Ana içeriğe atla

Acı Var Mı Acı

Saygıdeğer, sevgili Reha Muhtar'ın meşhur sözüdür. Hatırladınız değil mi?
Adamın böylesi soruları çoktu ama bu “ acı var mı acı” sözü bir başka yer aldı. Bu tip soruların anası oldu. Başlığı oldu resmen.
Geçen haberlerde böylesi saçma bir soruya denk geldim.

Kadın muhabir, şehit ailesi ile sohbet ediyor. Hemde canlı yayında. Evladını kaybetmiş babaya, muhabir şu soruyu soruyor:
şuan neler hissediyorsunuz?”
O an, bu soruyu duyunca, inanın tepem attı. Adamdan evvel cevap verdim;
çok mutluyum, utanmasam göbek atacağım şimdi... “
Heyy.. Allahım.. Sen büyüksün. Adam orda ağladı ağlayacak. Konuşmakta zorlanıyor. Kalkmış bu insana neler hissettiğini soruyor bu kadın.
Acaba diyorum, bu muhabirler özel ders falan mı alıyorlar nedir? Bu saçmalıkların kaynağı ne yani.
Bu şuan ilk aklıma gelen örnek. Böylesi saçma sorular soranlar, her kanalda var.
İnanın bazen, Reha Muhtar'ı aratıyorlar.

Birde bunların magazinci olanları da varmış. Geçenlerde Meryem Uzerli'ye biri sormuş.
Hürrem Sultan'ın türbesini hiç ziyaret ettiniz mi?”
Şimdi bunu niye sormuş, çünkü Uzerli, Hürrem Sultan'ı oynuyor ya ondan. Zira mecbur ya kadın, oynadığı role gerçek hayatta da devam ettirmeye. Rolünün gelmişini geçmişini bilmeye.
Zor zanaat canım, bu ülkede muhabirlik. Hele böylesi muhabire denk gelmek daha zor.

Yorumlar

  1. Maalesef buna muhabirlik değil densizlik diyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Cidden çoğu öyle oluyor.

      Sil
  2. bence bu tarz muhabirler, konuşulacak sorular sormaya çalışıyorlar. mikrofonu uzattığı kişi ne kadar üzülürse, ağlarsa haberin daha iyi olacağını düşünüyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yada ne kadar kızarsa, bağırırsa, o kadar iyi haber olur, düşüncesi de mevcut olabilir.
      İşte bu da onun işinde ne kadar aciz olduğunu gösterir.
      :)

      Sil
    2. bir de kar yağışı ve tipi haberi yaparken bağıranlar var, felaketi daha iyi aktardığını düşünüyor sanırım. neticede biz bağırdığını anlıyorsak, bağırmasına gerek yok demektir.:)

      Sil
    3. Bağırmalarını geçtim, adam o pis suların içine girip çekim yapıyor yahu. Boyuna kadar batıyor, neymiş su çokmuş. Onları öyle görünce acıyorum. :)

      Sil
  3. Genel izleyici gözünde, duygu sömürüsü yaparak reytingleri arttırma çabası da diyebiliriz tabii.

    Adamın orada oğlu can vermiş; daha kendisi olayı hazmedememiş, bizim muhabirler gidiyor "şu an neler hissediyorsunuz" demeye.

    Bir de; bir ara terslenecek ünlülerin peşinden gidip, bilerek dayak yedikten sonra dava açıp, haber yapanlar vardı. Bu da başka bir türü o familyanın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh.. evet tüm mesele belkide o. Reyting.
      Ama yanılıyorlar işte. Gerçekliklerini kaybediyorlar bence.
      Onlar hakkaten başka tür. :D

      Sil
  4. Medyanın patronları o kadar çok kafalarına vuruyor ki, adamlar salak olup çıkıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D
      Hoş, öyle soruyor çıkıyor ki bazen, şuan aklıma gelmiyor ama o soruyu bir salak bile sormaz gibime geliyor. :)

      Sil
  5. Torpille muhabirlik bir yere kadar oluyor şekil A.'da görüldüğü üzere..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birde o gerçek var, doğru. Torpilliler dünyası.
      Torpil kullanıyorsun iyi hoş da, bari kullandığına değsin de, milletin ekmeğini elinden almış olma.

      Sil
  6. haha aklıma,yıllar önce Kıraç'ın imza gününe gittiğimde,muhabirin bana ; '' neden aglıyorsunuz,çok mu seviyorsunuz ? '' sorusu geldi.

    Kesinlikle,mantıklı soru sormamaları için ders alıyor olabilirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sırf görüp üzülmek için gitmiştiniz halbuki.
      Olabilir.

      Sil
  7. ilk zamanlar bilinçli yapıldığını düşünüyordum bunların ta ki bir muhabir arkadaştan duyana kadar : muhabirlikte en önemli kural soru sormaktır,soru saçma da olsa sorulur ki karşı taraftan malzeme çıkabilir..bu da ayrı bir bakış açısı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Tamam tabiki muhabirsin, bakışarak anlaşmanı beklemiyoruz ki senin karşındakinle. Ama saçmalıkta bi yere kadar. Abartıyorlar resmen.

      Sil
  8. Sinirlenmemek elde değil gerçekten..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adamda gereken cevabı verdi aslında. Ne hissedeyim, ben kendimde bile değilim ki tarzı birşeyler dedi. Yani aslında demeye çalıştı. ):

      Sil
  9. İşte bunun için güncel medya düzeneğinde de gördüğümüz gibi..Kendi çaplarında farklılık yaratarak, okunmak ilgi çekmek (başarıyorlarda netekim :) ) Abuk subuk sorular, abuk subuk yaşamlar..Saçma sapan, uyduruk gaydırık işte ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Saçmalık olsun, torba dolsun, bizde bakalım. Bakınız enson olarak Ural ailesine. :)

      Sil
  10. ya senin konuların hep hayatımızın absürdlükleri ve komiklikleri oluyor. aklın işleme stili çokoş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlham kaynağım, hayatın kendisi. :) :)
      Teşekkürler, iltifat ettiniz herhalde.. :p :D

      Sil
  11. Muhabirlerin saçmalıkları diye roman yazılır vallahi..
    Nasıl bir testten ya da sınavdan geçiriyorlar bunları, hatalarında nasıl bir uyarı veriyorlar da bunlar böyle aynı tarladan çıkan mantar gibi olmaya devam ediyorlar anlamıyorum. Hoş uyarı alıyorlar mı o da meçhul..
    Son zamanlarda televizyonu açmıyorum bile, iyice soğudum.. Bazen gidip RTÜK'ü ele geçirsem de ben mi yönetsem diyorum, ama iş orayla bitmiyor ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen bu şekil bir eğitim aldıklarını düşünüyorum ben. Hatta saçmalamayanlara uyarı geliyorlar. :)
      Rtük gerçek mi ki, gerçekten. :D

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…