Elime
küçük sandığı tutuşturuyor. Patrona verecekmişim.
Dışı
kadife. Koyu kahverengi. Desenleri onun biraz açık tonu ama yine de
koyu. Yanında etiket gibi bir kağıt uzantısı var. Kurdela ile
kapatılmış.
Meraklandım.
Dışını
inceledim. Sonra kurdelasını çıkardım. İçinden ferman çıktı. Fermanı içine yerleştirmek için bile yer yapmışlar üstelik.
Açtım,
okudum.
26'sında
düğünleri varmış. Davet ediyorlar.
Tabi şimdi, olayı fantastik anlattım diye beni körcahil yapmayın. Baştan biliyordum zaten davetiye olduğunu.
Ama
bana fazlasıyla abartı geldi bu davetiye. Ne gerek var. Yanlış mı
düşünüyorum acaba? ...
Bildiğin
sandık gibi yapmışlar. Üstelik renk seçimi hiç olmamış. İyice
sandığa benzesin diye herhalde koyu kahverengiyi seçmişler. Ama
olmamış. Bir davetiye için o renk hiç iyi bir seçim değil. Ki ben
kahverengiyi çok seven biriyim.
Kimbilir
kaç para verildi. Millet atacak bir köşeye. Olmadı, çocuğuna
oyuncak olacak. Zamanla kimindi, nereden geldi hiç hatırlanmayacak.
O sebeple, bir davetiyeye bu kadar para ve emek dökmenin bir anlamı yok. Değil mi? ...