Bazıları lütfedip bunu söylüyorlar sağolsunlar.
Sinir olduğum bir nokta. Konuşuyorsun biri ile. Pat çalıyor telefon. Açılıveriyor hemen, lafın içine -en masumane olarak- limon sıkaraktan.
Hadi bunu arkadaş ortamında yapanları, karşısındaki bir nebze hoş görebilir. Ama bunu, seninle konuşmaya gelmiş olan vatandaşa yapan bazı çalışanlarda var.
Zırttt.. telefon çaldı, açıyor telefonu başlıyor onunla konuşmaya. Bazen laf ağzının içinde kalıyor. Ağzın açık kalıyor, yutkunuyorsun. Ama kimin umrundaki...
Hıncal Uluç'un bir yazısını okumuştum. Orda Elizabeth Taylor'dan bahsediyordu. O güzel gözlü bayan, biri ile konuşurken hiç telefonuna bakmazmış. O muhabbeti hiç bozmazmış. Birgün bir ropörtaj sırasında yine çalıyormuş telefonu, açmıyormuş. Gazeteci dayanamayıp sorunca, neden açmadığını şöyle açıklıyor Liz;
"önemliyse beni nasılsa
bulur, merak etme.."
İşte böylesi olmak lazım. Böyle olması lazım. Halbuki biz, sinemada, tiyatroda bile utanmadan açıp konuşuyoruz telefonla. Sanki emrine girmiş bir köle gibi.