Ana içeriğe atla

Şubat


Dizinin tanıtımlarından anlamamıştım. Hatta nasıl bir konusu var ki acaba demiştim. Sonra bir köşe yazısında dizinin Güzel ve Çirkin adlı yabancı diziden uyarlama bir şey olacağını okudum.
Yazıyı okuduğumun ilerki günlerinde Trtde Güzel ve Çirkin dizisine denk geldim.
Sonrasında dizinin gösterilen fragmanlarına bakış açım değişti. Bilerek bakınca daha başka oluyormuş. Ve merak artıyormuş.
Ve dizide en çok dikkatimi çeken ise dizinin sloganı diyebileceğim bu söz;
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.”

Dizideki güzel kişi yani kadın Melisa Sözen olmuş. Çirkin ise Alican Yücesoy . Onu tanımıyorum ki diyordumki ismini nete yazınca çıkan kişiyi meğer tanıyormuşum. En son Adanalı dizisinde gördüm diye hatırlıyorum. Yaralı yüzü ile çok ama çok değişmiş.
Melisa Sözen'i de oynadığı dizilerden biliyoruz zaten. En son Muhteşem Yüzyılda oynamış.


Bizim Çirkinimiz bir yaratık değil. Yüzü yaralı biri. Dizinin sloganıda ordan geliyor herhalde. Diziyi nette araştırırken adınında diziyle aynı olduğunu öğrendim.
Açıkcası beni meraklandıran bir dizi. Eylülde başlaması düşünülüyormuş. Haa birde Şubat dizisi Trt1 ekranlarından merhaba diyecek.

Yorumlar

  1. Bakalım ne çıkacak bu dizinin altından :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım. Leyla ve mecnun dizisinin yapımcısıymış bu dizininkide. Yani genel görüş, değişik olacağı yönünde. :)

      Sil
  2. Huzur sokağı dizisini mrak ediyorum. Hassas bir konu bakalım nasıl işlenecek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet birde o dizi var. Açıkcası üstünde düşünmek istemediğim bir konu.
      Bakıp bakmamakta kararsızım o diziye.

      Sil
  3. alla allaaaa çirkin ve güzel çok iyidir ama.
    çizgü filmi yani.
    :)
    bu çirkin az çirkinmiş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaratık yapıp olayı abartmak istemediler herhalde. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…