Hayaller Birgün Gerçekleşir Umuduyla Kurulmaz. Zira Hayaller Değildir Umutla Beslenen. Hayaldir Umudun Ekmek Kapısı...






9 Aralık 2014

İnanç.

Otobüse binmiş, Hicran'a doğru giderken birden farkettim. 2 senelik evliliği boyunca, Hicran, beni evine ilk kez çağırıyordu. Hep ben gitmiştim ona. Bazen emrivakilerle, bazen çat kapı yaparak. Ama bu kez o beni bizzat çağırmıştı. Arayıp çağırdığında da çok şaşırmıştım. Ama bu detayı düşünmemiştim. İnşaallah kötü bir şey olmamıştır. Her zaman karşılaştığım o manzaranın daha beterini mi görecektim yoksa.. Ama sesi iyi geliyordu. Ama Hicran bu, ruh halini oldukça iyi saklayan biridir. Onun yaşadıklarına ben değil 2 sene, 2 dakika bile dayanamazdım.
Otobüsten inip, her gittiğimde mutlaka uğradığım marketi es geçip, doğruca evine gittim.
Kapıyı o açmadan nedense gözlerimi kapadım. Kapıyı açtı, bekledim. Ses etmiyor. Gözlerimi açtım. Gülümseyerek bana bakıyor.

-Gözlerini dinlendirmen bitseyse hadi gir içeri.

İçeri girdim. Sarıldık birbirimize. O güzel yüzüne dokundum. Gözlerinin içi gülüyordu. Yıllardır onu böyle görmemiştim. Sanki kendine güveni yerine gelmişti. Yüzüne sinen o yılların kasveti yok olup gitmişti.

 -Hadi anlat. Ölüyorum meraktan. Var sende bir değişiklik. Bir farklılık var. Benim tanıdığım o güzel bakışlı, gül yüzlü Hicran geri gelmiş. Söyle bakalım ne oldu..

-Önce söyle, çay mı kahve mi..

-Kahve. Hadi ama.. bak bir çok tahminim var. yoksa ...

-Yoksa ne..

Hala o esrarlı gülüş. Bir gizemler. Mutfağa gidiyoruz. Yemek için bir şeyler hazırlamış. Dolaptan kupaları alırken, gülümseyerek yine bana bakıyor. Artık, heyecan ve meraktan nasıl görünüyorsam gözünde.

-Yoksa boşanmaya mı karar verdin sen.. O da kabul etti. Medenice boşanacaksınız ?! ..

-Senin beklediğin bu değil mi..

-Yoo.. bu ikinci tahminimdi. Ölmüş olmasını yeğlerim, yalan yok.

-Gel otur. Ölmedi de, boşanmıyorum da. Anlatacağım. Az sabret.

Hicran'ın inadını bilirdim. O sonsuz inancınıda. Severek evlendiği o adamın, onu neredeyse hergün sebepsiz dövmesine rağmen hala sevdiğine inanması gibi. Biliyorum derdi inatla. Biliyorum seviyor. Ondan mı dövüyor seni derdim, cevap vermezdi. Ondan çağırmazdı beni evine, çağıramazdı. Yüzündeki o morlukları görmeyeyim diye. Ama ben onu yalnız bırakmak istemezdim. Evi evime çok uzak olmasına rağmen, ilk fırsatta giderdim. Kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin diye. Arkasında birileri olduğunu unutmasın diye. Telefon edip çağırdığında da korkum bundandı. Yüzü gözü dağılmış bir şekilde görmekten çok korktum onu. Ama karşılaştığım manzara ve Hicran tahminlerimden çok farklı çıktı. Sebebini öyle merak ediyordum ki. Ayy.. yoksa bu kız hamile miydi yaa.. Evet ya.. kocası ondan dayağı bırakmıştı. Sıpasına bir şey olmasın tabi eşşeğin.
Kahvemden bir yudum aldım ve kafamı boşaltmaya karar verdim. Düşündükçe sinirleniyordum. Dahası  aklımda dolanan onca senaryo boşuna idi. Gerçeği söyleyecek kişi karşımda idi.
Ve sonunda Hicran anlatmaya başladı.
Bir gün yine, kocası olacak o adam, onu dövmek için üstüne yürümüş. Hicran, bu seferki saçma nedenini duyunca bir tuhaf olmuş. İki senedir sebepli sebepsiz dayak attığı için alıştığını sanmış kendisi de. Ama o akşamki dayak mazereti olur şey değilmiş. Kocası vurmak için tam elini kaldırdığında:

-Eğer vurursan beni bir daha göremezsin. Göremezsin !

Karşısında dimdik ve kararlı bir şekilde öylece dikilmiş. Gözlerinin içine bakıyormuş. O an, çok uzun zamandır göz göze gelmediklerini de farketmiş. Kocasının eli havada kalmış. Bir zaman öylece kalmışlar. Ya da Hicran'ın demesi ile o anlarda zaman aslında hiç geçmemiş. Sonra kocası, gitmiş oturmuş koltuğa. Hicran aynı duruşuyla duruyormuş ayakta. Korkusuz gibi görünse de, öyle çok korkmuş ki. Ama o an o dayağı yeseymiş, cidden gitmeye kararlıymış.
Şimdi gözleri, o anları anlatırken gururlu. Şaşkın. Ve dahası kocasına olan sevgisiyle dolu.
Kocası için, çocuğum diyor artık. O yaramaz, laf dinlemez saygısız çocuğu, sevgisiyle ama en çok kararlı duruşuyla adam etmeye başlamış. Kocasını haklı bulmasa da, kendisinin baştan hata yaptığını anlamış. Kocasının o kör inancını kırmış.




....
 

17 yorum:

  1. senin ses çıkarmadığını ses etmediğini anladıkları zaman daha çok üstüne geliyorlar daha çok eziyorlar
    ama eğer dişini gösterirsen kafalarına dank ediyor ona haksızlık yapamayacağını anlıyor insanlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kimi insanlar maalesef dediğin gibi oluyor..

      Sil
  2. Ah ne hikâyeler sönüyor evlerikn içinde, hem de hiç beklemediklerinde bile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle.. o dört duvarlar neler saklıyor neler..

      Sil
  3. Sevmek aynı zamanda karşılıklı birbirini kaybetme korkusunu yaşamaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karşılıklı olunca.. çok önemli bir detayı her şeyin..

      Sil
  4. Her hayat, her ev bir muamma şu koca ömür dünyasında...
    Günaydııın :)

    YanıtlaSil
  5. Bu yakinlarda benzer bir hikaye dinlemistim. Kadin henuz kararli durusunu sergileyememisti ama...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın cümlemizi İnşaallah..

      Sil
  6. Takip et butonunu göremedim bloğunuzda? Yok mu?

    YanıtlaSil
  7. İnşallah tekrar etmez. Allah yardımcısı olsun :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgelmişsiniz.
      Blogumu anasayfadan linkini alıp kumanda panelinden izle butonu ile ekleyip izlemeye alabilirsiniz.
      Cümlemizin İnşaallah. Bu yazdığım sadece kurgu bir hikaye olsa da...
      :)
      yine beklerim İnşaallah.

      Sil
  8. Aaa kurgu muu? gercek sandiim :) gelirim tabikii :)

    YanıtlaSil
  9. ay bak bi blogçu arkadaşımızın böle benzer bi kitabı çıktı ya. kezban şahin taysun. aynadaki göz. ülkemizdeki kadınlık halleri yani :)

    YanıtlaSil

Popüler Yayınlar