Ana içeriğe atla

Nasıl Oluyor Böyle Bir şey...

Bugün okuduğum haberle şok oldum desem yeridir. Hala düşünüyorum düşünüyorum, aklım almıyor. Aklımda bissürü soru.
Haber şöyle: kadın 2 aylık çocuğunu evde bırakıp tatile çıktı. 9 gün boyunca aç susuz kalan bebek vefat etti.
 Kadın tek başına yaşıyormuş. Evliymiş boşanmış, çocuk ise sevgilisindenmiş.
Bu nasıl oluyor diye düşünmeden edemiyorum. Hadi kadın çocuğu bıraktı gitti. O çocuğun sesini apartmanda kimse duymamış mı günlerdir? Garibim ağlaya ağlaya helak olmuştur. Açlık susuzluk cabası. Bu nasıl eziyet o minik bedene. Ben düşünürken ürperiyorum.
Hadi tamam apartmanda kimse ses duymadı. Kadın akrabalarının yanına gitmiş. Bu akrabalarından kimse bilmiyor mu doğurduğunu? Biri de çıkıp çocuk nerede diye sormadı mı? 2 aylık bebek bu ya.. Napar bir başına...Diye düşünüyordum da, az önce gördüm, haberin detayı çıkmış nette. Ailenin haberi yokmuş çocuktan. Tatilde 2 gün kalır gelirim diye düşünmüş. Gitmeden evvel, altını temizlemiş ve 2 biberon mama yedirmiş hemen açıkmasın diye. Ama öleceğini hiç... düşünmemiş ki. Açlıktan ağlar ağlar susar uyur diye düşünmüş. vahh.. vahh.. 
Olayın üstüne düşündükçe sinirleniyor insan. Birde kadın öğretmenmiş. Hangi akılla seçti bu mesleği acaba?
Geçen ay bir film izledim. Orada da annesi çocuğa, sırf sevgilisiyle daha fazla vakit geçirmek için öksürük şurubu veriyordu. Uyusun diye. Tabi filmde çocuk 6 veya 7 yaşlarındaydı. Aklı eriyordu bir şeylere. Ve bir gün annesinin artan ilgisizliğine kızıp ilacın tamamını içiyor ve ölüyordu. Kadın da sevgilisiyle onu bir parka gömüyor, sonrasında arabası çalınmış gibi yapıp, arabada da çocuğunun olduğunu söylüyordu. Ama pişmanlığı film sonuna kadar artıyor ve sonunda itiraf ediyordu.
Bugün okuduğum haberde de kadın döndüğünde bebeği alıp hastaneye götürmüş de hastanede doktorlar günler önce öldüğünü anlamışlar polise haber vermişler. Bir de demiş ki, yaşıyordu yemek yedirmeye çalıştım, yemeyince hastaneye getirdim.
Akıllara zarar denir ya, aynen öyle. İnsanın nutku tutuluyor resmen. Ay yazık deyip geçemiyorsun da, düşünüyorsun ister istemez.
Nasıl olur böyle bir şey... 



 

Yorumlar

  1. bence en kanlı cinayetlerden daha korkunç bir şey bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Onlarda bir anlık öfke falan denir ya.. bunda o yok. Tam vahşet denilen şey.

      Sil
  2. Ben de okudum bu haberi. Yanlış mı anladım diye tekrar tekrar okudum. Anlatılan her şey doğruysa gerçekten cinayetten öte!!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek bir yerde okusam belki yalandır derim ama yerel gazetelerin hepsinde var bu haber.
      Tam psikopat hali. normal bir insan anlık yapar ya, sonrasında pişman olur falan. Ama bu kadın 9 gün boyunca durmuş, olacak iş değil.

      Sil
  3. söyleyecek bir şey bulamıyorum ya nasıl bir anne çocuğunu bırakabilir ki bir saniye bile olsa? hem de daha 2 aylıkmış.. ölüme terk etmiş resmen cinayet..

    YanıtlaSil
  4. Kelimelerim ne yazarsam yazayım hep eksık kalacak.Çünkü böyle bir durumu anlamaya çalışıyorum ama hiç bir tutar yanı yok.Nasıl bir mantık küçücük bebegın iki gün evde tek kalacağını kabullenebilir.Okumamış cahil bir kadın desek o da değil bir de eğitimci.Bebeği olmayan aileler bebek diye çırpınırken,bir insan nasıl evladına kıyabilir.Kadında kesın şizofren yoksa daha açıklaması yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun okumakla ilgisi yok. Tamamen insanlıkla ilgili bence.
      Umalım da hasta diye yırtmasın. Hasta ise nasıl öğretmenlik yapıyor bu kadın.. değil mi ama..

      Sil
  5. evet ya olcak şey değil ki.

    o diğer hikaye de olcak şey değil.

    ne insanlar var di mi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye bu olayı konuşuyor. Kimsenin aklı almıyor.

      Sil
  6. Eğer annenin akıl sağlığı yerindeyse ki öğretmenmiş yerindedir. Muhtemelen hamilelik sonrası depresyon geçiriyordur. Bu tıbben var olan bir durum ve kesinlikle tedavi edilmesi, psikolojik ve ilaç takviyesiyle, gereken bir durum.
    Ve tabiki çok trajik ve üzücü :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudukça o bebeğin çektiği acıyı çileyi düşünüyorum, içim gidiyor..

      Sil
    2. Haklısın ama bir de öyle bir annenin yanında büyüdüğünü düşün bakalım. Bilinç altı ve bilinci o annenin hastalıklı davranışlarıyla büyüyen bir çocuk olacaktı. Ve sonuç olarak ya delirir ya da psikopat olurdu.
      Şu an melek gitti.
      Sence hangisi daha iyi, tabiki de ikisi de değil ama seçim yapılacaksa yaşadığı hazin son en iyisi..
      :(

      Sil
    3. Olaya böyle bakınca doğru söylüyorsun aslında. Ama insan diyor ki, keşke acısız gitseydi.. Ama kimbilir, Allah büyük, hiç acı çekmemiştir belki..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…