30 Haziran 2012

Olmaz böyle şey..

Bir insan dudağını dişi ve çekirdek arasına kıstırmayı nasıl başarır ki?
İnanın bilmiyorum ama bunu başardım. Şuan dudağımda ince bir yarık var. Çok pis canım yandı var ya. Tavsiye etmem hiç denemeyin.
Suratım beş karış halimle yazıyorum.. Herkescikler birşeyler döktürmüş. Okumalı ama içim sıkkın şuan. Zaten pc birazdan bana az kalmış kafamı da, moralimi de yedirtir.
İşte bu kadar...
#   #
  \_

28 Haziran 2012

Gizli Bir Mesaj Mı Var Ki ?

Dün akşam eve düşen yıldırım adlı dizinin sezon finaline denk geldim. Muazzez daha dershane çocuğu. Bunu bazı bölümlerine denk gelince öğrendim. Yani liseden henüz mezun bir kız.
Sezon finalinde düğünü vardı bu kızın. Hemde kendinden kesin 15 yaş -fazlası bile vardır- büyük bir adamla. Herif yazacağımda kaba olacak şimdi diye yazmıyorum.
Neyse sorun kimle evlendiği değil, o yaşta evlenmesi.
Mesela dün akşam yayınlanan annem uyurken dizisinde de liseye giden uşak evlendi. Babasının lafı da şu: “aman yürümezse boşanırlar canım..”
Sonrasında öyle bir geçer zaman ki dizisinde Aylin. Bu kız daha liseye gitmiyor muydu ki, gitti evlendi.
Eskilerden sıla dizisini hatırlayanlar vardır. Orda da Sıla daha yeni bitirmişti liseyi.
Şimdi demek istediğim şu; milleti erkenden evlendirmeye mi özendiriyor bunlar, yoksa evlendirmemeye mi... Zira saydığım örneklerde biri hariç, diğerlerinde ailede razı bu duruma.
Ne yani, ne demek bu.. Evlilik çocuk oyuncağı mı demek? Erken evlenen erken yol alır mı demek? Birilerine siz evde kaldınız mı demek isteniyor?
Haa birde mübarek dizilerde insanlar bir anda katil olabiliyorlar. Hemde soğukkanlı katillere dönüşüyorlar, şaşıp kalıyorsun. Bakınız, annem uyurken, Nuran hanım. Kadın gözünü bile kırpmadan adamı öldürüverdi. Sonrasında hiçbirşey yok kadında. Gayet normal aynen devam. Bir komediye göre fazla idi bence o cinayet. O kadar soğukkanlılık insanı soğuttu. Ben gülemedim o anda. Tamam birinin ölüp, anneyi o derin uykusundan uyandırması lazımdı, anlıyorum. Ama bu daha masumane olabilirdi pekala..

27 Haziran 2012

İşte Öyle Birşey.


Hani demiştim ya sorundur yalnızlık diye..
 
Yok öyle bir şey,

Seçimmiş yalnızlık.

İnsan isterse kalamazmış yalnız.

Yalnızlığı bildiğindenmiş o seçim.

Sevmeyi bilmediğinden..

Gel şimdi, öğret sevmeyi.

Sıfırdan...

25 Haziran 2012

Heyhat - İkinci Baskı Yayında

Haftalık dediğim ama neredeyse aylık olacak gazetem "Heyhat" ikinci baskısı ile yayındadır.
Gazetemin ilk baskısı için bi tık

Gazetemin ikinci baskısında  yer alan blogdaşlarım;
Anıl Özer
Beyaz Bahçe - bi yazıp çıkacağım zaten
Beyaz Kitaplık
Beyaz Sayfa
BiricitConsunGünlüğü
Bir Kase Lezzet
CenkinWebGünlüğü
DiziManyaq
Eğlence Atölyesi
Sade ve Derin - Deeptone
Socrates Junior

İyi okumalar Efenim... (:


22 Haziran 2012

4 Küçük Uçan Pirana


Sinemada değil, doğal ortamlarında onları, piranaları görmek mi istiyorsunuz? Üstelik bunlar bildiğiniz piranalardan farklı. Bir daha görme fırsatı bulamazsınız.

Farkları ne mi? Bunlar en başta uçabiliyorlar. Yani diğerlerinden fazlasıyla daha tehlikeliler. Bunuda gözardı etmeyin.

Suyu seviyorlar ama suda yaşamıyorlar.

Tüyleri var.

Keskin gagaları var. Bin dişe bedeldir, küçümsemeyin.

Bir lahanayı 60 saniyede -1dk.dan daha afili duruyor :D - taruman ediyorlar.

Armudu çöpüne kadar, izini bile bırakmadan 5 saatte gümletiyorlar.

Balık krakeri dakikasında tuz buz ediyorlar. Resmen bayılıyorlar.

Marul da ellerine geçince anında tükeniyor.

Çok mu merak ettiniz bu piranaları efenim.

Vakit kaybetmeyin, iletişime geçin, rezervasyon yaptırın. Sınırlı sayıda ziyaretçi kabul edilecek. Zira nazardan endişe ediyoruz.

Sayıları 4'tür. Bunu da tekrar belirtelim. Öyle bir tane değil yani. Gelip göreceğinize değer, endişeniz olmasın.

Piranalarımız hakkında bilgi için tıklayın.

21 Haziran 2012

Kuzey Güney - Ferhat Bilmecesi Ali'yi Harcadı


Bakınız burda, ben Ali'ye olacak olan demiştim.

Dedim oldu.. Ali son dakika olarak geri dönmezse gittii gitttiii...

Ve ben izlerken fragmana bel bağladığımdan, “yok anam daha bir şey olmayacak, üstünde gri tişörtü yok kii..” diyorum. Sonra bir bakıyorum, siyah var üstünde, olan oluyor.

Ferhat tam bir bilmece veriyor Kuzey'e. Kuzey'in aklına ilk gelen isim? Tabiki Cemre oluyor. Ali kimsenin aklına gelmiyor. Yazık oluyor. Şayet gelse idi, Ferhat'ın yedek planı Güney idi. Güney'i oraya çağıracağı kimsenin aklına gelmedi. Kuzey bile onu görünce “ ne işin var lan burdaa..” dedi. Komikti o diyalogları cidden.

Gelelim Cemre'nin saflığına. Adam sana sevdiğini itiraf edecek olsa bunu direk mesajla söyler mi a kızım. Bu kadar mı tanımıyorsun sen Kuzey'i. O kadar millete ahkam kesiyorsun, tanıyorum diye. Gidiyorsun o saçma mesaja inanıyorsun. Pes.. Sonra Kuzey arayınca salyasümük ağlıyorsun.

Zeynep ise ayrı uyuz zaten. O öleydi idiydi. Kuzey'in Cemre'ye ilgisinin hatta sevgisinin farkında ama sırf gıcıklığına, bu gıcıklık Cemre'ye, adamla hala birlikte oluyor. Ne kadar acizliktir bu. Birde Cemre arayınca niye Beykoz'a geldiğini de söylemiyor hasba. Gıcıkk..

Ve Cemre bile aklına gelip Ali'yi arıyor da, Kuzey Zeynep adını anmasa hatırlamayacak çocuğu. Sözde “kardeşimm...” dediği insan. Ayıp etti yani. Çok büyük ayıp etti.

Güney layığını buldu. Artık fıttırık bir karısı var. Çek bakalım, ne kadar çekeceksin deliyi. Banu'da hep içinde tutmuş, ikidir dökülüyor dilinden. Güney parası için yanındaymış diye. Sonra canım cicim diyor. Harbi deli bu kadın. Güney'e kolay gele. Bakalım ne kadar çeker bu halleri.

Son söz, şu Venüs bilmemnesinedir. Burak itiraz ediyor, kadın başka şeyler söylüyor. Bakalım gerçek yüzünü ne zaman görür o para avcısının.


Gelecek sezonda görüşürüzz.. :D

20 Haziran 2012

Bu Bürokrasi Zor Biter


Siz hiç sabıka kaydı aldınız mı? Öyle kolay değildir. Gerçi son zamanlarda işler hızlandı, o kadar beklemiyorsunuz. Eskiden sabah başvuru yapar, öğleden sonra alırdınız.

Şimdi ise bambaşka bir yenilik yoldaymış. Aslında bana kalırsa yeni bir şey değil.

Sabıka kaydı bilgileri kamu kurum ve kuruluşlarına, şahıslara açılacakmış. Kişi bazı güvenlik sorularından sonra kendi bilgilerini görme imkanına ulaşabilecekmiş. Başkalarına verebilecekmiş. Yani herhal çıktı olayı olacak. Kurum kendisi de görebilecek ayrıca.

Peki kaçımız biliyoruz ? Adres bilgileri yaklaşık 4 senedir, bankalar dahil, birçok kurumlar tarafından görülebilmektedir. Başbakan evrak bürokrasisine son vermek için yaptı bu çalışmayı.

Şimdilerde nispeten azalan evrak isteme olayı, maalesef son bulmuş değil. Bankalar hala hesap işlerinde, kredi de ikametgah belgesi istiyor. Sebep? Bilmem, onlara sormak lazım.

Okullar kayıt işlemlerini internet üzerinden yapıyor. Adresleri görüyorlar. Ama bazen ne hikmetse o ikametgah belgesini istiyorlar. Sebep? Sormak lazım.

İşyerleri işe alacağı kişiden bissürü evrak istiyorlar. İşin özü ikametgah istememeleri lazım. Niye çünkü devlet onlara da adres bilgilerini görme hakkı veriyor. Ama para karşılığı. Hoş, herkese para karşılığı bu hizmet. Ama özel işyerleri ücret vermek istemiyorlar herhal. Onlara da sormak lazım, niye diye.

Yani devletin evrak azaltma çabası yetersiz kalıyor. Ama bazı kurumların bu konudaki çalışmalarını inkar etmemek lazım.

Özetle ben bu sabıka kaydı olayının da bu düzenleme ile biteceğini hiç sanmıyorum. İşveren niye uğraşsın ki, eminim o da paralı olur. Vermez, ister işe girecek kişiden. İşe girecek kişiyse sıkıysa vermesin. Eli mecbur.

Haberin kaynağı: Ntv