Ana içeriğe atla

Ayakkabısız Kadın.


Toplantıya yetişmek için erken çıktığım iyi olmuş. Yoksa bu deli gibi yağan yağmurla felç olan trafikte yetişmek imkansız olacaktı. Geç kalmasam bile ıslanacaktım yok yere.
Ben şanslı idim, yağmur çok bastırmadan gelebilmiştim. Toplantı odasında, kapıdan geleni rahatça görebileceğim bir yere yerleştim. İnsanları gözlemleyerek zamanı geçiriyordum.
Gelenlerin çoğu aniden yağan yağmura fena kızmıştı. Yüzleri asık insanlarla dolmuştu oda. Derken, O, kapıdan göründü. Her gelen asık suratlı, çatık kaşlı iken, O, gülümsüyordu. O'nu gördüğüm an, içim serinledi. Mutlu oldum. Halbuki hiç tanımıyordum bile. İlk kez gördüğüm bu kadın, gülüşüyle benim o sıkıcı dünyamı aydınlaşmıştı işte.
Sonra birden, herkesin O'na bakıp, fısıltıyla konuştuğunu farkettim. Demek ki herkesin dikkatini çekmişti o gülüşü ile. Yoksa kılığı ve kıyafeti hiç abartılı değil, aksine gayet sade ve şık idi. Saçlarını salmıştı. Belki o ayrıntıya takılmışlardır. Resmi bir toplantıya, saçlarını toplamamış olarak gelmesini yadırgamış olabilirlerdi. Oysa bana göre, öyle güzel yakışmıştı ki.
Toplantı bitti, herkes dağılıyordu. Ben hala O'nu gözlüyordum. Dışarı çıkarken bir selam verme planları yapıyordum kendimce. 
O çıktı, bende peşine yol aldım. Tam ağzımı açıp selam verecekken, yanına biri geldi. Çok sinirli görünüyordu. Ve bağırarak konuşuyordu. Bu ne hal, nasıl böyle dolaşabilirsin, gibi laflar ediyordu kıza. Afallamış bir halde idim. Kızcağız ise, ona bağırmamasını söylüyordu. Gayet sakindi ve hala gülümsüyordu. O'na bağıran adam, bu umursamaz çocukça hareketlerinden bıktım dedi, son olarak. 
Kız, elini uzatıp bir şey diyecekken adam onun elini itti. Beklemediği bir hareket olduğundan dengesini kaybetti. Elindeki dosyalar düştü yere. Bense gayri ihtiyari hemen almak için yanına koştum. İşte o an, yerden dosyaları alırken, tüm bu yaşananların, toplantıdaki o fısıltılı konuşmaların nedenini anladım. Kadının ayağında ayakkabı yoktu. Sadece çorap vardı ayağında. Hemde çiçek desenli, şu kısa çoraplardan. O'da bunu gördüğümü farketti ve gözlerimiz ilk kez kesişti an, bana gülümsüyordu. Bende gülümsedim O'na. Dosyalarını uzattım. O sırada yanındaki adam da söylene söylene gitmişti.
Çoraplarınız çok güzel dedim, kulağına eğilip sessizce. Gülerek bende çok beğendim. Ama sanki kıyafetime uymadı gibi, dedi.
Sonrasında yağmurda ayakkabıların ıslandığını söyledi. Toplantıda ve gün boyu ıslak ayakkabı ile dolaşmak istememiş. Çantasında da tesadüf eseri bu çorapları bulmuş. Geçen gün, o çiçek desenlerini çok beğenip almış ve çantasında unutmuş. İyi ki unutmuşum dedi birde. Yoksa hepten çıplak ayak kalacaktım.
Samimiyetine güvenip, O'na bağıran adamın kim olduğunu sordum. Nişanlısı olduğunu söyledi. Söylerken yüzüğü ile oynuyordu. Ne kadar körüm ki o yüzüğü de o an ilk kez gördüm.
Yüzüğünü çıkardı birden. Yüzüme baktı. O güzel kahverengi gözlerine dalıp gitmek içten bile değildi benim için. 
Bu yüzüğü takmamın bir anlamı kalmadı dedi. Beni olduğum gibi kabul etmeyen, açıklamamı bile dinlemeyen biri ile nasıl yaşarım ki ben. Bugün iyi ki bu çorapları giymişim. İyi ki yağmur yağmış da, ben o yağmurda ayakkabılarımı ıslatmışım dedi sonra. Bense, kafam karışık ama mutlu olarak onu dinliyordum.
Elini uzattı, elimi tuttu sıcacık eli ile. O güzel, gülümseyen gözleriyle bakıp, teşekkür ederim, dedi. Şaşırdım bu teşekkür karşısında. Ne yaptım ki, dedim gülerek. Ve benim elimde elinde. Sıkıca tutuyorum. Bana gerçeği gösterdin dedi. Şu an bana, beni yadırgamadığını gösterdin. Hiç tanımadığın halde. Oysa nişanlımın yaptığını bak. Bu halimden daha kötü bir duruma düşürdü beni, herkesin içinde, dedi. İşte o an, yüzündeki o ışıltı biraz söndü sanki. İçimden küfürler saydırdım o an adama.
Sonra, gitmeliyim, dedi bana. Elimi bıraktı usulca. Peki dedim. Tam koridorda kaybolmuştu ki, aklıma geldi. İsmi ne idi... ah keşke sorsaydım. Ama öğrenmem zor olmaz diye düşünüyorum. Bu koca şirkette, başka ayakkabısız kadın yoktur ki zaten.
 

Yorumlar

  1. Wuhuuuuu yoksa bir hikaye mi başlıyor...
    Süperdi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :)
      Yok başlamıyor. Bu kadarcık. :) Ama istiyorum, bir hikayem olsun da, başlamaya korkuyorum.

      Sil
    2. ama hikaye gibi tadı damağımda kaldı :(

      Sil
    3. :) Eksik olma. Çok mutlu oldum.

      Sil
  2. vuhuu! eline sğalık bir çırpıda okudum ve bayıldım! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Bende bu güzel yorumların mutluluğundan bayılacağım şimdi. :)

      Sil
  3. aaaaa ama ne güzel hoş bi de anlamlı ki.
    bi de çorapla ne sempatik ama di mi.
    :)

    YanıtlaSil
  4. süperdi devamını bekliyoruz ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…