Ana içeriğe atla

Bir Pazar Günü – Banyo Sefası


Hopp.. şittt.. Kendi banyom değildir..

Nicedir aklımda olan, artık cidden kokmuş olan bizim 4 tanecik muhabbet kuşumuza banyo yaptırdık, bu pazar.
Ne keyif ama.

Kaptım bunların kafesini. Çıktım bahçeye. Önce kafes temizliği tabi. Sonra arka tarafa geçtik. Koydum bunları yere, aldım elime hortumu.. açtım sonuna kadar, tuttum üstlerine.. diyeceğimi sanmayın.. daha o kadar canileşmedim. O kadar da bıkkınlık duymuyorum daha.



Suyu hafif kısıp, parmakla önüne siper edip tuttuk suyu. İlkten
kaçıştılar. Sonra alıştılar. Babaları olan, içlerinde en büyüğü olanı görmeniz lazımdı. Hani yazın sıcağından bunalmış insan, suyun altına kendini bırakır ya, şöyle baş geride. Hehh ... işte.. bizimki de aynen öyle idi. Hiçç istifini bozmadan duruyordu öyle, kafası
geride. Arada gagasını açıp kapıyor. Belli ki su içiyor. Tam keyfindeydi yani babamız. Yavrularda alıştı. Bir tek annemiz biraz
sorun yaşadı. Zira zaten zırt pırt yumurtlamaktan münasip yerlerindeki tüyleri baya azaltıydı. Birde hepsinden baya minik ve tüyleri kısa. Hal böyle olunca, suyun altında eşit kalmalarına rağmen, en çok ıslak olan o idi. Babamızı görseniz zati, demezsiniz hiç, bu muydu suyun altında kalan diye. Sanki mübarek penguen, tüylerde bir gıdım ıslaklık yoktu yani. Yavrucuklarda yine belli idi. Ama anacıklarını görseniz, sanki elle mıcıkladık onu. Kulak delikleri bile görünüyordu yani. Allah'tan bir şey olmadı, hepiciği tertemiz, akpak oldular, banyonun sonunda.

Ama dedik ki, hava iyi. Biraz doğada kalsınlar. Ağaca asacaktık ama yer bulamadık. Sonra tabure üstüne koyduk. Bende şöyle 5 adım geride, yerde oturuyorum. Elimde atari, oynuyorum. Ama gözüm bizimkilerde. Sonra ilerideki kediyi farkettim. Bıraktım oyunu, “pişştt.. pişttt...” diyorum. Yok, tınlamıyor kedi. Yaklaşıyor. Ama yavaştan. Sonra bir hızlandı, bende bir kalktım, gittim kafesin dibine. Aynı anda vardık desem yalan olmaz. Taburenin ayakları dibinden döndü kedi. Bizim kuşlar çıldırdılar tabi, tehlikeyi farkedip. Sonra kedicik, yan bahçeye süzüldü, ordan bakıyor. Dedim bu beni takmıyor. Kuşları yem etmeyelim. Zati bundan öncede balkonda, buna benzer bir tehlike atlatmışlardı. O zamanda yetişmiştim son dakikada. Hatta o vakit, kafese ulaşmayı başarmıştı kedi. Tutamasaydım, devirecekti kafesi.

Akşama doğru da, yavru bir kedinin peşine düştük. Aman yanlış olmasın. Tamamen iyi niyetle. Nereden geldiğini tam bilemediğimiz kedicik, bahçenin örgü tellerinden geçmeye çalışıyor. Ama o küçük deliklerinden. Kafa tamam geçiyor, ama gövde yok.. bunu anlıyor, geri çekilecek de, kafa sıkışıyor tabi oraya. Binbir zahmetle çıkartmayı başarıyor.

Eve gidip süt getiriyor ablam. Ben ondan bu arada gözümü ayırdım, arkaya doğru gitti. Ablam elinde süt, bakındı bulamadı. Kayboldu sanki. Yok yani önden çıkamadı, arkadan nasıl çıksın ki dedik. Bir zaman sonra, dedim ablama “kalk yine bakalım şuna..”. Arkada güneşten nasibini bolca aldığından, baya büyüyen lahanalar var, kabak var. Kabakta almış başını gitmiş. Öylece bakınırken, gözüm kabağın büyük yaprakları altında onu gördü. Sarı sarı minik kediciği bir anda gördüm orda. Ablam başta gördüğüme inanmadı, arada şaka ettiğim için. Sonra gitti yanına, sütü koydu önüne. Ama yok, içmiyor mübarek hayvan. Bakıyor öyle. Arada gözleri sanki kapanacak gibi oluyor. Ama içmiyor, öylece bakıyor sadece. Sonra ablam, evet yine o. Ben uzak kalmayı tercih ettim. Gitti yanına. Bu kaçtı öteye. Ablam peşine. Dedi, “ sende ordan git üstüne yakalayalım da zorla içirelim. Tam gidiyordum üstüne, kedi bahçenin örülü telinden bir delik buldu, pırr.. gitti komşu bahçeye.. bakakaldık ardından.

Pazar günleri dışarıda, doğada geçince iyi geçiyormuş. Artık seviyor muyum nedir pazarları..

Not: resimlerdeki, ilk resimdeki tek kuş, bizim babamızın tıpkısının aynısı. İkinicide ki kuşlarda, yavruları anımsatıyor. Kedicik de aynı.Ama yavru olanın. Diğerini boş geçin. Benzerlerini buldum hususi. :) Ama yakındır, yakında kendi çektiklerimi koyacağım sadece. Umarım..

Yorumlar

  1. Çok güzel anlatmışsınız :) Ben de kuş istiyorum ama bakamamaktan korkuyorum..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tavsiye isterseniz, bir tane ile yetinin. Yoksa böyle 4 tanesi ile uğraşmak, yemeğine suyuna yetişmek zor oluyor. :D Bizdeki yavru merakından oldu böyle.
      Teşekkürler.

      Sil
  2. Kus yıkanır mı olur yav. :)) bizimkileri de bir yikayiverin eliniz degmisken

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ölür mü demek istediniz? :D Noktasız okuyorum, anlam biraz bozuluyor sanki. Ama bizimkileri de yıkayın demişsin, yoksa bıktınız mı? :D
      Onlar kendileri de yıkanıyorlar ama hepsi yapmıyor. Hele babaları. Ama hazır tepesinden su gelince, en keyfini çıkaran o oldu. (:

      Sil
    2. Ölür demek istedim. iPadle yazınca çıkmadı noktalar. :)) Bıktım yıkayın. :)

      Sil
    3. (: Birşey olmuyor ki ama. Ama çok isterseniz, kuşları evde salıyorsanız şayet, kapıyı yahut camı dalgınlıkla! açıverin. Bir bakmışsınız pırr.. diye uçup gitmişler. Tecrübe ile sabittir. Bundan önceler ne yazık ki böyle gittiler yuvadan. :)
      Daha az vicdan duyuyor insan. Gerçi hiçbiri ben yüzünden gitmedi ama, duymuyorsun yani. Uçtu gitti diyorsun.
      Çok güzel tavsiye veririm, Maaşaallah. :D

      Sil
  3. bahçede kuş yıkamak çok keyifli olmuştur.
    sebzeler çiçekler de iyidir.
    ne güzel işte başçe sefası.
    :)

    pazar gününüz önce sempatik başlamış sonra aksiyona dönüşmüş sonra duygusal bitmiiiiş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bahçe sefası iyi oluyor bu yaz günlerinde. Birde tenha olunca. :)
      Aynen, özetlersek cidden öyle oluyor. :D

      Sil
    2. Bizim de bahçemiz yok ama yeni evimizin evin yarısı kadar terasımsı bir balkonu var. Yeni yeni bi şeyler diktik, ferforjeleri sarmaşıkla sarmaya çalışacağız falan. Bigün miyavlamayı bile beceremeyen boynunda tasmasıyla bi kedi geldi çattı. Nasıl da tatlı. Sokak kedisi olsa bu kadar üzülemez insan. Ama bu sokağa düşmüş bi ev kedisi. Durum çok daha vahim yani. Süt veriyoruz içiyor, sosis, salam, peynir. Kaşar dışında bi şey yemiyor ama beyimiz. İyice dadandı sonraları. bi gün geldi üstü başı kirlenmiş epey, tasması da düşmüş ya da koparılmış. Miyavlamayı da öğrenmiş... Kediler suyu sevmez derler, harbi sevmiyorlarmış. Bi daha da görmedik :P

      Sil
    3. Bizde kapının önüne hanımeli ektik. Maksadımız kapının üstünü sarsın. Girip çıkarken, mis gibi koksun. Bakalım, daha minicik. :)
      Sahibi bal kaymakla besliyormuş herhal, sonra iflas etmiş, buna birşey alamamış. Buda nankör, kuruekmeğe tamahkar olmamış, çekmiş gitmiş, o küçük aklıyla.
      Ne güzelde yazdım senaryoyu. :D

      Sil
  4. Benim de kedilerle ilgili onlarca anım var. çok tatlı ama çok "hıyar"lar yaa.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Akşam yine yaşadık. Kuşların peşine düşen kedi geldi yine. Baya kalabalığız ama çekinmedi yaklaştı baya baya, yere dökülmüş ayranı yaladı. Sonra ablam içsin diye baya döktü ama kedi niye korktuysa, pırr.. gitti. :D

      Sil
  5. Resimdekinin aynısı bizde de vardı..
    Öyle güzel konuşuyordu ki...
    Oynama şıkıdım şıkıdım diyordu :))
    Gayet net hem de..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi biz başaramadık galiba öyle konuşturmasını. Yalnız biri sanki canım diyordu, yahut bize öyle geliyordu. :) :)

      Sil
    2. Çift olurlarsa konuşmazlar ve dişi nadir konuşur.

      Sil
  6. Aaa, bizim Tifa ve Maviş'in hiç yavruları olmadı. Onlardan önceki muhabbet kuşlarımızda da hiç yavru olmadı. Biz de sanıyoruz ki yumurtlamasınlar diye tüm muhabbet kuşlarına bir şeyler yapıp öyle satıyorlar O_o
    Ne güzel, uzun ve sağlıklı yaşasınlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.
      Yumurtlamıyorsa bi baktırın, belki dişi değildir. Yani bizimki, 3 seneyi geçti, her sene en az 4 tane yumurta çıkartıyor. Tabi hepsi heba oluyor. İşte erkek aldık yanına, boşa gitmesin diye. Sonucunda da iki tane yavru aldık.
      Anladığım sizinki yumurtlamıyor bile. İlginç, yada bizim kuş ilginç. :D
      Çünkü yumurtlaması ve onların üstünde, ayrı bir yerde yatması lazım. Yavru olması için.

      Sil
    2. Maalesef kuşlarımı daha evvel kedi yüzünden kaybetmiştik :/
      Ama gerçekten yumurta falan olmuyordu garip :) Belki de yuvayı falan beğenmemiş olabilirler ne bileyim. Yine muhabbet kuşu beslemek istiyorum bu kez daha iyi ilgilenirim psikologa bile götürürüm olmazsa :D

      Sil
    3. Hain kediler..
      Yuvayla bir ilgisi varsa, bizimki hakketen tuhaf o zaman. Zira şuan yuva yok kafeste, zaten normalde hiç yoktu, yine yumurtlamış. :D
      Yumurtlarken çatlayacak hayvan.
      Bir tane iyi oluyor. Vaktinde oldu mu, bakabiliyorsun. :)

      Sil
  7. Yıllar yıllar önce yengemin bizim muhabbet kuşlarını yıkadığı günü hatırladım. Akşam yıkadı, sabah kafes boştu. Kafese yaklaşınca gördük kuşlara temizlik yaramamış :D O gün bugündür istiyorum ama almıyorum kuş falan :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo.. yazık. Ama bizimkiler yaşıyor ya. Cidden yaşıyorlar. :D Dördü birden ölse, katliam olurdu yaa..

      Sil
  8. Yanıtlar
    1. İnşaallah. Ölmesinler ama azalsınlar az. :D

      Sil
  9. bizim kuşumuz canavar gibiydi yıkayamazdık ama öteki kuşlarımızdan hatırlarım kendi kendilerine yıkandıklarını demek bizim haylaza da hortum lazımmış:)))
    not:-di li konuşmamın sebebi kaçmış olmasıdır.:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kimi çok seviyor, kimi sevmiyor. Kendi kendine yıkanmalarını izlemeyi seviyorum ben. :)
      :)

      Sil
  10. Muhabbet kuşu çok hassas bir canlıdır. Çok kolay hastalanırlar. Cereyanda kalmaması gerekir. Ben kuşuma mutfak musluğunu çok az açar kenara çeviririm o kendi kendine duş alır gibi koşa koşa altından geçer yıkanır yaz dahi olsa açık cama maruz bırakmam. Çok dikkatli olun lütfen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Birini kaybettik zaten. ):
      Cereyanda kalmamasına cidden dikkat ediyorum.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…