Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Fazla Suyunuz Var Mı ? ...

Küçük kız, camdan dışarıyı seyrediyordu. Yan dairede oturan, arkadaşı Ebrar, abisiyle su savaşı yapıyordu. Susamıştı. Ama içmiyordu. Eğer içerse çişi gelirdi. O zaman yine ellerini yıkamak zorunda kalırdı.
Birden, camdan dışarı bakmaktan vazgeçip, gözlerinin içi parlayarak mutfağa koştu. Eline boşalmış sürahiyi alıp, sessizce evden çıkıp, yan komşunun kapısını çaldı.
Kapıyı Ebrar'ın annesi açtı. Eslem, gülümsedi ve elindeki sürahiyi uzatarak:
- Fazla suyunuz varsa bize verir misiniz Müzeyyen teyze ? !..
Kadın şaşkın bir şekilde:
- Fazla su mu?
Diyebildi.
Eslemlerin dairesinde su tesisatında sorun oluşmuş. Yapılması için para gerekli. Ama şu an Eslem'in babasında o miktarda bir para yokmuş. Babasının patronu avansını da maaş günü bir hafta sonra diye vermemiş. Yani Eslemlerin evinde birkaç gün daha sular kesik.
Eslem o yüzden susamış bir şekilde, suyla oynayan arkadaşına bakıyordu. Susuz yaşadığı birkaç günde, küçük yaşına rağmen, suyun değerini anlamıştı.
O küçük aklıyla, çişi…
En son yayınlar

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Gr…

Bir Çocuk Geçer Yanıbaşımızdan...

Bir çocuk geçer yanınızdan.
Yanıbaşınızdan.
Farkettin mi o minik ellerini, ayaklarını.
Kapadın mı yoksa gözlerini bir an...
Bir çocuk geçer yanımızdan.
Çok çok yakındır. Dokunursun. Görürsün.
Farkedemezsin ama belki..
Gün gelir seslenir sana.
Duyar mısın? Elbette duyarsın.
Ama ya anlamak.. Anlayabilir misin,
Yanından geçip giden o çocuğu...
Büyümeden.
Senden,
Yanıbaşından uzaklaşmadan
Anlayabilir misin?
Gerçekten farkedebilir misin O küçük çocuğu..
Büyürken nasıl da geçer zaman.
Farketmezsin bile...
Gözünü açtığında, artık yanında olmayacak kadar büyüktür o çocuk...
Geçip giderken göremeyiz çoğu zaman.
Bir insan büyür de, biz farketmeyiz bile...
Bir insan büyütürüz de, farkedilmeyiz bile...



Doğum Günü Böreği... :)

Herkeslere öncelikle kocaman bir selam yolluyorum.
33 yaşında, evli ve bir erkek evlat sahibi bir kadınım artık.
Nereden mi çıktı şimdi bu?
Takvimler bugün 17 Ekim'i gösteriyor ya, oradan.
Yani bugün, bu uyuşuk hanımın doğum günü. Tam 33 olmuş bulunmaktayım. Yolun yarına az kalmış. :D

Oğlumla birlikte ilk yaşıma girdim. o ayrı sevinç, ayrı bir duygu.
Şuan kendisi, yerde dolanıyor. :D

Başlıktaki börek kısmına gelirsek eğer, o da eşimin süprizi diyelim. :D
Kendisi pasta türü tatlı şeyleri pek sevmediği için, sabah işe gitmeden, pasta niyetine bana börek aldı geldi. Kahvaltıda bir güzel yedik.

Hatırlar mı acaba diyordum ama hatırladı. Ya da birileri hatırlatmış da olabilir. Babaannemiz biliyordu, söyleme demiştim ama bir ihtimal demiştir diye de düşünüyorum.
Aman canım ne farkeder, demeyin. Hediye de gözüm yok, sadece hatırlanmak güzel bir duygu.
Yalan mı...

Sevgiler yolluyorum hepinize...


Ek Gıda Ve Ortam Polisliği

Öhh.. Öhhh...
Geldim, buralardayım demiştim değil mi?
Bunu dediğimin üstünden aylar geçmiş.. iyiki de yılları devirmemişim.
Beni yani bizi sorarsanız, iyiyiz.
Oğlum 8. ayını bitirdi.
E bende bu 8 ay boyunca birikmiş az biraz birşeyler var. Misal ek gıda olayı.
Bir anne, çocuğunun ek gıdaya geçişine sevinir. Ama bazen çevredeki insanlar anneyi bu geçiş döneminde maalesef çileden çıkarır. Hele birde çocuğunuz alerjik bir çocuksa. Bir bakmışsınız, ortam polisi oluvermişsiniz.
Nasıl mı?
Efenim, nedendir bilinmez, başta anane ve babaanne olmak üzere, dedeler de dahil, çocuğun ağzına ne bulurlarsa tıkma yarışına giriyorlar.
Yesin, yesin.. alışsın.. kaç aylık oldu.. yiyecek tabi..
Sanırsın çocuk 90 yaşında oldu, dünya nimetlerinden tadamadı.
Şimdi, onlar da kaç çocuk büyüttü. Kaç yaşında insanlar, senden iyi mi bilecekler, diyenleriniz olabilir. Olmasın ama içinizden birkaçı diyebilir. Desin.
Ama hiç sormuyorlar efenim, bu çocuk öyle herşeyi yiyebiliyor mu?
Yaaa... yiyen var, yiyemeyen var. …

Annelik; Doğuştan mı Demeli İçgüdüsel mi... ?

Yeri geldiğinde çekinmeden söylediğim, aldığım cevaplardan gocunmadığım bir şeydi. Ne mi ? yeni doğmuş bir çocuğu kucağıma hiç almadığım. Yeğenlerimin hiç birinin altını dahi hiç değiştirmediğimdir.
Şimdi ne mi oldu?
Başlıktaki ikilemdeyim.
Annelik öğrenilmiyormuş. Kendi kanından canından olan evladını kucağına aldığında herşey kendinden oluyormuş.
Ayy.. ben yapamam diyemiyormuşsun. Tutamam, küçük, hiç demiyorsun. Alt değiştirme işi kendinden gelişiyormuş.
Annelik sanırım yarısı doğuştan yarısı içgüdüsel bir olay. Zira günler geçtikçe bilmem kaç çocuk yetiştirmiş kim olursa olsun, çocuğuna bakmasında hep bir kulp buluyorsun. Beğenmiyorsun. Çocuk öyle tutulur mu, yok öyle yapılmaz da daha neler neler..
Yani anacığım, iyiki ana oldun kimseyi beğenmiyorsun artık, modunda oluyorsun.
 ........................
Yukarıdaki kısmı aylar öncesinden yazmış idim. Ama gel gör ki, yayınlamadan öylece kalmış. Kaldı yani..
Aylardır yoktum, farkındasın de mi güzel okuyucuğum benim.. olmaz mısın hiç... …