Ana içeriğe atla

BilmezKişi Ben.

İnsanlar..
Doğuyorlar. Büyüyorlar. Ve bir gün ölüyor ya da öldürülüyorlar. Aslında bu süreç bu kadar basit değil. Ama iş bilirkişiye gelince galiba basitleşiyor.
Münevver Karabulut davasında tazminat bedeli 37.bin küsür olarak belirlenmiş. Bu miktar 65 yaşına kadar yaşadığı varsayılarak hesaplanmış. Bu hesap bir taploya göre yapılıyormuş. Eskiymiş ama yenisi yokmuş.
Ben de haberi okuduğum günden beri düşünüyorum. Benim değerim ne kadar hesaplanır acaba? Şimdiye kadar ki geçmişime bakınca, bir baltaya sap olmadığım da hesap edilerek, kanımca baya düşük olur diye düşünüyorum.
Kendimce hesap yaptım. Münevver Karabulut, 18 de öldü değil mi? Yani henüz hayata atılmamış, ailesine katkısı hiç olmamıştı. Hesaplama işi 18'den 65'ine kadar zamanı kapsıyor o halde. Benim hesaba göre, ben Münevver Karabulut'a 5 yıl da üniversite zamanı tanıdım. Kalan zamandan onu da çıkardım. Kalan 42 yılı da şimdiki asgari ücret 900 lira ile çarptım. Sonuç 37.800 lira. Yani tazminatın hemen hemen aynısı.
Tabi bu benim görüşüm. O tabloda neler yer alıyor bilemiyorum. Ama görünen o ki, asgari yaşama standartı göz önünde tutulmuş.
Ve şunu merak ediyorum. Münevver Karabulut zengin bir kız olsaydı, bu tazminatın miktarı değişir miydi?




Yorumlar

  1. allam ya duymamıştım böle.
    bi deeee, değerini öle hesaplamaaaa.
    hımm bi de asgari ücretten yüksektir maaşın.
    yani değerlisin tabii.
    bi sor bakiim annene, değerin neymiş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Misal verdim ben. Tabiki böyle hesaplanmadı ama böylesi hesaba da denk düşüyor demek istedim.
      Sorarım tamam. :)

      Sil
  2. isterse milyon dolarlar olsun ne yazar... bir insan hayatı parayla kıyaslanabilir mi.. sevdiklerimiz idüşünelim.. dünyaları verseler tutar mı yerini, dindirirmiacısını hiç...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıyaslanmaz elbet. Ama yapılıyor. Böylesi kıyas olunca da insan hepten üzülüyor.

      Sil
  3. ağlanacak halimize gülüyoruz bence bunu açıklaması bu

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…