Ana içeriğe atla

Merdivenden Düşme Korkusu.


Aslında asıl mevzu, merdivenden düşme değil. O ilk düşmeden sonra hep düşecekmiş gibi korkmak asıl mevzu.

Aynen bir hatayı yapıp, sonra, tekrar yapar mıyım acaba korkusu yaşamak gibi. Bu bende çok oluyor. Öyle ki, hiç yapmadığım bir şey için bile bu şühpe içimde olur. Mesela, işyerini ben kapatırım. Ve her akşam acaba kapıyı kapadım mı ki sorusu ile kendimi yer bitiririm. Kapatır, ardımdan bakar, sonra biraz gider yine bakarım. Sonra baktığımı da unutur, ya kapamadıysam diye içime kurt düşürürüm. Tamam kabul, az biraz paranoya var.

Şimdi şu merdivenden düşme meselesine gelelim. Merak etmeyin hiç düşmedim. Ama.. ama, düşüyordum. Allahım korudu beni resmen.

Lisedeydik. Bir tören olacaktı ve herkes bunun için aşağı inmişti. Bizim sınıflarda en üst katta. Bende niyeyse geç kalmışım. Sebebini hatırlamıyorum. Bir başıma, hızlıca merdivenlerden iniyorum. Ki törene geç kalmayayım. Bir dönemeci geçtim yahut ikinciyi. Hızlıca inerken, birden ayağımın dengesini kaybettim ve ayağım burkuldu. Sonra birkaç basamak merdiveni resmen havada indim. Diğer ayağımada bir şey oldu. Resmen üstlerine basmıyorum ama iniyorum merdivenden. Ama elimle de korkuluğunu tutuyorum. Diyorum ya, resmen Allah korumuş beni. Sonra dengemi buldum ama iki ayağımın üstüne de basamıyorum. Öyle acıyorlar ki. Ama bir yandan da törene geç kalmaktan korkuyorum. Etrafa bakıyorum kimse yok. Yani o an, orda düşmüş olsaydım, beni en az bir saat kimse bulamazdı herhalde.
Bir müddet bekledim ve acım azalınca da inip törene katıldım. Ve hiç kimseye ne olduğunu anlatmadım. Çünkü o an neler olduğunu inanın ben bile hala anlamış ve idrak etmiş değilim.

Bu sebeple merdivenlerden mümkün olduğunca yavaş yavaş inerim. Böyle tuhaf tuhaf yapıyorlar birde onları var ya, binsaat inip çıkamıyorsun. Birde .. kaygan yapıyorlar ki, tutup hepsinden paspas yapıp, üstlerinden geçeceksin ki, anlayacaklar ne kadar kızgın olduğunu. Değil mi ama?

Merdivenden bahsederkene aklıma birde çok komik bir video geliyor. Videoda bozulmuş olan yürüyen merdivende bekleyen insanlar var. Öylece merdivenin yeniden çalışmasını bekliyorlar. Ki gidebilsinler. Yürüyen merdiven de demişken, sırf mecburiyetten dolayı, kullanmaktan korktuğum yürüyen merdivenlere alışmış biriyim. Hemde bu sene oldu bu olay. Belediyeye gitmek için illa ki yürüyen merdivenli köprüyü geçmemiz gerekiyor. Gıcıklığa bak ya. Yoksa ben alış-veriş merkezlerinde bile kullanmazdım. Alıştırdılar insanı. Ama ya alışmasaydım. Yaa.. bunu düşünen yok tabi. Gıcıklıkları da ordan geliyor zaten.

Yorumlar

  1. ben yürüyen merdiven denince tırsanlardanım bezelye.... gerçi bu ara bayağı şeyden tırsar oldum oda ayrı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende tırsardım ama dediğim gibi alıştık mecburen. :) Ama hala çok zorunlu değilsem kullanmam.

      Sil
  2. sen düşmekten kurtulmuşsun ya benim gibi merdivenlerle daha yakından ilgilenmek zorunda kalsaydın :( ben hep düşüyorum yaaaa :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya kurtulmasaydım, nasıl yaşardım bilmiyorum. :D Sizede Allah kolaylık versin.

      Sil
  3. korku insana neler yaptırıyor yahu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaptırıyor. Çok açık göz bu korku illeti çok. :)

      Sil
  4. benim inislerim tek basamak cikislarim cift basamak oluyo genelde :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :) Allah Allah.. bir nisbet kokusu aldım sanki..

      Sil
  5. Ben de hiç düşmedim çok şükür ama dediğin gibi hep ya düşersem korkusu içimdedir. Öğretmen olunca durum daha fena, düşersem düştüğüme yanmayacağım, dünya kadar öğrencimin önünde madara olduğuma yanacağım. İyisi mi aman dikkat!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? İnsan düşmeden de düşmekten korkabilir. Normal yani. :)
      Aman Allah korusun. herşeyi geçtim, Mazallah birşey olur falan.

      Sil
  6. güldüm valla.
    hadi iyi olmuş işte alışmışsın ki.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :)
      Evet alıştım. Ama bitşlerde şöyle birkaç saniye, ayağımın altından yer kayıyormuş gibi oluyor. :D

      Sil
  7. ilk paragrafta yazdığının aynısı benim kayınçemde de vardı :)) ehehe yok yok bende de vardır o dönüp bakma, emin olamama durumu.

    merdivenden düşmeyeceksin, rahat ol :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi bari o zaman. Bazen öyle inanıyorum ki, kapatmadığıma. Görmeden rahatlayamıyorum. :)
      Bu daha iyi oldu. :)

      Sil
  8. Kapıyı kapattığından emin olamayıp dönüp dönüp bakmaya takıntı diyorlar,
    Tedavisi var, yaşayacaksın merak etme :D

    Yürüyen merdivende de azbiraz ileri gitsen normalini görürsün, kimse seni yürüyen merdivene mecbur edemez. Yolun uzar ama, vaktim yok dersen sen bilirsin :)
    Yürüyen merdivene hayır :D

    Merdivenden de düşmezsin merak yapma, tabi arkanda ben yoksam :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takıntı ise iyi mi oluyor. :D
      aaa.. bilmiyordum. :D Ama o dediğin o uzun yolsa yok kalsın.
      hain.... hain...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…