2 Eylül 2014

Eylülün Kulağına Su Kaçmış...

Dün, bizim için KBB günü oldu. Ben, annem ve patron, üçümüzde kulaklarımız için gittik. Peşisıra.
Ben arada giren ağrıdan ve bazı zamanlar bazı şeyleri duymamamdan dolayı. Annem, çoğalan işitme kaybından. Patron da, kulağına su kaçırdığından gitti.

Ben size kendimden bahsetmeye geldim.

İşitme testi yapıldı. Hayatımda yaşadığım ilklere bir yenisini daha ekledim.

Peki nasıl oluyor bu test? Takıyorsun kulaklığı, eline verilen butona, ses duydukça basıyorsun. Ses olayında sorun yok. Ama dediğim gibi söylenen bazı kelimelerde takıldım tabi. Doktor, yüksek sese maruz kalıp kalmadığımı sordu. Kalmadım. Ben kulaklıkla müzik bile dinlemem. Ki, bu uyarıyı da yapayım. Dinlememeyi tercih edin. Zararlı.

Şimdilik sorun denebilecek bir şey söz konusu değil. Ama doktorcuğum iki ay sonra yine gel, dedi.

Sonrasında, üstüne grip oldum. Moral desen yerlerde sürünüyor.

Velhasıl, eylüle çok güzel bir giriş yaptım, diyemiyorum. Diyebilseydim keşke... 






26 Ağustos 2014

Sözlendim.

Efenim, söze nasıl başlasam ki ben şimdi...
Amma uzatmaya gerek yok. Fazla söze de gerek yok. Zaten başlıkta belli.
Ben U.H., H.U. İle sözlenmiş bulunuyorum.
Şu benzerliği, bu güzelliği fark edince ne sevindim ne sevindim, tahmin edemezsiniz. :D
Bu kadar tesadüf olurdu. 
Mutluyum, huzurluyum. 


Çikolataların da resmini paylaşırdım ama şimdi birilerinin canımanı çeker diye eklemiyorum. :D
 

Tüm sevenlerin kavuşması dileğimle.. 






22 Ağustos 2014

Islak Islak ...

Islaklığı kim sever?

Bebekler bile altları ıslak olunca huysuzlaşırlar. Konuya da giriş muhteşem. Esasında pek de ilgisi yok da bağlanabilir tabi. :D

Ben ıslak kalmayı sevmem. Ayaklarım ıslak kalmasın. Yüzüm ıslak kalmasın. Giysilerim ıslak olmasın.
Bu konuda takıntılı denecek derecede hassaslaşabilirim.

Ayaklarımın ıslak kalmasını sağlık açısından istemem. Islak kalan ayak en başta kokuyor zaten. Mantar oluşmasına neden oluyor. Daha ne olsun. Dahası rahatsız edici. Beni dürtüyor o ıslak kalan yer. Ne diye ıslak bırakıyorsun? Bu sebeple dışarıda abdest almam. İnsanın evi gibisi yok. Bunu da araya sıkıştırayım. :D

Yüzüm için de aynı hissiyatlara sahibim. Tabi yazın sıcaklarında arada onu ıslak bıraktığım oluyor. Onun istisnaları var. Ama genelde ıslak bırakmam. Kalan o su rahatsız eder. Yüzümde bir şey varmış gibi hissederim.

Giysilerim.
Ortaokulda, arkadaşlar aralarında su ile oyun oynuyorlardı. Birbirlerini ıslatıyorlardı. Bende kenarda idim. Nasıl olduysa kazara su üstüme döküldü. Ben deli gibi sudan kurtulmaya çalışıyorum. Arkadaşın biri de, sanki üstüne fasulye suyu döküldü, amma uğraştın, demişti. Varın halimi siz düşünün. :D

Sevmiyorum ıslak ıslak dolaşmayı... suç mu?

Yalnız, saçım ıslak dolaşabilirim bak. Onu yaz kış hiç kurulamam. Kendi kendine kurur. Hiç de rahatsız olmam. :D

Son olarak Cem Karaca'dan ıslak ıslak şarkısını dinleyelim de tam olsun. 

19 Ağustos 2014

Sevgi Söylenmelidir.

Her yaptığın, her söylediğin söz, sana göre sevgi doludur. Sevdiğinin göstergesidir. Sanırsın ki, sevdiğin her halinden bellidir.

Ama o öyle değildir.
Her zaman öyle olmaz.

Sen, aşkın, sevgin her halinden belli oluyor sanırken, karşındaki bilmez. Anlamaz. Senden tek bir cümle beklerken, sen susarsın.

Ve belkide seviyorum derken, kaybedersin.

Sen aşkından bin tatlalar atsan da, satır satır hecelere döksen de, sevdiğin, senden en çok, sevildiğini duymak ister. 

Seni seviyorum, demek zor olmamalı. Sevene zor yoktur, unutma... 






15 Ağustos 2014

Uyuşuğun Kene ile Oluşan Kan Bağı Hikayesi..


Bir kene ile koyun koyuna kaç gün yaşabilirsiniz?

Soru ürpertici ama ciddi bir soru, lütfen ciddiyetle cevaplayın. :D

Efenim,
Ben, bizzat kendim. Bir kene ile muhtemelen 3 ya da bilemedin 5 gün geçirmiş biriyim artık. Gayette kardeş kardeş yaşanıyormuş. :D

Ben keneyi, günler öncesinde farkettiğimde koparttığım bir ben sandım. Önemsemiyorum tabi. Dün yine gözüme takılıyor. Ablama gösteriyorum. İyi ki göstermişim. Yoksa ben içime yarıya kadar girmiş kene ile bir ömür yaşardım.

İyice bakınca kene olduğu anlaşıldı ve hastanenin yolu tutuldu.
Kene itina ile çıkarıldı. Kan tahlili yapıldı.
Tamam canım, telaş yok. İyiyim. Ölmeyeceğim. :D

Ama şu an, kenenin çıkarıldığı yer acıyor. Yanıyor. Kızarık.

Kene, belimde bir yerde idi. Şaşırdınız değil mi? Hadi sizde sorun bana, orada ne işi var, diye. Herkes öyle dedi. Ne bileyim ne işi var. :D Orayı gözüne kestirmiş herhalde. Yapacak, diyecek bir şey yok.

Nihayetinde, gitti bitti. Hayat hikayeme bir yeni hikaye ekledim, o küçük kene sayesinde. Çok mesudum artık :D






14 Ağustos 2014

Anı Yaşamak Mutluluktur..


Hayal, geç kalmamak için, dolu olan otobüse biner. Otobüsün içinde, ilerlemeye çalışırken, otobüsün hareket etmesi ile dengesini kaybeder. Birine çarpar. Adı Meyal'dir. Hayal, çok mahçup bir şekilde:

-Affedersiniz. Çok affedersiniz.

-Affettim gitti.

Hayal'in, Meyal'in gülümseyerek affettim demesi hoşuna gider. Gülümseyerek karşılık verir. Ona arkasından şöyle bir bakar. Tam başka yöne dönmüşken, Meyal, başını Hayal'e doğru çevirir.

-Niçin bana bakıyorsunuz ? Benim arkamda da gözlerim var.

Hayal, şaşırır. Ne diyeceğini bilemez. Arkası dönüktü, nasıl görür baktığımı diye düşünür.

-Şey..

Meyal, kocaman gülümseyerek ona bakar.

-Arkamda gözlerim yok. Uzaylı değilim. Sadece 6.his diyelim.

-Nasıl yani..

Bir yandan da gülmektedir. Meyal' de gülüyordur.

Hayal ve Meyal, otobüs yolculukları boyunca muhabbetlerine devam ederler. Meyal, Hayal'den önce iner. İnmeden güzel muhabbet için teşekkür eder.

İkisi de bu güzel tanışmadan ve muhabbetten memnun kalır. Günlerine kattıkları güzel bir anıdır.

Hikayenin devamında, Hayal ve Meyal'in birbirlerinin telefonlarını aldıklarını ya da tekrar karşılaşıp birbirlerine ilanı aşk ettiklerine dair varsayımlar kurulabilir. Serbesttir.

Benim hikayem bu kadar. İnsan bazen anlık güzellikler yaşar. İlla devamı gelmesi şart değildir.

Yanlış mıyım... :D

Son olarak, yaşanmış bir olay değil, tamamen kurgudur. 







11 Ağustos 2014

Sorgulama.

Odada, bir oraya bir buraya dolanıp duruyordum. Yerimde duramıyordum. Kızgındım. O ise, koltukta oturmuş, öylece duruyordu. Yanına gittim. Dibinde dikildim. Kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Gözlerinden anladım, hala kararsızdı.

-Seviyor olsaydın, gözlerinde bu kararsızlığın zerresi olmazdı.

-Seviyorum.

-Ama nasıl seviyorsun? Bir eş, bir koca olarak mı seviyorsun O'nu.. ? ! Offf.. çıldırtma beni Züleyha.

Derin bir nefes. O'na bağırmak istemiyordum. Ses tonumu yumuşatmaya çalıştım. Odada turlamaya devam ederek:

-Söylemedin değil mi? O'na tüm gerçeği söylemedin. Seninki sadece vicdan. Anlıyor musun? Sadece vicdan. O'nu sevmiyorsun. Acıyorsun. Senin yüzünden bu halde olduğunu için, O'na vicdan borcunu eş olarak vermek istiyorsun.
Yanına gittim. Çenesinden tuttum. Gözlerine baktım.

-Hadi git söyle, gerçeği anlat. Sonrada benim gibi gözlerinin içine bakıp, O'na seni seviyorum, de. Yapabilir misin bunu?

Gözlerinde cevap arıyordum. Ama kaçırdı gözlerini hemen. Hiddetle kalktı yerinden.

-Seviyorum tamam mı.. Seviyorum... Anlayın bunu artık.

Sesi titriyordu bunları söylerken. Kendi de titriyordu. Güçlü hissetmiyordu kendini, görebiliyordum. Direniyordu. Aldığı kararı savunduğu yere kadar savunmak istiyordu.

Saniyeler sonra, ağlamaya başladı.
Seviyorum, diyerek sarıldı boynuma. Küçük kuzum benim. Bir anlasan, senin iyiliğini istiyorum ben.

-Korkuyorum. Ben onu seviyorum. Gerçekten seviyorum. Vicdan değil bu. Ama, ya O, gerçeği öğrendiğinde benden vazgeçerse. İşte ben bundan çok korkuyorum abla.

-Kuzum, evlenmeden bu korkunla yüzleşmen şart. Anlıyor musun beni? Yoksa bu evliliği bir kandırmacanın, yalanın üzerine kurmuş olursun. Tamam seviyorsun. Ama O'na gerçeği söylemediğin her saniye, içinde, kalbini kemiren bir şey var ya, o da vicdanın oluyor işte. Gerçeği söylemediğin sürece, ona olmasa bile kendine acıdığın bir gerçek.

Gözlerinin yaşını sildi. Biraz olsun rahatlamış gibiydi.

-Tamam, ilk fırsatta söyleyeceğim tüm gerçeği.

Derken, kapı açıldı. İçeri O girdi.
İkimiz birbirimize baktık.

-Bölmüyorum değil mi?

Tam ben konuşacakken Züleyha atıldı.

-Hayır canım. Konuşuyorduk işte.

Çantamı aldım. Gitmeden, Züleyha'nın kulağına, bu işi şimdi bitirmelisin, dedim. Ve çıkıp gittim.