Ana içeriğe atla

Benim Karıncam

Saat 6 oldu. Hala gelmedi. Çocuğum benimle 6 saattir küs, konuşmuyor. Niye, çünkü ben bir katilim, onun gözünde. Karınca katili. Karıncasını öldürdüm. Öldürmüşüm daha doğrusu.

Bulaşıkları makineye dizerken, onun yerde oturmuş, somurtkan suratını farkettim. Yanına gittim.

-Oğlum, niye yere oturuyorsun. Niye suratın asık?

Yüzünü öte çevirdi. Kaşları çatık. Yere bakıyorum. Karınca var, üç beş tane.

-Ne oldu yavrum?

-Karıncam yok.

-Karıncan mı?

-Karıncam yok. Onu makinenle öldürdün.

Şok olmuş halde, bir yerdeki karıncalara bir de oğluma bakıyorum.
Makine dediği, süpürgem. Öldürmek olayı da, benim densizliğimden geliyor. Geçen evi süpürürken, süpürgenin mikropları içine alıp öldürdüğünü söylemiştim. 4 yaşındaki çocuğa söylenecek laf değilmiş.

-Oğlum, senin karıncan bu.

-Hayır değil.

Ben herhangi bir karıncayı göstersem de, O, o karıncanın kendi karıncası olmadığını söyledi. Onun karıncasını öldürmüşüm.
Ah karıncalar, başıma ne işler açtınız.

Nihayet babamız gelebildi sonunda. Karar verdim, bende ona surat asacağım. Ben koltukta, oğluşum yine karıncaların başında. İçeri girince önce hangimize yöneleceğini şaşırıyor adam. İkimizde beş karış suratla karşıladık adamı. Önce oğlunu seçiyor. Öpüyor, hatrını soruyor. İlk işi beni şikayet etmek oluyor oğluşumun. Kahroluyorum.

Sonra benim yanıma geliyor. Evimizin hakimi, olayı iki taraftanda dinlemeyi seçiyor. İlk cümlem, ben masumum demek oluyor. Gülüyor. Bende gülüyorum halime.

-Tamam, merak etme. Sizi barıştıracağım.

-Tamam, hadi başar bakalım.

-Başar ?

-Oğluşun böyle diyor. Başar bizi barıştırmayı bakalım.

Allahım, oğlunu çok çok seven ama dilini tam çözememiş bir babanın başarısına muhtacım. Yardım et.

Önce dolaptan keçeli, yeşil renk bir kalem alıyor. Ama gizlice. Yani en azından oğlumuzdan gizli. Ben pürdikkat onu izlemekteyim.
Mutfağa gidiyor. Bir zaman sonra oğlumuzun yanına çöküyor.

-Oğlum, bak kim geldi. Senin karıncan.

-Benim karımcam değil o.

-Senin karıncan bak. Asker karınca. Annen süpürgesiyle meydana çıkınca yeşil asker kıyafetini giyip siperlere saklanmış.

Bu cümle dikkatini çekmeyi başarıyor. Dönüp bakıyor karıncaya. Karıncada elden ele dolaşıyor. Totosu yeşil yeşil. Bir süre karıncayı inceliyor. Sonra yere bırakıyor. Gülen gözleriyle bana doğru koşuyor. Bende açıyorum kollarımı. Sanki yıllarca kavuşmayı bekleyen ana oğul gibi sarılıyoruz birbirimize.

-Özür dilerim anne.

Öpüyor öpüyor. Öpüyorum öpüyorum...



...

Kurgudur.. :) :)


Yorumlar

  1. Ha ha ha çok iyiymiş:-)

    YanıtlaSil
  2. Haha :) "Başar bakalım." çok sevimli olmuş :))

    YanıtlaSil
  3. Yeşil totolu karınca pek güzel olmuş :)

    YanıtlaSil
  4. Benim böyle örümceğim vardı fakat kendisi pek dayanamadı benim konuşmalarıma :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      kaçtı mı... yazık.. :D

      Sil
    2. Yok malesef kaybettik, öyle bir yere ağ ördü ki sinekler bile konmadı :)))

      Sil
    3. kötü olmuş... acemi örümcekmiş o. :) :)

      Sil
  5. Sevimli bir kurgu olmuş gülümseten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir anlık bir nebze gülümsettiyse ne mutlu bana.. :)

      Sil
  6. Sonuna Kurgudur yazmasaydınız kesinlikle gerçek olduğunu düşünürdüm karıncaları konuşturan bir anneyle büyüdüm az karınca hikayem yoktur benim de :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne hoş :) :)
      Ne güzel anneniz varmış. Ellerinden öperim :)

      Sil
  7. Ne yapıyor bizim asker karınca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asker kaçağı sayılır... kayıp.. :) :)

      Sil
    2. :) Mutlu günler arkadaşım.

      Sil
  8. ayyyy çok tatlı yaaaa :)

    YanıtlaSil
  9. Ne güzel bir karıncaymış o öyle :)
    Yeşil toto demekk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemde nasıl.. kaçak karınca.. ama artık kaçamaz.. asker :) :)

      Sil
  10. Merhaba, bloğunuzu Nabrut aracılığıyla öğrenmiş bulunuyorum, ilk bu yazınızı okudum ve çok beğendim :) Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz o zaman. :) Öyle kaçıp gitmek yok o zaman, hep beklerim.
      Sevgiler benden efenim..

      Sil
  11. çok güzeldiiii,güzel yürekli hatun :) iyi ki varsın

    YanıtlaSil
  12. Yanıtlar
    1. Yok değil.. ama çok yakın akraba olabilirler.. :) :)

      Sil
  13. Çok iyi yaa�������� çok şeker bir anne modeli:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      teşekkürler.
      Şeker anneler sarsın dört bir yanı.. :)

      Sil
  14. Bu anne Gelecekteki sen misin acaba ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…