Ana içeriğe atla

İkisi Bir Arada; Acayip + Kötü

Önemsiz bir hastalığa yakalanmıştım. Sebebi takılmayacak takıntılar ve fobilerim idi. Mutsuz.. umutsuz.. kendimi kötü hissediyordum. İyice sessizleşmiştim. Hele ki birde bana bu halde 1 yıllık ömrüm kaldığını söyleyiverdiler. Ardındanda utanmadan şimdi ne yapacaksın dediler. Pehh.. dedim. Ben ne yapayım, ölecem gidecem. Siz bana yapın gayri, ölecem dedim. Son günlerimi iyi geçirtmeye bakın, almıyım ayağımın altına deyiverdim. Deli cesareti gelmişti sanki. Ama delirmemiştim, ölüveriyordum sadece.
En yakın arkadaşım bana dünyayı dolaş dedi. Çıktım yola. Ama önce dünyayı değil, ülkemi dolaşmalıydım. Ama ondanda evvel, bu yola yalnız çıkmamalıydım. Yanımda prensim olmalıydı. Ama ha deyince de bulunmuyordu ki bu merette. Sonra yine arkadaşımın aklıma uydum. Kurbağalı dereye indim. Dedi ki, prens var burda bekliyor seni. Tehh.. buluşma mekanına bak. Zevksiz adam ne olacak. Neyse, zati bi yıl çekcem yahut o beni çekecek. İşte çekişiriz bi yıl ne olacak.
Sonra baktım ki gelen giden yok. Kurbağalar üstüme atlıyor. Akşam olmuş. Kaçarkene bir kulübe gördüm. Tam kapıyı çalacam ki ne göreyim, ne işiteyim. Benim en iyi arkadaş müsfettesi kişilik, 10 kollu, 20 bacaklı, 30 başlı bir şey oluvermiş. Ne oldu ki laa sana dedim. Uzaylıyım dedi. Meğer bu hoşlaştığım tüm adamları o dereye atmış, kurbağa etmemiş mi? Hayy senin gibi en iyi arkadaşa ben ne edeyim. Bu kollar, başlar, kopar kopar da bitmez ki.
Kaçarkene susadığımı farkettim. Masadaki su gibi şeyi kaptım içtim. Sonra bana bi haller oldu. Sanki kayboldum. Derede aksime baktım. Bir kurbağaya benziyordum. Aman yok, meğer orda kurbağa varmış. Ama ben yoktum. Görünmez olmuşuz iyi mi?
Şimdi şu kurbağalardan birini öpsem de prens olsa kaç yazar, beni görmeyecek ki.. Vayy.. terazisi eğrik dünya vayy.. Laa.. hem ölcem, hem görünmezim hem en iyi arkadaş gitti, kaldım bi başıma.
İyice kötü oldum ben. Ben böyle kendimi kötü hissedince uyumak isterim de. Şimdi nere yatsam ki, millet ezip geçer beni.
Bastım çığlığı... Yeter...... Yeter... Yeter... gayri !

Bir mimde burda son bulur. Mimler acayip sorular ve kendini kötü hissettiğinde ne yaparsan idi. Ortaya böyle karışık bir şey çıkıverdi sonuçta.







ses etmeyin, uyumayaçalışıyorum şurda...

Yorumlar

  1. mim'i hikayeleştirmişsin :)

    çok yaratıcı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Teşekkürler. Sorular ilginç gelince, değişik yapayım dedim.

      Sil
  2. ilginç sorulara bir hayli ilginç bir şekilde cevap vermişsin.pek hoşuma gitti...Alemsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O sizin alemliğiniz. :):)
      Öyle derler ya, güzel birşey dendiğinde.

      Sil
    2. :))
      Bu alemsin lafını ben çok kullanırım..çok hoşuma giden beni güldüren,tebessüm ettiren,nerden aklına gelmiş dedirttiren,bak bunu hiç düşünmemiştim dedirttiren,farklı olan ve bu farkıyla ilgimi çeken, pek hoşuma giden şeylerde derim..
      sevgiler.

      Sil
  3. ehehhe gerçekten anlatım tarzına hayran kaldım :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu arada aynı sorularda bende seni mimlemiştim :p

      Sil
    2. Teşekkürler. :) Bende cevaplamış olmuş oldum.

      Sil
  4. ha ha haaaa ne komik olmuş bu allam yaaa.
    :)))

    o foto ne hoş be.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Evet, bende görür görmez vuruldum o yumuk haline. :) :)

      Sil
  5. Mimden hikayeler, sevdim bu işi ben :)
    Hayal gücüne sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende devam edeyim diye düşünmekteyim. :) Teşekkürler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…