muhabbet kuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhabbet kuşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2012

Angutum Olur musun ?

Angut...

Bi soru işareti oluştu kafada farkındayım. Görüyorum.

Ama gerek yok, ben gayet ciddiyim. Bir angut arıyorum şu hayatta. Her daim yanımda olacağını bileceğim, beni hiç yalnız bırakmayacağına emin olacağım. Sevmesinden öte, sadakatına hayran olacağım. Bileceğim ki, o sadakatı sevgisinden.

İşte böylesi bir angut istiyorum.

Sen bilir misin angut neye, kime denir?

Öyle şapşal insanlara denmez angut. Onu bi kere çıkar aklından. Sana angut diyenlere hiç kızma. Güzeldir zira, angut olmak. Olabilmek, olmaya çalışmak bile güzeldir. Çünkü angutluk sevgiden gelir. Angutluk sadakattir.

Angut kuşlarını tanır mısın? Onlar ölümde bile yalnız bırakmazlar eşlerini. Öylece beklerler yanıbaşında. Kendince ağıdını yakar sessizce.

Benim bahsettiğim angutluk bu işte. Bu bağlılık. Bu sadakat. Bu sevgi benim istediğim.

Her ne kadar yanlış bilinse de angut kelimesi, aslı aslında böylesi güzel. İmreniyorsun hatta. Ben gibi. İstiyorum bende bir angut. Ama sanmayın karşılıksız kalır. Bende hazırım angutluğa.

Kim ne derse desin, angutluk güzeldir.

29 Mayıs 2011

Hiçbir şey Göründüğü Gibi Değildir

Evet değildir. Bunu kendim bu akşam (gerçi yeni gün oldu ama) yaşadım.


Evimizde iki muhabbet kuşumuz var. Otururken bağrışları geldi. Dönüp baktığımda mavi olan yeşil olanın kuyruğunu tutmuş çekiştiriyor. Garibim dedim yine kaptırmış kuyruğunu. Zira yapmadığı şey değil zillinin. Kız da kendisi. Kuyruğunun ucu eğrileşti kuşun. Ses ettim bıraksın diye. Başka ses duyunca keser normalde. Yok hala devam ediyor. Gittim yanına. Hala devam ediyor. Sonra baktım ne göreyim. Meğer bizim garip oğlanın ayağı çevre örtüsünün ipine dolanmış. Ayağına dolanmakta kalmamış sopasına ve halkasina da dolanmış. Kızcağız da onu bu durumdan kurtarmaya çalışıyormuş belli ki.


Onu öyle görünce bir garip oldum. Biz ne sandık meğer o yardıma uğraşıyormuş.


Yardım için elimi kafese koyunca bizim oğlan çırpınmaya başladı. Azcık yabanidir. Hiç yaklaştırmaz kendine. Ben tutup kurtarmaya çalışırken, o kendini benden kurtarmaya çalışırken ip koptu neyse ki. Ama ayağındaki dolanmış kısmı duruyor. Onun için tutmaya çalıştım. E bağlı haliyle tutamadım. Serbest haliyle yaklaştır mı beni. 2 yada 3 kere fena bir şekilde ısırdı beni sağolsun. Hatta biri kanadı. Delmiş resmen derimi. O can haliyle. Bende bıraktım tabi canım acıyınca. Kızdım birde. Ama takipteyim. Sonra kendisi halletti işini. Kurtardı ayağını ipten.


O ipte bizim zilli kızın marifeti sonucu dolaştı ya ayağına. Örtülerinin kenarı dantel gibi birşey. Onu kemiriyor günlerdir. Tomak tomak etti. Nasıl o kadar uzayıp dolandı Allah bilir.


Çok çekişip barışır yaramazlar. Ama bu gece kızcağızın günahını almışız ilk görüşte. E ne demişler gördüğünün hepsine, duyduğunun yarısına inanma diye. Yada tam tersi de olabilir.


Nitekim önce iyice görüp, dinleyip karar vermeli.