Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Davetiye Seçimi.

Yok canım, daha davetiye seçmedik. Ama işyerine gelen davetiyeleri artık alıcı gözü ile inceliyorum.  Fikir edinmek babında.
Mesela bu davetiye.



Siyah...
Yas mı ilan ettin arkadaş.. siyah düğün davetiyesi mi olur..
Böyle deyince de, düşünüyorum, büyük konuşma kızım, bak davetiyen simsiyah oluverir görersin, diyorum kendime. Ama olmaz, olmasın yani.. itici en başta.

Tıpkı bu konudaki sandık davetiye gibi. Hiç gerek yok. Zaten iki gün sonra çöpe gidecek bir şey için bu kadar gösterişe hiç gerek yok.

Yanlış mı düşünüyorum...
Siyah düğün davetiyesi  mi olur arkadaş..



Bitmeyen Şarj mı... ?

Şimdilerde ekranlarda dönen, operatörlerin akıllı telefon şarjını çekim güçleriyle arttırdığını söyledikleri o reklamlar var ya.. Turkcell ve Vodafone bunlar. Biri yüzde 25 diğeri yüzde 50 katkı yaptığını iddia ediyor. Sonra Avea çıkıp diyor ki, bizimkilerde çabuk bitiyor. Diyor ki, bariz sizi kandırıyorlar.
Düşünüyorum.
Bende iki aydır akıllı telefon kullanıyorum. Telefonumu gündüzleri hiç kullanmam. Kimseyi aramam, kimsede aramaz. Arada gün içinde patronla saniyelerin dakika olmadığı sürelerce konuşurum. Ama akşamları wife açılır, en az iki saat olarak neti kullanırım. Telefonda bir yeri açtığımda hemen silerim. Ekran parlaklığı otomatiktedir. Modu güç tasarrufundadır. Hal böyleyken şarjı iki gün dayanıyor. Hattım Vodafone bu arada.
Özetle bende diyorum ki..
Telefondur şarjı biter, şarja takarsın geçer.
:D





Şeref Meselesi Dizisi.

Baştan söyleyeyim, bu bir bumads içeriği değildir arkadaşlar. :D İlk olarak diyeceğim şu: şeref meselesi değil bu iş dırdır meselesi. Zira, dizide Zeliha sultan, annecik, dırdırı ve laflarıyla önce kocasının babasını kalpten öldürdü. Sonra da kocasının intihar etmesine sebep oldu. Niye.. çenesini tutamadı da ondan.
Bu iki ölüm, dizinin başı ve sonu oluyor. Kayınpederin ölümüyle yeni hayata atılmışlardı. Bakalım babanın ölümüyle hayatları nereye akacak.
Bunun haricinde diziye şöyle kabaca bakarsak, Kuzey Güney dizisini anımsayabiliriz. Genel olarak konular bir gidecek gibi görünmekte. İki erkek kardeş. Biri asi, serseri, vurdumduymaz. Diğeri sakin, okuyor, ailenin umudu. Ve ikisi de aynı kıza aşık olur. Kız yine okuyanı seçer. Yani yine başta Kuzey Güneyde olduğu gibi. Bakarsın, gönlü ilerde Yiğit'e kayar.
Tabi burada Kuzey'in hakkını yemeyelim. Yiğit daha serseri. Hatta hırsız. Önüne çıkan her kıza en basit tabirle asılıyor.
Dizi, 5 sene sonrası ile başlıyor. Yiğit ma…

İnterstellar – Yıldızlararası

Güzel bir pazar kahvaltısından sonra durağımız sinema oldu. Filmin adı: İnterstellar. Bizdeki Türkçe adı: Yıldızlararası Yönetmeni: Christopher Nolan. Nişanlım kendilerini pek övdü. Her filmini izlemiş, tereaddütsüz de her yeni filmini izlermiş. Zaten film onun seçimi. Bana kalsa Deliha'ya giderdik. Zira bilim kurgu filmler pek ilgimi çekmez. En son, uzay konulu Armageddon filmini izlemiş biriyim. Evet, filmin konusu uzay, dünya, gelecek ve yaklaşan karanlık bir son. Tipik Amerikan filmlerindeki dünyaya kazık çakma merakı bu filminde temelini oluşturuyor. Dünyanın sonu geliyor. Kıtlık baş göstermeye başlamış. İnsanlar hastalıklardan ölüyor. Dahası toz fırtınaları yaşamı tehdit ediyor. Tüm bunlar olurken, başkahramınız ( Matthew Mc Conaughey) ve ailesi, hayatlarına normal seyrinde devam ederler. Kahramanımız eski bir pilot. Ayrıca mühendis. Tabi sıradan biri asla değil. İşinde bir numara. Aranan isim. Kaza geçirmiş sonrada işi bırakmış. Ama tabi hala uzaya merakı var. …

Bakış Açısı.

Bekleme odasında sessizlik hakimdir. Yan yana oturan kadınlardan yaşlı olanı, yanındaki kadına bakar. Göz göze gelirler. Başlarıyla birbirlerine konuşmadan selam verirler. Elleri göbeğinde, dirseği ile yanındaki kadını dürter:
-Sizin sorununuz ne?
-Çocuğum bizimle konuşmuyor.
-Küsmüş mü?
-Öyle değil, kimseyle konuşmuyor. Çiçekle böcekle, sokaktaki kedi köpekle konuşuyor. Bizimle konuşmuyor. Cümlesini sesi titreyerek bitirir. Gözünden damlamaya çalışan damlaları usulca siler. Diğer yanında oturan kocası, karısının elini tutar. Konuşmaz, ama gözleriyle teselli eder.
Yaşlı kadın, etrafına bakınır.
-Çocuk nerede?
Kadın ona sorduğunu gözgöze geldiklerinde anlar.
-Evde...
-Kim bakıyor ona?
-Dadısı.
-Onunla konuşuyor mu?
-Hayır. Sesi sert ve net çıkmıştır bu sefer. Yaşlı kadın, ellerini yine göbeğinde birleştirerek:
-Ya konuşuyorsa..
Kadın, kocasına döner. Kadın bir şey demeden, adam:
-Neden yalan söylesin, konuşmuyordur.
Kadın yüksek sesle:
-Kovarım çünkü onu !
Birden etrafına …

Sirke Sinekleri.

Efenim, size İbrahim Saraçoğlu'ndan öğrendiğim, yediğimiz içtiğimiz kullandığımız yiyeceklerin doğal olup olmadıklarını anlamamıza yarayan bir yöntemi söylemek istiyorum. Sinek. Saraçoğlu'nun deyimiyle sirke sinekleri. Eğer ki, aldığınız sirkenin gerçek sirke olduğunu anlamak istiyorsanız, küçük bir kaba az bir şey dökün o sirkeden. Bekleyin. Eğer ki sinekler geliyorsa, tamam, o sirke gerçek sirkedir. Meyveleri de bu şekilde test edebiliriz. Hormonlu, ilaçlı meyvelere sinekler bile gelmiyormuş blogdaşlar. Sinek dediğimde hani şu küçük sinekler. Bozulan bir şeyin üstünde bitiverirler ya.. Hani, artık diyoruz ya, içinde kurt varsa o meyve yenir. İşte sinek gelen yiyecekte yenir. Çünkü sineklerde sadece doğal olana geliyormuş. Misal, geçen aldığımız sirkeye hiç sinek gelmedi. Ama ondan önce aldığımıza gelmişti. Onun ağzı açık kalmış ve sinekler hemen gelmiş. Ama işte o gelenin markası ne idi, onu unuttuk. Düşünüyorum da, sinekler artık mide bulandırmayacak gali…

Kaçış.

Mektup yazayım dedim ama vazgeçtim. Okusalarda yine anlamayacaklardı. Anlamıyor olmaları tabiki işime geliyordu. Günlüğüme kilit vurma yahut saklama derdim olmuyordu. Elyazımı hiçbiri okuyamıyordu. Bu yüzden ardımdan mektup bırakmak saçma geldi. Birkaç önemli eşyamı alıp çıkacaktım. Bu gidiş anı bir karardı. Nereye gidecektim bilmiyordum. Ama gitmeliydim. Gittim de. Sabah kimse uyanmadan evden ayrıldım. Otobüs durağına gittim. Oturmuş, otobüs beklerken ayağımın dibinde yavaş yavaş ilerleyen salyangozu farkettim. Telefonumu çıkarıp resmini çektim. Sonra başladım onu seyretmeye. O yola çıkmadan otobüs geldi. Gözüm onda otobüse bindim. Aklım o küçük salyangozda kalmıştı. Otobüs, saatin erken olmasına rağmen kalabalık sayılırdı. Cam kenarı tek kişilik koltuğa denk gelip oturdum. Yol boyunca camdan etrafı seyrettim. Evimize çok da uzak olmayan bir sahil piknik alanı varmış, onu farkettim. Dahası evimiz doğaya çok yakınmış bunu farkettim. Otobüsün son durağında indim. Burası çarşının…

Kupa Bardak Meselesi Değil Mesele..

Efenim, anlatıp içimden atmak istiyorum. Mevzu eski aslında, yeni değil. Ama bayadır uğramıyorlardı. Bu ve bu konuda bahsettiğim insanlar, yine bize çay kahve almaya gelmeye başladılar, sağolsunlar ! Bu uzun aradan sonra ilk geldiklerinde, çay bardağı altlığı aldı. Ve hayret verici şekilde alıyorum dedi. Geri getireceğim, dedi. Bende en uyuz halimle “ İnşaallah..” dedim. Ne demek istiyorsun dedi bana. Diğerleri geri gelmedi dedim. Onları çocuğum kırdı dedi. Sonra gitti, getirdi. Mutfağa koymadan bana gösteriyor. Şimdi akılları başlarına gelmiş, az biraz normalleşmiş gibi gelebilir. Banada öyle geldi. Ama bunlar sadece göz boyamasıymış herhalde. Dün, yine geldi. Çıkarken camdan gördüm ki, mutfaktan izin almadan kupa bardak almış gidiyor. Sinirlerim zıpladı. Patrona dedim. Ben konuşacağım dedi. Bugün, patron çıktı, o geldi. Sanki adamın gidişini bekledi. İçime fesatlık kaçtı napıyım. Mutfağa geçmeden dedim, o bardağı bırakıyorsun, ne alacaksan öyle alacaksın. Alıyorum diye m…

Ruh Öküzü.

Yıllardır meğer kandırılmışız. Yok yere ağıtlar yakmışız. Yollara düşmüşüz. Yana yakıla, deli divane aranmışız. Meğer hepsi boşuna imiş. Boş bir uğraşmış. Boşuna bekleyişmiş. İnsanın ruh eşi diye bir şey yokmuş.
Ama... hemen üzülmeyin canlarım, ruh eşimiz yok belki  ama ruh öküzümüz var. Hemde garantili. Hem bulması hem bir ömür yanınızda olması garantili bu ruh öküzlerinin.
Neden mi..
Eş değişir, öküzlük bâki kalır da ondan.
Özetle, artık ruh öküzlerimizi aramalıyız. Aramak mı dedim, aramaya gerek yok. Bulmak garanti.
Ve bir ömür mutluluklar...



Not: Bu konudaki ilham kaynağım Eti Maximus ve reklam ekibine saygılar...





Dahası...

Tüm hırçınlığım, sana olan özlemimden. Dahası sevgimden. Dahası hep yanında olmak istememden. Dahası hep seninle konuşmak istememden. Her ne kadar yanında dilim tutulsada. Tüm hırçınlığım gururumdan.. Özledim diyemiyorum diye. Hep güzel sözler duymak isteyip susmamdandır bu hallerim. Dahası... sevgiye yeteneğim olmamasındandır tüm hırçınlığım...