Ana içeriğe atla

Sırılsıklam


Kapı açıldı ve içeri sırılsıklam olmuş halde girdi. Herkes O'na bakıyordu. İçlerinden en genç olanı:

Size ne oldu böyle? “ diye sordu. O'da aynı şaşkın gözlerle adama baktı, sonra üstüne baktı.

Ne olmuş, bir şey mi bulaşmış üstüme yoksa, ben göremiyorum.” dedi ve üstüne bakmaya devam etti. Soruyu soran genç adam, aynı şaşkınlıkla:

Sırılsıklam olmuşsunuz, daha ne olsun..”

Gülümsedi.

Bir camdan bakın hele, dışarıda yağmur yağıyor. Benimde ıslanmış olmam çok doğal değil mi sizce?”

Aldığı cevapla ne diyeceğini bir an bilemedi genç adam. Sonra masada karşısında oturan adamın, sus işareti ile oturdu yerine.

Kısa bir sessizlik sonrasında, sırılsıklam içeri giren Dolunay, toplantıyı başlattığını söyledi. Yaklaşık bir saat süren toplantı sonunda, canı sıkılmıştı artık. Arada dışarı bakmış, yağmuru seyretmişti. Sırf babasına verdiği sözü tutmak için geliyordu bu toplantılara. Ama hepten ilgisiz ve bilgisiz değildi. Sadece çok ince ayrıntılarda boğulmak istemiyordu. Arada O'nu cahil yerine koymak isteyenlere ağızlarının payını vermek, en büyük zevki olmuştu. İnsanlardan soğumuştu adeta şu bir sene boyunca. Öyle çıkar peşinde koşan, yalancı, düzenbaz, öyle riyakar insanlar tanımıştı ki. Artık önyargılı olmaya başlamıştı. Ondan da korkuyordu. Çünkü hep kendine önyargı ile davranılmıştı. O da öyle olmak istemiyordu.

Zengindi, saygın bir ailesi vardı. İyi bir eğitim almıştı. Güzeldi. Ve çevresindeki herkes tüm bunlara uygun davranmadığını düşünüyordu. Halbuki o sadece içinden geldiği gibi davranıyordu. Bugün de şemsiyesini unuttuğu için, yağmurda ıslanmıştı ve buna aldırmadan yağmurun tadını çıkarmaya karar vermişti. Oysa toplantıdaki herkes O'na anormalmiş gibi bakmıştı. Yağmurda ıslanmış olmanın nesi tuhaftı. Anlamıyordu. Sanki toplantıya bir sululuk katmıştı. Bunu düşününce bir an gülümsedi. Evet belki de sulu ve ıslak bir toplantı olmuştu.

Yorumlar

  1. İlk okuyunca sizin dükkanda yaşadığınız bir anı sandım ama,
    yok siz böyle yuvarlak toplanmazsınız :D

    ama bu Dolunay bana tanıdık gibi geldi.
    bak bu dedim kıza gördün mü :D

    Devamı gelecek mi ki acaba?

    YanıtlaSil
  2. " İşsizdim biliyordun , çaresizdim biliyordun
    yine de çok seviyordun .. ya sonra ? "

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonrasında masal biter.. çoğunlukla.. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…