tam yerini bulmuş. Burnumun sol iç kısmı. Dışa doğru hemde. Az daha kabarsa tek burun deliğim kalacak desem abartmış mı olurum acaba? Eh biraz.


Uçuk konusunda tecrübeli biri olarak söylemeliyim ki,
Uçuğu çıkacağını anladığınız an sakın ama sakın kaşımayın. Benim hatama düşmeyin.
Beslenmenize dikkat edin. Direnç düştü ya çıksın, yükselsin ki uçuğumuz çabuk geçsin.
Ve fazla uğraşmayın. Kendi haline bırakmaya çalışın. O sizi oyuna getirmeye, g…

Yağmur Silecek Kibirimizi

Günlerdir beklenen geldi. Hemde gümbür gümbür desek yeridir. Ve ardından iz bırakacağa benziyor.
Kim mi ?
Yağmur.

Gelişi ani oldu. Şahsım adıma söylersem habersiz üstelik.

Ara ara azalsa da baya şiddetli yağıyor yağmur. Sokakta olanlar sırılsıklam. Kimisi memnun gibi. Kimisi şikayetçi görünmekte.

Bense izlemekten memnunum yani. Hele ilk zamanların içime dolu dolu çektiğim o toprak kokusu. İnsanı rahatlatıyor.

Şimdi yine delirdi yağmur. Şiddetini arttırdı. Hani göz gözü görmüyor denir ya ona yakın oluyor. Ama kısa sürüyor bu hali.

Geldim mi tam gelirim. Doyarsınız bana diyor adete.

Umarım herkesler ben gibi memnun olur bu yağmurdan.
Ramazanı bekledi yağmur. İki rahmet bir arada. Ne diyelim.

Sevgili Günlük

Hiç günlük yazdınız mı? Yazmaya kalkıştınız mı yada denemeye?

Günlük böyle birşey işte. Yazması söylemesi kadar basit değil kanımca. Yazmayı deneyenler oluyor mesela. Ama sonucu çıkmıyor. Devamı gelmiyor.

Ben denedim mi diye sorarsanız, hayır. Ama yazmayı düşünmedim değil. Tabi sadece düşündüm uyuşuk bir hayalperest olunca insan. Düşüncede kalıyor çoğu şey haliyle.

Aslında bir nevi günlük de tutuyor sayılırım. Gün içinde yazıyorum bloguma mesela. O da günlük yazmak. Dedikleri gibi sanal günlük. Yazıların başında "sevgili günlük" ibaresi yok. O da olsa tam olur.

Sonuçta öyle yada böyle yazılıyor. Yazmayı seviyorsak nihayetinde yazıyoruz birşekilde, bir yerde.

Yazması benden, okuması sizden. Ve belki de küçük bir yorum.