31 Aralık 2017

Yeniler ... Çok Güzeller...

Merhaba herkese...
Nerdesin sen diyenlere, ufak bir açıklama yapmak istiyorum.
Malum, artık çocuklu bir kadınım. Vakit kalmıyor. Gerçi kalmasına kalıyor da, insan bir süre ayrı kalınca biraz soğuyor açıkcası.
Bu da senenin son itirafı olarak kayıtlara geçsin. :)
E bir de ikinci çocuk olayı var. Kısmetse nisan ayında dünyaya merhaba diyecek bir kız evladım daha olacak İnşaallah.
Bu da senenin son mazereti olarak kayıtlara geçsin madem. :D
Yalan yok gelmeyi istiyorum. Bir yanım özledi buraları. Yazmayı.. Okumayı...
Bakalım.. Yeni yılda İnşaallah daha çok uğrar, daha çok buluşuruz yazılarda sizlerle.
Evet.. Bu da bu senenin son temennisi olarak kayıtlara geçiyor.
Herkese Rabbim, Sevdikleriyle, sağlık dolu güzel bir sene geçirmeyi nasip etsin. Tüm dilekleriniz hayırlısıyla gerçekleşsin İnşaallah.
Sevgiler...
Saygılar...
Görüşürüz...

;)




11 Aralık 2016

Fazla Suyunuz Var Mı ? ...

Küçük kız, camdan dışarıyı seyrediyordu. Yan dairede oturan, arkadaşı Ebrar, abisiyle su savaşı yapıyordu. Susamıştı. Ama içmiyordu. Eğer içerse çişi gelirdi. O zaman yine ellerini yıkamak zorunda kalırdı.
Birden, camdan dışarı bakmaktan vazgeçip, gözlerinin içi parlayarak mutfağa koştu. Eline boşalmış sürahiyi alıp, sessizce evden çıkıp, yan komşunun kapısını çaldı.
Kapıyı Ebrar'ın annesi açtı. Eslem, gülümsedi ve elindeki sürahiyi uzatarak:
- Fazla suyunuz varsa bize verir misiniz Müzeyyen teyze ? !..
Kadın şaşkın bir şekilde:
- Fazla su mu?
Diyebildi.
Eslemlerin dairesinde su tesisatında sorun oluşmuş. Yapılması için para gerekli. Ama şu an Eslem'in babasında o miktarda bir para yokmuş. Babasının patronu avansını da maaş günü bir hafta sonra diye vermemiş. Yani Eslemlerin evinde birkaç gün daha sular kesik.
Eslem o yüzden susamış bir şekilde, suyla oynayan arkadaşına bakıyordu. Susuz yaşadığı birkaç günde, küçük yaşına rağmen, suyun değerini anlamıştı.
O küçük aklıyla, çişi gelmesin de, tuvalete gitmesin de, su boşa gitmesin diye, susadığı halde su içmeyen Eslem.
Komşusu su ile arabasını yıkarken, o elini yıkayacak suyu gram gram kullanmayı öğrendi.
Sonra düşündü ki, komşusunun suyu demek ki fazla.
Bir sürahi de onlara verse suyu azalmaz ki..
Değil mi..



15 Kasım 2016

Bir Çocuk Geçer Yanıbaşımızdan...

Bir çocuk geçer yanınızdan.
Yanıbaşınızdan.
Farkettin mi o minik ellerini, ayaklarını.
Kapadın mı yoksa gözlerini bir an...
Bir çocuk geçer yanımızdan.
Çok çok yakındır. Dokunursun. Görürsün.
Farkedemezsin ama belki..
Gün gelir seslenir sana.
Duyar mısın? Elbette duyarsın.
Ama ya anlamak.. Anlayabilir misin,
Yanından geçip giden o çocuğu...
Büyümeden.
Senden,
Yanıbaşından uzaklaşmadan
Anlayabilir misin?
Gerçekten farkedebilir misin O küçük çocuğu..
Büyürken nasıl da geçer zaman.
Farketmezsin bile...
Gözünü açtığında, artık yanında olmayacak kadar büyüktür o çocuk...
Geçip giderken göremeyiz çoğu zaman.
Bir insan büyür de, biz farketmeyiz bile...
Bir insan büyütürüz de, farkedilmeyiz bile...



17 Ekim 2016

Doğum Günü Böreği... :)

Herkeslere öncelikle kocaman bir selam yolluyorum.
33 yaşında, evli ve bir erkek evlat sahibi bir kadınım artık.
Nereden mi çıktı şimdi bu?
Takvimler bugün 17 Ekim'i gösteriyor ya, oradan.
Yani bugün, bu uyuşuk hanımın doğum günü. Tam 33 olmuş bulunmaktayım. Yolun yarına az kalmış. :D

Oğlumla birlikte ilk yaşıma girdim. o ayrı sevinç, ayrı bir duygu.
Şuan kendisi, yerde dolanıyor. :D

Başlıktaki börek kısmına gelirsek eğer, o da eşimin süprizi diyelim. :D
Kendisi pasta türü tatlı şeyleri pek sevmediği için, sabah işe gitmeden, pasta niyetine bana börek aldı geldi. Kahvaltıda bir güzel yedik.

Hatırlar mı acaba diyordum ama hatırladı. Ya da birileri hatırlatmış da olabilir. Babaannemiz biliyordu, söyleme demiştim ama bir ihtimal demiştir diye de düşünüyorum.
Aman canım ne farkeder, demeyin. Hediye de gözüm yok, sadece hatırlanmak güzel bir duygu.
Yalan mı...

Sevgiler yolluyorum hepinize...


2 Ekim 2016

Ek Gıda Ve Ortam Polisliği

Öhh.. Öhhh...
Geldim, buralardayım demiştim değil mi?
Bunu dediğimin üstünden aylar geçmiş.. iyiki de yılları devirmemişim.
Beni yani bizi sorarsanız, iyiyiz.
Oğlum 8. ayını bitirdi.
E bende bu 8 ay boyunca birikmiş az biraz birşeyler var. Misal ek gıda olayı.
Bir anne, çocuğunun ek gıdaya geçişine sevinir. Ama bazen çevredeki insanlar anneyi bu geçiş döneminde maalesef çileden çıkarır. Hele birde çocuğunuz alerjik bir çocuksa. Bir bakmışsınız, ortam polisi oluvermişsiniz.
Nasıl mı?
Efenim, nedendir bilinmez, başta anane ve babaanne olmak üzere, dedeler de dahil, çocuğun ağzına ne bulurlarsa tıkma yarışına giriyorlar.
Yesin, yesin.. alışsın.. kaç aylık oldu.. yiyecek tabi..
Sanırsın çocuk 90 yaşında oldu, dünya nimetlerinden tadamadı.
Şimdi, onlar da kaç çocuk büyüttü. Kaç yaşında insanlar, senden iyi mi bilecekler, diyenleriniz olabilir. Olmasın ama içinizden birkaçı diyebilir. Desin.
Ama hiç sormuyorlar efenim, bu çocuk öyle herşeyi yiyebiliyor mu?
Yaaa... yiyen var, yiyemeyen var. Maalesef.
Misal benim oğlum. Süt ve süt ürünlerini tüketemiyor. Alerjisi var. Şimdi biri gelip oğluma peynir vermeye kalksa, o çocuk kızarıp kabarsa, kim suçlu? Cevap verin bana...
İşte öyle herşeyi çocuğun ağzına tıkmakla, herşeye alışsın demekle olmuyor bu işler.
Ay birde çikolata, tatlı vermeye pek meraklı oluyorlar.
Neden?
Var mı bunun cevabını bilen...
Biliyorsanız söyleyin lütfen. Nedenini çok merak ediyorum şahsen.

İşte, çocuğum büyüdü diye sevinirken, üstüne bu tip sorunlarla başetmeye de çalışıyorsun.
Altta ve üstte 2şer adet olmak üzere toplam 4 dişimizle, ağzımıza herşeyi atıyoruz. Havucu bile dişliyoruz.
Ve
Ve..
Ve biz çok tatlıyız çok.
Maaşallah.. Sühbanaallah..



10 Haziran 2016

Annelik; Doğuştan mı Demeli İçgüdüsel mi... ?

Yeri geldiğinde çekinmeden söylediğim, aldığım cevaplardan gocunmadığım bir şeydi. Ne mi ? yeni doğmuş bir çocuğu kucağıma hiç almadığım. Yeğenlerimin hiç birinin altını dahi hiç değiştirmediğimdir.
Şimdi ne mi oldu?
Başlıktaki ikilemdeyim.
Annelik öğrenilmiyormuş. Kendi kanından canından olan evladını kucağına aldığında herşey kendinden oluyormuş.
Ayy.. ben yapamam diyemiyormuşsun. Tutamam, küçük, hiç demiyorsun. Alt değiştirme işi kendinden gelişiyormuş.
Annelik sanırım yarısı doğuştan yarısı içgüdüsel bir olay. Zira günler geçtikçe bilmem kaç çocuk yetiştirmiş kim olursa olsun, çocuğuna bakmasında hep bir kulp buluyorsun. Beğenmiyorsun. Çocuk öyle tutulur mu, yok öyle yapılmaz da daha neler neler..
Yani anacığım, iyiki ana oldun kimseyi beğenmiyorsun artık, modunda oluyorsun.
 ........................
Yukarıdaki kısmı aylar öncesinden yazmış idim. Ama gel gör ki, yayınlamadan öylece kalmış. Kaldı yani..
Aylardır yoktum, farkındasın de mi güzel okuyucuğum benim.. olmaz mısın hiç... sen benim kıymetlimsin ya... az yağ yapayım da yokluğumda kaçan keyfin yerine gelsin.

Ben oğluşumla günümü gün ediyorum.
herkeslere kocaman sevgiler yolluyorum...

arayı açmadan gelmeye çalışacağım İnşaallah..
İyi Ramazanlar...