Ana içeriğe atla

Çaylar... !


Malum, havalar bilindiği ve hissedildiği üzre sıcak.. sıcak..

Ramazanda geldi, hoşgeldi.

Şimdilerde haberlerin ana konusu şöyle:

Efenim, şunu yiyin, bunu yemeyin. Günün menüsü, günün yemeği.. günün tatlısını da unutmamak gerek.

Az önce haberlerde gördüm. Oruçlu iken su kaybını önlemek için, sade su içiminin önemini belirtiyor uzmanlar.

Ve çayı çok içmeyin diyorlar. Suyun yerini tutmaz diyorlar. İçtiğiniz kadardan fazlasını kaybediyorsunuz diyorlar.

Şimdi başka bir haber gördüm. Diyor ki, çay unutganlığa iyi geliyormuş. Günde için bir iki bardak. Ama onların bahsettiği yeşil olanı. Karası da aynı etkiyi yapar mı bilemiyorum. Gerçi yapaydı derlerdi herhal.

Şahsen çayı seven biri değilim. Kışın şöyle limonlu ve şekerli çayı severim sadece. Limonsuz tadını alamıyorum. Birde onu demli, acı acı nasıl içiyorlar, anlamış değilim. Hoş, onlarda benim nasıl tatlı içtiğimi anlamıyorlar. Böyle geçiniyoruz kanımca.

Uzun lafın kısası şöyle ki, ben çay sevmiyorum. Şaka şaka.

Biri diyor ki çay için, biri diyor ki içmeyin. Biri diyor yararlı, biri diyor zararlı. Ee öyle demiyor ki, az için diyorlar diyebilirsiniz. Bende derim ki, bir tiryaki için az diye bir şey yoktur. Az demek, hiç içme demektir özetle..

Şimdi gelmesin çaylaarr... !?

Yorumlar

  1. Çay sevmiyorum ben de. Sahurda da annem içti ben seyrettim. :DD

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Biz sahurda iki kişi idik. Ve uykulu. Diğer ablam olaydı kesin olurdu bizimde. Ama biz bi zahmet yedik yemeği. Çay da neymiş.. :)

      Sil
  2. sabah kahvaltısında -artık sahur oluyor- çay içmeyen biriyim. halbuki üniden önce günde 5 öğün içtiğim zamanaları da bilirim. insan nasıl bu kadar değişebiliyor anlamıyorum. neyse büyük bir düşünürün de dediği gibi değişmeyen tek şey değişimdir :D

    sen tvlerde yapılan açıklamalara aldırma, bence hepsi hikaye. hoşuna gidiyorsa iç, gerisini de düşünme :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam çay içmiyor değilim ama dediğiniz gibi 5 öğün içenlere de şaşırmıyor değilim. Gerçi siz bırakmışsınız artık.
      Yok, dediğim gibi seven biri değilim. Ama hiç de içmiyorum demiyorum. Diyemem. Kahvaltıda illa olur. İçiyoruz. O da ağız ıslatmalık gibi birşey oluyor. :D

      Sil
  3. Bu post günün bu saati olmasaydı iyiydi :)) Neyse

    Çocukluğum ve genç kızlığım hep annemin "en azından bir bardak iç, hararetini alır" demesi ile geçti.

    Sonra yan bloğuma taşınan arkadaşımla toplanma sebebim oldu. Şimdi çok olmasa da içiyorum, seviyorum.

    Ama dedim ya saat pek olmadı be güzelim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Afbuyurun öyleyse.. yada ben en azından resmi kaldırayım. Teşekkürler.
      İkram harici içilmiyorum bende. :)

      Sil
  4. Sadece çay konusunda mı?
    Birinin ak dediğine diğeri mutlaka kara der oldu. Biri yumurta zararlı derken diğeri şiddetle karşı çıkıyor. Bir diğeri tereyağı kullanın, eti hergün yiyin diyor, öbürü kalpten gidersiniz diyor :)
    İnsan canı ne isterse azar azar yemeli, içmeli...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru, ne denir ki.
      Haklısınız. Her lafa inanmamak lazım. Haberin devamında millete soruyorlar, hepsi içmeye devam dedi. :)

      Sil
  5. tek şekerli ve açık lütfen :d

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Daha iftara çok var.. Ama randevunuz kaydedilmiştir. :)

      Sil
  6. Ben de birkaç yıl önceye kadar çok aramazdım çayı ama annem tiryaki olduğu için çay saatlerinde alışmışım. Şöyle bir çay olsa da içsek demeye başladım =) Olur mu gelmesin. Gelsin çaylar hem de en tavşan kanından. =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Peki gelsin. Ama ama ama.. yine iftara.. :D

      Sil
  7. demleme çay sevilmez mii.
    ama hep dışarda orda burda içerim.
    üşenirim kendim yapmaya.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orda, burda içmek daha fenaya. İnsana istediği gibi bi çay getirmiyorlar ki.. :) En iyisi kendin içeceksin, kendin yapıp.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…