Ana içeriğe atla

Kapadokya Notları


En başta şunu demek istiyorum. Kışın gitmeyin. İyice yaz gelsin. Havalar ısınsın öyle gidin. Biz az biraz donduk da söylemesi ayıp olmasın.
Biz Nisan 20 de gittik. Şansımıza gittiğimizin ikinci günü kar bile yağdı tepelere. E tabi biz bu kadar soğuk beklemediğimiz için yazlık kaldık biraz. Yabancı turistler bizden daha tedbirliydiler. Eldivenler, atkılar, montlar.. bildiğiniz tam takım gelmişler yani. Bizde mevsimlik şal ve hırkalar.. düşünün halimizi.

Kaldığımız otel Nevşehir'in doğal güzelliklerine çok yakındı. Eşimle çıkıp rahatça gezme fırsatımız oldu.

Bunlar evlerin güvercinlikleri. Öğrendik ki, Nevşehirde o vakitler evinde güvercinlik olmayana kız vermiyorlarmış. Neredeyse her evin vardı. Bende dedim herkesin Maaşaallah oğlu varmış. Eşimde cevaben, demek ki kız da varmış dedi. :D Güvercinlerin gübreleri değerlendiriliyormuş. Toprak için oldukça faydalı içeriği varmış. Aklınızda olsun. Güvercin bakan tanıdığınız varsa bitkileriniz için isteyin bence.
Kiliseler çoğunluktaydı.




 Bu kilise dağın tepesinde bir başına. Biz buradayken kar yağıyordu. Manzarası müthiş. Rüzgarı kesiyor.  


 Bu gördüğümüz tek cami.

Artık ben susayım, resimler konuşsun.
Son olarak, insan buraları gördükçe şaşırıyor. İnsanlar eskiden buralarda nasıl yaşamış diyorsun. Yüksek yerler, heryer kaya.









Yorumlar

  1. Yerin on üç kat altında bile yaşamışlar ya, inanılmaz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet.. yerin altına ve oldukça üstüne.. :)
      O tepedeki kilisenin manzarası görülmeye değer.

      Sil
  2. Ben de nisanda gitmiş idim :)
    Atkılar, montlar:)

    YanıtlaSil
  3. Kapadokya`yı çok severim. Her yeri, her köyü ayrı güzeldir. Balayı için güzel bir yer seçmişsiniz:)
    Nisan başı da gitmişliğim var. Serin ama ben severim serin havada gezmeyi. Zaten o bölge malum karasal iklim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz eşimle denizci olmadığımız için, hem balayı olsun hem turistik bir gezi olsun. Gitmişken gittiğimize değecek bir yer olsun diye Nevşehir'i seçtik.
      Ve değdi de tabi.
      Dediğiniz gibi aslında hava sıcak olsaydı 3 kmlik yolları yürüyerek bitiremezdik. Neredeyse hergün o kadar yol yürüdük. Döndüğümüz ertesi günü ayaklarım ağrıyordu. Ama orda iken hiçbir şikayetim olmamıştı. :) Arada kesen o sert rüzgarları hariç :)))

      Sil
  4. hehe iyi oldu bak evlenince gezmeye başladın yaaaa eskiden pek gezemiyodun di mi yaaa :)

    YanıtlaSil
  5. öncelikle kocaman bir MUTLULUKLAARRR :):):) Öpücük öpücük :):) Sonrasında Kabadokyaya 2 kere gittim ilki tam mevsimiydi 2. sinde inanılmaz bir sıcak vardı ve mahvolduk oralarda..Her halükarda yinede güzeldi..Güzel mistik bir atmosferi var oranın masal gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkürler.... :))))))
      Hımm... demek ki bizimki iyi zamanlama sayılır. Az biraz sonra gitseymişiz iyi olacakmış sadece. :)
      Bizede ikinci kısmet olur belki..

      Sil
  6. evet kaçırmışım küçk bi farkla:))

    uyuşuk hayalperest allah daim etsin mutluluğunuzu...
    bi yastıkta kocayın.
    bunu sölemesem olmaz gelenek böle:))

    balayına benim memlekete gitmeniz ayrıca bi hoş olmuş:))

    ah kapadokyam...
    anlamı güzel atlar diyarıdır uyuşuk.
    memleketimdir.
    ne güzel etmişsiniz iyi ki gitmişsiniz.

    memleketim olduğu için demiyorum.
    hoştur yani.

    bi deeee...

    kışın git.
    kar altında gör oraları:))

    birinci yıl dönümüne artık.

    :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. İnşaallah.. :)
      Anlamını bilmiyordum. Öğrenmiş oldum. Ve şuan o atlara keşke binseydim dedim. turdan dönerken atla gezenler tam yanımızdan geçtiler. Binmek istedim ama cesaretimi toplayamamıştım. :)
      İnşaallah.. cidden oraları kar altında ayrı güzel olur.

      Sil
  7. Ben de kışın gitmiştim Kapadokya'ya ama bence yaz sıcağında yanmaktan daha iyidir :) Çok beğendiğim bir yer oldu ama malesef balona binememiştim bir dahaki sefere inş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen bizde binemedik
      Bizde öyle ovunuyoruz. inşaallah bir daha kısmet olur. :))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…