Ana içeriğe atla

Hayat = Çarpma, Bölme, Çıkarma ve Toplama.


Matematiğin temeli dört işlemdir.
Hayatın temeli de aslında dört işlemdir.


Bazen çarpma işlemi ile bir iken iki olur insan. Mutluluğu çarparak çoğalır. Ama öyle olur ki, etkisiz elemanlar çıkar karşımıza, bizi de sıfırlarlar.

Bazen bölünür insan. Parça parça olur hayatlar. Bölen ya da bölünen değil de kalan kalır ortada en çok, bu düzendeki bir işlemde.

Bazen çıkarma işlemiyle çıkar birileri hayatımızdan. Biz isteyerek çıkarırız bazen, bazen de istemeden birileri çıkar gider bizden. Ama bazen de öyle olur ki, birileri sizi iki kere bu işleme tabi bırakır. Yanınızdakinin gücü yoktur, sizden bir ondalık alır. Yetmez yine verirsiniz.

Toplama işlemi belki de en güzellerinden. Sevdiklerimizi toplamak, etrafımıza. Gönlümüze toplamak. Topladıkça çoğalmak var bu hayatta. Sıfırların bizi etkilemediği toplamlar.

Bu dört işlem hayatta hep karşımıza çıkıyor.
Ya matematik olarak, ya da hayatın matematiği olarak.

Yorumlar

  1. benim matematiğim çok iyidir:) galiba hayattada öyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Hiç kötü olmasın o halde, diyelim.

      Sil
  2. aslında matematiğim çok iyidir ve çok da severim de hayat matematiği ayrı bi branşsa demek ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu da sevmeye çalışsak belki kolaylaşır. :)

      Sil
  3. bende çarpma işlemi daha fazla oluyor nedense?
    ama şu etkisiz elemanlar da olmazsa daha iyi olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onlar olmasa ne iyi olur da, oluyorlar işte... :)

      Sil
  4. Bizim kontrolümüzde olduğu sürece çok güzel ama elimizden kayıp gidince dizginler çok zor..
    Çok güzel bir yazı olmuş canım
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, keşke bizim elimizde olsa.. ama çoğu zaman olmuyor.
      Teşekkürler. :)

      Sil
  5. heeey ne güzel düşünmüşsün yaaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :) Arada esiyor böyle.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…