12 Nisan 2021

Durum Modu Gevezelik

Pazartesi muhabbeti var de mi...

Ama moralim hiç yok benim bugün. Aslında birkaç gündür. Sebebi birçok şey aslında ama sadece bir şey. 

Anlatmak istesem de vazgeçtim. 

Birazda rahatsızım aslında. Cuma ve cumartesi boğazım acıyordu. Dün öksürük başladı. Kuru öksürük. Bugün sabah yine var gibiydi ama geçti o da. Böyle bakınca korona gibi duruyor. Ama hep evdeydim. Perşembe pazara gittim. Ki gidip gelirken ayaklarımdan acayip üşüdüm. Gelince de birşey yapmadım. Sabahında boğazım acıyordu zaten. Üşüttüm mü boğazım acır direk. Oğlumda aynı. Zaten kötü ne huyum varsa almış. Kız desen ayrı âlem. O kadar zıtlar ki. Geçen onlara bakıp zıtlıklarını düşündüm. Nasıl kardeş bunlar ya, demedim değil  :))

Günlerim iyi ve verimli değildi bu hafta. Sinirli ve hastalıklı geçti. Bu hafta yine ve hatta şuan canım yine içli köfte istiyor. Dolaptan çıkarıp pişirmek istiyorum. Ama o tadı aklıma geliyor. Vazgeçiyorum. Git gellerdeyim anlayacağınız üzre. Bakalım akşama var daha. Ama bu bezgin ruh halimle kesin yapmam ya neyse...

Sinirli iken, önceden sinirimi bozan insanı gördüğümde, herşeyi beni rahatsız ediyor. Yaptıkları söyledikleri geliyor aklıma herhalde. Bugün meselâ, blogları dolaşırken, böyle sinir olduğum birinin yorumu beni acayip sinir etti. Hatta cevap vereyim dedimde yapmadım. Neyseki öfkemle hareket eden bir insan değilim. 

Aslında öfkeli yada sinirli bir insanda değilimdir. Yani çabuk sinir olan o tiplerden değilim. Yorgunsam  daha çabuk sinir olurum. Yakın olduğum kişilere daha çok sinirlenirim. Ve bunları şimdi niye anlatıyorum bilmiyorum. 

Bazen kimsenin beni anlamadığını düşünüyorum. Herkesin ...

Neyse burda bitirelim. 

.....

Hayırlı Ramazanlar olsun Inşaallah. 

Rabbim şükür kavuşturdu. Güzel günlere vesile olsun Inşaallah. 

....

......


8 Nisan 2021

Kelime Oyunu 19


 Ertelenen Hayaller


Küçük bahçeli bir ev. Önünde geniş verandası. Bahçe kapısından verandaya kadar patika yol. Yolun kenarı rengarenk akşam sefaları ile âdeta çit gibi kapatılmış. Bahçenin kenarında  sıralı  beyaz zakkumlar. Evin bir yanında kocaman bir erik ağacı. Yana uzanan kalınca dalında bir salıncak. Az berisinde oturaklar. Yazın sıcağında hararet basınca gidilecek bir liman. 

Diğer yanında sırasıyla biber, patlıcan ve mısır. Veradanın bir kenarında boylu boyunca çilekler. Kapıda kapaklardan yapılmış el emeği sineklik.

Içeride oturmuş 30 senelik evli, Hikmet bey ve Nimet hanım. Televizyonda eski sahil güvenlik dizisini izliyorlar. 

"Size yine hararet bastı herhalde Nimet hanım. İç çekip duruyorsunuz belli bir süredir. "

"Şu kumsalın güzelliği. Denizin çekiciliği. Özledim ben o kokuyu Hikmet bey."

"Şimdi David dururken kuma denize çekici demekte ayıp olmasın Nimet hanım. "

"Asıl sizin yanınızda Davide çekici demek size ayıp etmek olur Hikmet bey. "

Öper karısının mis kokulu saçlarından. 

"Özledin biliyorum. En az o haylaz torunlarını özlediğin kadar özledin denizi. Diziyi açtığın ilk an anladım ben. Ama elden de birşey gelmiyor Nimet hanım. Bu korona illeti bitmeden denize de torunlara da olan hasret bitmez."

"Bari torunlar geleydi Hikmet bey. Onların hasreti bitseydi. Aşı olduk işte. Niye gelmezler ki hâlâ. "

"Eee... ikisini de doktor eden biziz Nimet hanım. Bilemedik böylesi günlerin geleceğini... Aşı olduk olmasına da tehlike bitmedi ki ... bulaştırma riskimiz var hâlâ... Sen hele şu erikler gibi dallarında heba olmadan çilekleri toplada reçel yap olmaz mı?"

"Dizi bitsin de."

"Kapama kendini dört duvara. Çık bahçeye. Dua edelim de böylesi evimiz varmış. Apartman dairesinde oturuyor olsa idik geçmezdi şu günler geçmez..."

"Eline emeğine sağlık. Minik bir orman oldu sanki bahçe Hikmet bey. "

"Seninde eline emeğine sağlık Nimet hanım. O bahçeyi güzel eden sensin. "

"Sen ve o tatlı dilin. Hayat sensiz pek tatsız olur Hikmet bey. Sakın beni tatsız tutsuz eyleme şu dünyada. "

"Sende beni Nimet hanım sende beni... "

Yerinden kalkar ve eline bir leğen alıp verandaya çıkar Hikmet bey. Peşine de Nimet hanım çıkar. 



....

......

........


5 Nisan 2021

Durum Modu: Gevezelik

Kaldık bu saate. Ama geldim. 

Cumadan beri dolma sarıyorum. Devamlı olmasa da sarıyorum yani. Bugün bitti şükür. Dolabta yer açmak için çıkardım. Bayada varmış. Cuma yemeğe pişirdim. Buzu çözüldü geri koymayayım dedim. Ara ara sardım. Bugün bitti. Pişirmeden koyacaktım. Sonra dedim kendime, geri koymamak için uğraştın. Tencereye alıp pişirdim bende. Cumadan kalanları da koydum. Üç kap dolma hazır. Oh mis. Ramazana arada yeriz afiyetle İnşaallah. 

Yapmaya üşenip hazır yapılmışını alayım dedim. Pişman oldum. Ne mi? Içli köfte. Yapmayı beceremiyorum diye almak iyi fikirmiş gibi gelmişti ama damak tadı farklı oluyor işte. Yapan yabancı değil. Ama benim yaptığımın şekli bozuk olsada tadı daha lezzetli imiş. Bir kere ilk tuzsuz geldi. Ki çok tuzlu yemeyiz de biz. Birde kıyma kokusu geldi. Soğanı vardı ama kıymanın o çiğ kokusu gitmemiş. Baharat yoktu ondan herhalde. Bilmiyorum. Maydanoz da yoktu. Ben yemeklere, pulbiber, karabiber ve kimyon üçlüsünü illâ koyarım. Çocukların yediği yemeğe kararınca. Sadece bizim yediklerimize de bolca koyarım. Damak tadım alışmış galiba. Halbuki gece rüyalarıma girmişti. Pişirdim pişirdim durdum rüyamda içli köfteleri. O derece hayaller içindeydim ben yiyeye kadar. Düşünün artık nasıl hayal kırıklığı yaşadığımı.  :(

Kırkayak paniğinden beridir evde kırkayak görmemiştim. Geçen gece çocuk kucağımda, mutfakta denk geldim. Işığı açınca kaçacak yer aradı. Gitti bulaşık makinesinin altına. Sonra gelde uyu. Huylandım. Sanki evin her yerinde onlar var. Fır fır dolanıyorlar karanlıkta. Iyykkk...

Başka neler var bakalım.... hımmmm...

Okula ara verdik. Oğlumunda canına minnet. Sormuyor bile artık okulu. Şimdi gidiyoruz desem kesin yine gitmem diye ağlar. 

Turşu kurdum bu zamanda. Karnabahar ve mor lahana. Karnabahar ile seviyeli olan ilişkimiz bu sayede sevgi yumağı oldu diyebilirim. Turşusunda o tadı hiç yok. Biz sevdik turşu halini. Deneyin belki sizde seversiniz. Mor ise eşimin isteği. O da güzel oluyor. Sert ve kütürlüğü gitmiyor.

Şimdilik bu kadar. 

Yayınlayayım da pazartesi bitmeden 🤣

....



1 Nisan 2021

Kelime Oyunu 18

 


Minik Güneş 'in Duası 


Güneş, 5  yaşında, sapsarı saçları, bal rengi gözleri olan, akıllı mı akıllı bir kızdı. Ama bu günlerde biraz üzgündü. Annesi hastaydı. Ve yanına gidip ona sarılamıyordu. Yanına yaklaşmayı bırakın da odaya girmesine bile izin yoktu. Evde babası da maskeyle dolaşıyordu.  Oysa Güneş annesini çok özledi. Bu soğuk günlerde annesinin koynunda hem ısınmak hem mutlu mutlu uyumak istiyordu. 

Geçen gün dedesi geldi. Babası ona niye geldin diye kızdı hatta. İnsan babasına kızar mıydı hiç diye düşündü. Kızardı elbet dedi. O da bazen babasına kızardı ama belli etmezdi pek. Sonra zamanla geçerdi kızgınlığı. Gider öperdi babasını. Babası da şaşırırdı bu öpücüğe. 

Dedesi geldiğinde annesinin hastalığının sebebinin Güneş olduğunu söyledi. Babası ona olmaz dese de dedesi ısrarla sebebinin Güneş olduğunu söyledi durdu. Güneşin  çocuk olarak taşıyıcı olduğunu, virüsü eve taşıdığını söyledi. Güneş bunları duyunca o bal rengi gözlerinden boncuk boncuk yaşlar döküldü. Annesini cidden o mu hasta etmişti yoksa? Yoksa Güneş artık herkesi hasta eden ucube bir yaratık mı olmuştu ki? Bunları düşünüp ağlarken babası gelip onu teselli etti. Ona sevdiği çikolatadan verdi mutlu olsun diye. Güneşte o an herşeyi unuttu. Çikolatasını yemeye başladı. 

Günler geçtikçe Güneş annesini daha çok özlemeye başladı. Kimsede gelmiyordu. Gelen olsa babası kapıdan içeri sokmuyordu. Kendi işe gitmiyor Güneşi de okula göndermiyordu. Ne sıkıcı günlerdi. Arada dedesinin lafı aklına geliyor yine üzülüyordu. Yaratık olma hissi onu korkutuyordu. Annesine arada odanın kapısından bakıyordu açık bulursa. Sonra annesinin ona öğrettiği bir şey aklına geldi. Mutluluktan yüzü gözü ışıldadı. Ama annesinin yanına girmesi lazımdı. Bu nasıl bunca zaman aklına gelmemişti ki. 

Akşam olunca sessizce yatağından kalktı. Minik ayaklarıyla minik minik adımlar atarak babasını kontröl etti. Bilgisayar başında oturuyordu. Hemen kalkmazdı. Sevindi. Yine sessizce annesinin yattığı odanın kapısına geldi. Tüm cesaretini toplayıp, son defa etrafa bakıp içeri girdi. Annesinin baş ucuna geçti. Güzel yüzlü annesi uyuyordu. Usulca eliyle yanaklarına dokundu. Elini tuttu iki eliyle. Sonra başladı annesinin ona öğrettiği duayı okumaya.

"Allah'ım sen bu minik kulunun duasını kabul edersin. Annemi iyileştir. Ona şifa ver. "

Artık uykudan gözleri kapanana kadar tekrar etti duasını. Isterdi ki burada annesinin yanında uyusun. Ama yarın uyurdu. Çünkü annesi iyileşirdi artık. Odasına gitti. Mutlu bir şekilde derin bir uykuya daldı. 

Sabah yanağında bir  öpücük hissetti. Zar zor gözlerini açmaya çalıştı. Başını döndürdü. Uykudan mahmur gözleri birden kendine geldi. Karşısında annesi vardı. 

"Annem.. canım annem.. "

Diyerek atıldı annesinin kollarına. Anneside ona sarıldı büyük bir özlemle. Uzunca  zaman öylece kaldılar. Doyamadılar birbirlerine. 

"Biliyordum iyi olacağını biliyordum. Tüm gece dua ettim öğrettiğin gibi."

Bal rengi gözleri ile sevinçle bakıyordu annesine Güneş. 

"Adı gibi güneş renkli sıcak kanlı kızım benim."

Tekrar sarıldı annesine. Öptü öptü kokladı. 

......

....



30 Mart 2021

Z.U.nun Doğum Hikayesi

30 Mart 2018. 

Doktor kontrolüm var. Ve ben artık doğurmak istiyorum. Sancım ve ağrılarım çok oluyor çünkü. 39.haftaya günler var sadece. Yani 38 bitmiş 39dayım. Zaten sezeryanda 39 bekleniyor. 

Saat 3 gibi hastaneye geldik. Doktor önce nts istedi. Benim sonuçlar bu şekilde. Anneler görünce anlar durumu.

Sonra bana haftaya çarşamba gel dedi doğum için. Ben dedimki bugün olmaz mı ben hazırım. Biz hazırız. Eşyalarla gelmişiz tam takım. 

Yemek yemediğimi söylüyorum ama bir elma yedim diyorum. Evet açlığa dayanamamıştım artık napıyım. Anestesi uzmanı neyseki sorun olmaz dedi de biz doğum için hastaneye kayıt yaptırmaya başladık. 17.30da ameliyata alındım. 6ya 10 kala kızım dünyaya geldi. Ama ilkten ağlamadı. O süre öyle uzun geldi ki bana. Biliyorum, belden aşağı anestesi verildi. Bekliyorum ki çocuğumun sesini duyayım. Ve duydum. Ağlamaya başladı. Rahatladım. 

Yanıma getirdiler minik kızımı. O an çok sessizdi ama sonrasında çok ağladı. Gazdan çok çekti. Çok uykusuz kaldı. Uykusuz bıraktı. Aç bıraktı. Ama hepsi geçti çok şükür. 

Yerinde durmayan, cimcime bir kız oldu başıma. Ya yerde idi ya yukarda. Evdeki düzeni alt üst etti. Hâlâ da belli süre sesi çıkmasın hemen peşine giderim ne işler karıştırıyor diye. 

Merhametli koca yürekli kızım, iyiki doğmuşsun.

Rabbim ömrün boyunca sağlık mutluluk ve başarılar nasip etsin Inşaallah. 


🥰🥰🥰


29 Mart 2021

Bonibon Makinesi

Pazartesi gevezeliği yapalım önce de mi ama. :))

Geçen hafta çocuğun okulunda başka sınıfta corona çıkmış. Bizim sınıfta da hasta uşaklar varmış. Bizde çocuğu göndermeme kararı aldık. Şükür bir hastalık belirtisi de olmadı. Tabi benimki okula gitmiyorum diye sevindi. Sabahta gideceğim diye üzülmedi değil hani :)))

Pazar günü mutfakta karınca yuvası aradık eşimle. Bulaşık makinesiyle buzdolabının arkalarına baktık ama yoktu. Bence fırına yakın  yerde yuvaları. Zira fırına bile girmişlikleri var. 

Temizlikte çıktı aradan. Sonra yıllardır tezgahın üstünde olan çöp kovasını da tekrar yere indirdim. Karıncalar onada gelip duruyordu zaten tezgahta. Iyi oldu. Tezgahta açıldı. Bende baktıkça açılıyorum valla 😁

Sonra börek yapmaya koyuldum. Içi için soğan doğrarken sağ orta parmak hafif kesildi. Ilkten kanamadı. Hamura el atmadan kontrol edeyim dedim bastırınca kanamaya başladı. Eldivende yok. Mecbur sol elle yoğurdum. Solak olmanın avantajı bu işte  :)))

Sabahta çatalı tutamadım acıyordu değince. Canım kıymetli biraz :))

Dün birde oğlumun günlerdir istediği bonibon, onun deyimiyle bonbon, makinesi yapmaya koyuldum. Akşam bitmişti ama çocuğun istediği gibi olmamıştı. Sabah okuldan dönünce bu hale getirdim. Beğendi. Istediği gibi delikten bonibonlar dökülüyor. 


 Öndeki kırmızı çubuğu çekince alttan bonibonlar dökülüyor. 

Malzemeler ise şöyle efenim. 🤣 çok iş becerdim ya tarif vereyim birde. Eksik olmasın. 

1buçuk litrelik boş su şişesi. Boş şeker kutusu ve bir adet dondurma çubuğu. 

Boş şeker kutusunun altını deldim. Bonibon geçecek kadar. Dondurma çubuğu ile açma kapama mekanizması oluşturdum. Altına da su şişesinin alt kısmından yer yaptım. Kaydırak gibi. Bonibon kayıp geliyor bu sayede efenim. 

Üstünü de eva ile kapladım. Nette gördüğü kırmızı idi. Bende kırmızı yaptım. 

Bizden bu kadar. 

🌷



....


27 Mart 2021

Gülmeyi Bilen Gözler 3

Bölüm 2 



Arabanın içinde Iraz ve eşi sessizce oturuyordu. Fırtına öncesi sessizlikti âdeta. Eşi Irazın yüzüne bakıp:

"Iraz, konuş benimle. Bağır çağır. Ama konuş. Susma böyle. "

Iraz yalancı bir gülümse ile:

"Bağırıp çağırayım öyle mi... Ne değişecek peki ben bağırınca. O kadın ben bağırınca  ayağa kalkacak mı?! .. hııı... söyle bana. Kalkacak mı ayağa? "

Sustu. Göz yaşları dökülmeye başladı gözlerinden. Parmağındaki yüzüğü ileri geri oynatarak konuşmasını sürdürdü. 

"Senin yüzündenmiş. Senin...."

"Bilmiyordum. Bilerek mi yaptım sanki. "

"Senin yüzündenmiş.... "

Yüzüğü çıkardı Iraz. Eşine uzattı. 

"Sen benim sevdiğim adam değilsin. Ben senin gibi bir adamla evli olmak istemiyorum. "

Evlerinin önünde onlara bakan küçük Irazı farketti. 

"O kızın yüzüne nasıl bakarım şimdi. Bile bile.. "

"Benim bir suçum yok ki Iraz. Ben gördüğümde gayet sağlıklı idi. Hem benimle..."

"Yeter!!!.. Sus dinlemek istemiyorum. Bitti anladın mı bitti. "

Yüzüğü eşinin yüzüne fırlattı. Arabadan indi. 

"Iraz dur. Doğacak çocuğumuzu da düşün. Beni ondan mahr...."

Fren sesi tüm sesleri susturdu birkaç saniye için. 

"Iraz.... !!!!!"

"Öğretmenim!!!... "

........

1 ay sonra. 

Küçük Iraz ve babası kapıda bekliyorlardı. Öğretmen Irazın avukatı,  eşinden bir mektup getirmişti. Avukat mektubu sesli olarak okudu.

"Sevgili Iraz. Herşey için üzgün olduğumu söylemem sanırım boş bir laf olacak. Seni çok seviyorum bunu bil. Ama sen beni görmek bile istemiyorsun. O halde istediğin olsun. Bende boşanmak istiyorum. Avukatıma tam vekâlet verdim. Bu şekilde olsun istemezdim. Sana şifa diliyorum. "

Odadaki herkes gizlice gözyaşlarını silmeye çalışırken, avukat öksürüp,

"Ne diyeceğimi bilemedim. Iraz hanım iyi misiniz?"

Iraz yattığı yerden başını sallayarak iyi olduğunun yanıtını verdi. 

Odaya giren hemşire ve bakıcılar sedyeyi hazırladılar. Iraz bugün hastaneden çıkıyordu artık. Geçirdiği kazadan sonra uzun süre yoğun bakımda kaldı. Günler önce uyandı. Yatağa mahkûm kaldığını, sadece başını oynatabildigini öğrendi. Eşi ise Iraz onunla konuşmadığı için o günden sonra bir daha gelmedi. Öğretmen Irazı, öğrencisi Iraz ve babası kendi evlerine götürmek için gelmişti. 

........

.......



Son.

.....