Ana içeriğe atla

Doktor Değiliz Ama Hastamız Çok



Doktor Değiliz Ama Hastamız Çok
Özgüven var gibi görünüyor. Tabi kendini yükseklerde görmede az değil. Bulunmaz hint kumaşı edası da göze çarpıyor. Ve tabi kendini beğenmişlik de bu gözlemde dikkati çekenler arasında.

Peki tüm bu duyguları tek başına durduk yere bir insan yaşar mı? Sanmam. Kişinin kendini doktor hissetmesi için önce hasta bulması lazım teknik olarak. Bu sözü söyleyen kişinin ya gerçek manada hastası çok yahut hayal alemlerinde.

Bir de çoğul söylenmesi dikkat çekiyor. İçinde aitlik var ama tekil değil. Kendini yüksekte görüyor ama yalnız görmüyor. İlginç.

Bir de hasta deniyor. Yani onu beğenmekten öte, ona muhtaç olduğunu düşünüyor. Kendinin değil, onun hasta olduğunu düşünüyor. Hani kişi kendisi ne ise karşısındakini öyle görürmüş ya, aynen geçerli bir durum. Zira hasta olan kendileri.

Evet. Bir psikoloji dersi verdim sayın blogdaşlarım. U.H. Yapım der ki;  kaynak olarak gösterilmemesi  önemle rica olunur, saygılar sunarım.

Ve bu arama kelimesiyle bloguma gelenlere selamlar olsun... 


 

Yorumlar

  1. böyle acayip aratmalar sonucu gelenler oluyor. Bende neler var neler ki çok kişide vardır da yazılacak gibi değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de senden ocuğum olsun tarzı bir arama var.. :D
      İlginç insanlar vesselam. :)

      Sil
  2. doktor hasta hastane bişiler yazdığın için yaaa herhalde.
    hastane doktor filan gittin ya.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herhalde. :)
      Ama şimdi esas arama sonucuna ulaşacaklar. :)

      Sil
  3. Kafalar karışık. :D
    Kişinin çocukluğuna inmek gerek. :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslen ben bu tiplerin zaten çocuk olduğunu düşünüyorum. :D

      Sil
  4. Heeeey doktor kim, hasta kim. Ben psikoloji dersini aldığıma göre sen de öğretmen oldun :))
    Sizi seviyorum öğretmenim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doktoru bir bulsak, hastalara ulaşmak kolay da. :D
      Teşekkürler de ben kim, öğretmenlik kim... :) Ama sevgi kısmını alabilirim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…