13 Haziran 2011

Kimlik Çıkarma İşlemleri

Kimliğinizi değiştirmek yada yeniden çıkarmak için ilk başvurmanız gereken yer muhtarlığınız.

Size gerekli belgeler de şunlar:
Yeni çekilmiş, sivil kıyafetli en az 3 adet resim.
Kimliğinizdeki resminiz çok eski yada tanınmakta zorluk çekiyorsanız yanınızda bir tane sizi daha iyi tanıtacak başka bir kimliğiniz olsun. Ehliyet, evlilik cüzdanı yada pasaport gibi. Kayıp halinde de başka bir kimliğiniz mutlaka yanınızda olsun. Bu sizi sahtekarlardan korumak isteyen muhtarların işini kolaytırır.

Kimliğinizi çıkarmak için kendiniz gitmelisiniz. Hem muhtarlığa hemde nüfus müdürlüğüne. Sizden başkası eşiniz yada ananız/babanız olsa dahi o belgeyi  alamaz.
Şayet 18 yaşından küçükseniz anne/babadan başkası alamaz. Başka birini vasi vekil etmişlerse o belgeyi ibraz ederek alabilirler. Kardeş, amca ya da dayı alamaz. Yıl olarak da 18 yaşını doldurmak yeterli değil. Mesela bugün için düşünürsek 13.06.1993 doğumlu biri kendi kimliğini alabilirken 25 haziran doğumlu olan alamaz.
Ayrıca yeni doğan bir bebeğe kimlik çıkarmak için sadece hastaneden alınan doğum raporu kafidir. Baba ya da anne kendi kimliği ile doğum raporunu ibraz ederek çocuğunun kimliğini alabilir. 

Kimlik çıkarmak sanıldığı kadar uzun süren bir işlem değil. Bir saatinizi bile almaz. Lakin öyle kişiler çıkıyor ki bu işlemini 2 saatte anca yapıyorlar. Nedeni ise olmadık şeylere itiraz etmeleri. Olmayacak şeyleri olur bilmeleri.

Kimliğiniz çalındıysa ya da çalındığından eminseniz hemen tutanak tutturun karakola. Ve hemen yeni kimliğinizi çıkarın. Çünkü artık gittiğiniz heryer sizin bilgilerinizi en güncel haliyle görebilmekte. Yeni kimliğinizle birlikte değişen seri numaranız, kayıt numarası ve tarihi, eski kimliğinizle işlem yapmak isteyen kişiyi anında ele veriyor. Gazete ilanlarına artık gerek yok. Tutturduğunuz tutanağınız sizi ayrıca kayıp kimliğiniz için ödemeniz gereken kayıp ücretinden muaf yapar.

Tüm bunlar karışık gelse de aslında basit bir işlem. Bir o kadar da önemli.

Herşeyi kuralına göre yaparsak işlerimiz hem kısa sürede hallolur hem de gereksiz yere kimse kimseyi kırmamış olur.
Saygılar...

12 Haziran 2011

Kırıkkale Amblem/Logo Tasarım Yarışması

Yarışma için çalışma yaptım 15'den sonra görürsünüz. (:

Beni bekleyin anacığım.

Edit: Beklediniz sağolun. Peki nasıl olmuş ?

bunlarda kazananlar:
2. ve 3. olanlar.
1'e kimseyi layık görmemişler





10 Haziran 2011

Cuma değil Cumartesi

Bugün büyük bir üzüntüyle uyandım. Çünkü bu günü cumartesi sanıyordum. Hatta yatarken bile öyle zannediyordum ki erken niye yattım ki bu gece film vardır televizyonda diye bile düşüncelerim vardı.

Sabahın 6.30 da gözümü açtığımda hala cumartesi sanıyor ve gökgürültüsünün sesinden erken uyanmaktan şikayetçi idim. Hatta ve hatta cumartesi yapılacak temizliğin oh ne güzel yağmurlu iptal oldu diye sevindim bile. Tekrar yatağa girdiğimde birden aklıma geldi. Bugün cuma idi. Cumartesi değil. Tühh... Dedim. Uyumaya çalıştım işe gidiş saatine kadar ama uyudum diyemem.

Şimdi bu ruh hali işe geldim. Eti Cin'im de yok ki mutlu olayım ben şimdi. Gerçi o cumayı perşembe sananları mutlu ediyor ama olsun. Belki banada bir çaresi olurdu.

Sırtımda da garip bir ağrı da değil ama tutulma benzeri birşey var. Zati acı yemişim akşam. Midem kötü. Hava serin serin esiyor. Buna şükretmeli herhalde. Dünkü sıcak havadan sonra. Gerçi üşütüyor beni rüzgar. Cam açık. Kapatayım en iyisi. Şu yazımı bitireyim.

Sonunu neye bağlasam diye düşünüyorum.
Ahh... Cuma ahhh... Yaktın beni..
Diye ağıtlar yakabilirim belki. Yada iyi ki cuma imiş. Ya perşembeden günü cumartesi sanmış olsa idim nice olurdu halim. Öyle değil mi? Bardağın dolu tarafını görmek gerek. Boşu herkes ilk bakışta görüyor zaten. Farkımız olsun azcık.

Haydi selametle. Cumamız mübarek olsun..

8 Haziran 2011

Küçüğüm

Küçüğüm daha çok küçüğüm... Diyor ya Sezen şarkısında bende sizlere küçüklüğümden bahsedeceğim. Yaptıklarımdan, bana yapılanlardan ve de yapamadıklarımdan...


Doğum gününden başlıyım. O gün kimse göbeğimi kesmemiş. Öylece göbek bağımla kalmışım.

Yattığımız odada yatak cam kenarındaydı. Ben her yattığımda camda gölgeden bir süret görürdüm. Korktuğumu sanmayın. Bakarak uyurdum o sürete.

Bahçemizde kavun, karpuz yeşerirdi. Daha minnacıcıkken koparırdık onları. Hiç büyüdüklerini hatırlamam.

Birgün elimi kestim. Nasıl kestiğim hakkında bir bilgi yok zihnimde. Annem yok evde. Pamuk bulmuşum ablamla iple bağlamışım parmağıma. Annemi arıyoruz. Şimdi o parmağımda derin bir iz var. Tırnağım bir değişik. İze bakarsam parmağımın kopmamış olması mucize gibi.

Yaralandığım başka birgün ise yalnız değilim. Yatağımız cam kenarı demiştim ya. Camın kenarına yastıklar dizili olurdu. Ablamla oturmuşuz. Kendimi arkaya doğru yastıklara bırakıyorum. Ablam şaka olsun diye yastığı çekiyor. Bende o sırada en hızlı inişimi yapıyorum ve küt diye kafam duvara. Hemde köşesine. bayılma falan yok ama kanama oldu. Fena bir vuruştu.

Gittiğimiz ilk ve tek denizli tatil. Yürüyorum kenarda. Ayağıma denizin suları çarpıyor ve küt diye yerde. Nedenini hala anlamış değilim.

Küçük bir örme kutunun içine yumurtayı koydum ve civciv çıkacak diye bekliyorum. Hatta sıcak olması gerek diye cam kenarına koyuyorum. Uzun bir zaman bekliyorum. Çıkmıyor. Sonra atmaya karar veriyorum. Atıp kırıldığında çok pis bir koku yayılmıştı. Ziyan ettim yumurtayı.

Evimizin az ilerisi bayırdı. Tekerlekli kaykayla o bayırdan aşağı inerdik. Birgün indikten sonra farkettim ki eteğim yandan dikişlerinden ayrılmış. Şimdi düşünüyorum da nasıl cesaret ediyormuşum bilmem. Bugün olsa asla yapamam.

Okulda ilk dedikodumu yaptım ve hemen peşine yüzüme vuruldu. İsimlerini söylemiyim iki arkadaş için birbirlerini seviyorlar demiştim. O dediğim kişide bunlara yetiştiriyor. Onlarda gelip bana öyle birşey olmadığını, niye öyle şeyler söylediğimi sordular. Tam olarak aklımda değilse de o anki utanmamı hiç unutmadım.

Arkadaşımla bir toprak yığınınız üstündeyiz. Sonra arkadaşa hadi inek diyorum inelim manasında. O da inek geliyor anlamış. Hani nerde inek diye bir korktu bir telaşlandı. Ben ne olduğunu anlamaya çalışıyorum o korkarken.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Bunlar daha ilkokul 2 ve öncesine ait hikayeler.
Yine görüşmek üzere...