4 Nisan 2014

Jessie

Bu aralar adım evde “ergen” olarak anılıyor. Sebebi ergence tavırlarım değil, merak etmeyin. İzlediğim bir diziden dolayı. 

Adı Jessie.
Disney Channel kanalında çıkıyor.
Bu diziyle yolumuz tesadüfen kesişti. Disnel Channel kanalını yeni yeni keşfediyorduk. Haftasonları öğlenleri güzel filmlere denk geliyorduk. Onlarda genelde ergen tipi filmler oluyordu ama ailecek izlenecek güzel filmlerdi. Şimdilerde çizgi animasyonlara ağırlık verdiler.
Peki Jessie nasıl bir dizi ?
Jessie, farklı zamanlarda, farklı yer ve ülkelerden evlat edinilmiş olan 3 çocuğa ve evin en büyüğü olan kıza dadılık yapmaktadır. Yani toplamda 4 çocuğa. Ama aslında 3 de diyebiliriz. Evin kızı büyük sayılır. Liseye gidiyor. Galiba 15 ya da 13 yaşlarında falan.

Çocukların en küçüğü Zoi. En bilmişi en şımarığı desek yeridir. Zaten Jessie'yi işe alanda o. Buradan anlayın işte, nasıl bir çocuk. Ama çok tatlı. Zeki de. Görerek satranç oynamayı öğreniyor misal. Hatta turnavaya katılıyor. Finale kalıyor. Finalde de kazanacaktı ama son anda bilerek yenildi.

Hindistan'dan evlat edinilmiş Rabi (ben okunuşlarını yazıyorum) var sırada. İçlerindeki en uysalı diyebiliriz. Zaten dizinin ilk bölümlerinde yeni gelmiş olduğu söyleniyor. Gelirken yalnız da gelmemiş üstelik. Dev bir kertenkelesi var. Onunla aynı odada yaşıyor. Adı da Kipling. Bay mı bayan mı bilemiyoruz. Zira bazı bölümlerde bay Kipling diyorlar, bazısında bayan. Ya çeviride hata var. Ya da cidden belli değil hayvanın cinsiyeti. Dizinin içine çok güzel dahil edilmiş. Evin koruyucu köpeği gibi oluyor. 

Birde tam fırlama olan Luk var. Jessie'ye aşık. Okulun popüler çocuğu. Çilli ama onları çok seviyor. Onu sevimli gösteriyormuş. Bir de oyuncak kualası var. Evlat edinilmeden önce de varmış ve onu çok benimsemiş. 

Evin büyük kızı ve ailenin tek öz çocuğu Emma var tabi. Biraz aklı kıt gibi. Moda düşkünü. 

Hepsinin tek ortak özelliği ise Jessie'yi çok seviyor olmaları. 

Jessie nasıl biri peki? Oyunculuk hayaliyle Teksas'dan Amerika'ya geliyor. Yolu Zoi ile kesişiyor ve birdenbire kendini dadı olarak buluyor. Babası askermiş. Onu da öyle çıtkırıldım yetiştirmemiş. Zaten bu sayede o evde ayakta ve sağlam kalmayı başarıyor. 

Ve evin birde uşağı var. Üşengeç mi üşengeç bir tip. Orta yaşlarda. Çocuklar hiçbir yemeğini beğenmiyor. Ama hala orada, nasıl oluyor bilmiyorum. 

Çok eğlenceli ve güzel bir dizi bence. 

Şu an cumartesi günleri yeni bölümleri çıkıyor. 
Haftaiçi 18.30 ve 22.15'de de eski bölümleri çıkıyor. Bir denk gelip bakın bakalım. Sevecek misiniz? 
 
Resimdekiler: Jessie, bay Kipling, Rabi, Luk, Emma ve Zoi.
Evet, kertenkele tam o kadar işte. :D



 

Olay Yeri İnceleme.


Bakıp da göremediğimiz neler var şu hayatta...

İnsanlar..

Hayvanlar..

Eşyalar..

Duygular.. evet duygular.

Ve dahası.. neler neler.

Belki de, herkes herkesden çok şey bekliyor. Görmek değil, en çok görünmek istiyoruz.
Burnumuzun ucundaki insanı, hayvanı, eşyayı göremezken, karşımızdaki insanın duygularımızı görmediğinden şikayet ediyoruz.

Biz en çok duygulara körüz.

Bir çocuğun neşesini, hüznünü bile göremez hale geliyoruz. Ki çocuklardır duygularını en iyi dile getiren, ifade eden.

Kaçımız, yol kenarında yürürken kaldırımdaki karıncaları fark ediyor? Kaç tanemiz, biz yanından geçerken kaçan kediyi, kuşu, kaçıp gitmeden görüyor ?...

Yanından geçerken bir selam misali en güzel kokularını üstümüze salan o güzelim çiçekleri görüp, hangimiz, şöyle bir bakıp, selamlarını alma babında, kokularını içimize çekiyoruz.. ?

Hayatın her saniyesi bir olay. Her zerresi..

Olay yeri inceleme ekibi de bizler olmalıyız. Görebilmeliyiz her detayı.. her duyguyu..
Zira her biri kaçırılmayacak kadar değerli. 




3 Nisan 2014

Çocuklar İçin Çok Önemli 14 Güvenlik Kuralı.

Cengiz Cemercioğlu'nun buyazısında konuyu okuyunca, dedim bunu paylaşmak lazım. Bir insanın en kıymetlisi canının parçası evladıdır. Ona bir şey olmasına izin vermez. Gözü gibi korur.
İşte bu bağlamda, öğrenilecek çok şey var. Dünya, maalesef sadece iyilerin yaşadığı bir yer değil. Kötüler de mevcut. Hem de öyle kötüler var ki, bizim dokunmaya bakmaya kıyamadığımız evlatlarımıza akla hayale gelmedik kötülükler edebiliyorlar.
Bu bilinçlenme ve öğrenme işinde, Yavuz Bingöl ve Öykü Gürman, bir proje oluşturmuşlar. Çocukları ve aileleri bilinçlendirmek için birçok ünlü isimle birlikte, dikkat etmemiz ve bilmemiz gereken kuralları, seslendirerek videolar hazırlamışlar. Tabi öncelik çocuklara yönelik. Hazırlanan bu video ve ses kayıtları televizyonlarda da yerini alacakmış.
Bilinçlenme ve dikkat çok önemli. Artık herşeyden, herkesden şüphe duymak, makul bir şey. Maalesef öyle olmalıyız. Hele söz konusu çocuklarsa.
Peki ne bu önemli kurallar. İşte uzmanlar ve pedagoglar tarafından hazırlanmış o 14 kural, mesaj:
resim kaynak

Kararsızlık..


Sabahtan beri doğru düzgün bir şey ortaya çıkaramadım. Moralim sıfırlandı. İştahım kesildi. Sabah içtiğim bir bardak su ile öğleni ettim. Yetmedi, şimdi iki dankek 8 kek ve bir paket 2li danino yedim. Üstüne su içtim. Korkmayın, intihara meyilli değilim.

Kafamı bir şeye takınca, böyle oluyorum. Yüzüm düşüyor. Asabım bozuluyor. Taktığım şeye bakın hele, konu bulamamak. Biri beni psikologa götürsün. Hatta patrona söyleyeyim, onun 16.sında olan randevusuna ben gideyim. İyi gelir belki.
Ama hiç tanımadığın birine ne anlatabilirsin ki.. Önce güvenmen lazım bence. İçimdekini öylece pat diye dökemem ben, üzgünüm.

Şimdi, dolapta yığınla olan aburcuburlardan mı bir tane yesem, yoksa masadaki madlen çikolatalardan mı yesem.. kararsızım.

Ne yapayım.. :D




öykü denemesi.

Baba, bir gün yanında genç ve güzel bir kızla gelir. Evlendiklerini söyler. Çocuklarına, Ona gösterilen saygının, hürmetin aynı şekilde karısına da gösterilmesini altına çizerek belirtir. 3 çocuğu da bu evliliğin kadının planı olduğunu düşünür. Zira babaları çok zengin bir işadamıdır. Ve karısı ondan 40 yaş küçüktür. Amacının sadece servet olduğu bellidir. Babalarına olan saygılarından o an susmuş olsalarda bu servet avcısı kadını yollamaya karar verirler. Günler geçip üvey annelerini tanıdıkça ondaki farklılığı farkederler. Yaşı 25'tir ama sanki çocuk gibidir. Ürkek ve çekingendir. Onunla evde olduğu için daha çok vakit geçiren küçük oğlu, ona karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zamanla evdeki varlığına alışılmıştır. Ama hala kimse bu evliliği onaylamamıştır. Büyük oğlu bir gün babasının odasına öfkeyle dalar. Sebebi, babasının küçük oyununu artık öğrenmiş olmasıdır. Baba aslında hiç evlenmemiştir. O genç kızı sokakta ölmekten kurtarmış, kimsesiz ve çok hasta olduğunu öğrenince de eve getirmeye karar vermiştir. Tek isteği, zavallı hasta kızın son günlerini gönlünce geçirmesini sağlamaktır. Evde sığıntı gibi kalmasın diye de bu evlilik yalanını söylemiştir. Ama küçük oğlunun bu kıza karşı olan ilgisini anlamıştır. Kız da ona sevdalanmıştır. Oğlu ona tüm gerçeği açıklamasını söyler. Baba, yardım edeyim derken, kıza ve oğluna nasıl bir kötülük yaptığını anlamıştır. Büyük oğlu, ablasına bu gerçeği söyler. Abla, dayanamayıp küçük kardeşine gidip gerçeği söyler. Çünkü onun aşkını o da farketmiştir. Ama ondan hiç beklemediği bir tepki alır. İnkar eder. Ablası, kızın sayılı günleri kaldığını söyler ama kardeşi hala inkar etmektedir. Günler sonra baba herkesi toplar ve tüm gerçeği açıklar. Oğlundan özür diler. Oğlu hala inkar etmektedir. Bu arada acı haber gelir. Kız ölmüştür. Kızı aile mezarlığına defnederler. Küçük oğlu hala dillendiremediği aşkını kalbine gömüp evi terkeder.

2 Nisan 2014

Parkın Sakinleri..

Bomboş parkın salıncakları rüzgarla oyun oynuyor. Bir ileri, bir geri. Sakince. Salıncaklar bu kadar yavaş ritmi sevmeselerde rüzgara eşlik etmeye bayılıyorlar.

Sonra bir köpek geliyor. Parkta dolaşmaya başlıyor. Birden durup sonra yine hareket ediyor. Kendi kendine oyun oynar gibi.
Salıncakların yanına geliyor. Onlara şöyle bir havlıyor. Sanki onunla değil de rüzgarla oynadıkları için kızıyor. Köpek gidiyor. Salıncaklar da vazgeçiyor rüzgarla oynamaktan. Ya da rüzgar bırakıyor onları. Muamma.

Kuşlar geliyor birer ikişer. Güneşle ısınmış kumda sabah banyosu zamanı. Banyo zamanı rahatsız edilmekten hoşlanmıyorlar. Aslında kuşlar rahatsız edilmeyi hiç sevmez ki zaten. Hemen uzaklaşırlar. Tıpkı rüzgara küsmüş salıncakların gönlünü almaya gelen küçük kızı gördüklerinde kaçtıkları gibi. Kuşların banyosu yarım kaldı. Salıncakların gönlü oldu.

Parkta dolaşan çocuklarla parkın sessiz sesi duyulmaz oldu, çocukların seslerinden. Bu durumdan parkın oyuncakları memnun, parkın sessiz sakinleri biraz hoşnutsuz.

Bu seslerden etkilenmeyen tek park sakini ise karınca. Akşamdan kalan çekirdek kabuklarını ayıklayıp yiyecek taşıma işine hiç ara vermeden devam ediyor. Bu uğurda ezilebilir de ama sizce bu umrunda mı? 




1 Nisan 2014

Emek Hırsızları.

İnsanın emeğini küçümseyenleri, hor görenleri şöyle bir toplayıp, meydanda toplu ateşe vermek lazım.

Az önce bir amca geldi. 80 yaşlarındaymış. Bu yaşına kadar çalışmış, didinmiş. Aç kalarak, yiyeceği lokmasından kısarak kendine bir ev yapmış.
Şimdi ise evinin yanındaki arsaya birileri ev yapmaya başlamış. Amcaya gelip demişler ki, sen bizim arsayı yemişsin. Evinin bahçe duvarı ve bahçenin olduğu yer bizim. Yıkıp, senin eve bitişik ev yapacağız. Amca da itiraz ediyormuş. O duvarı yaparken ölçüp yapmış. Hatta ölçüden biraz içeri yapmış duvarı. Ama diğer arazi sahibi, öyle değil böyle diyormuş. Yıkarım yaparım diye ahkam kesiyormuş.

Be mübarek insan, ileride yüzyüze bakacaksınız. Komşu olacaksınız. Böyle yapmak, yıkarım ederim demek ne kadar doğru? O emeğe yazık değil mi?

Hadi tamam sen haklı ol, amca senin yerine yapmış olsun. Bunu bu şekilde mi çözmen gerekiyor.
Vakti zamanında bizimde başımıza geldi. Babamın kendi eliyle, alınteriyle yaptığı evini aldılar elinden. hem böyle de değil sahte imzayla. 
Böyle tip insanlar öteyi beriyi, sonrasını, o masum çocukların ahını almayı, emeği yok etmeyi bir marifet sayarlar. Kendilerini hep haklı görürler.

Bu amcanın sadece bahçesi gidiyor. Ama ne fark eder. O bahçeyi yaparken, o duvarları yaptırırken verdiği emek küçümsenir mi hiç? İnsan evinin her karesine emek harcar. Elinden gitmesini hiç ister mi?

İnşaallah haklı olan amcadır. Ben buna inanıyorum. Ve hakkını sonuna kadar almasını diliyorum.