Ana içeriğe atla

Kağıt mı yoksa Pamuk mu Olsun?


En az bir kez olsun, selpak markasının yeni kağıt havlu reklamını görmüşsünüzdür. Yok yok, reklam eleştirisi yapmayacağım. Reklamın temel mesajına takıldım ben.
Biz eskilerden beri havlu kullanan bir milletiz. Öyle ki havlular, kızların çeyizlerinin vazgeçilmez elemanıdır. Şimdilerde pek moda olmasa da, geçmişte o havlu kenarlarına nasıl da çeşit çeşit danteller yapılırdı. Deli gibi yeni modeller aranırdı. Hala da vazgeçilmiş değil. Artık herkes kendisi yapmasa da yaptırıyor. Çok olmasa da eksik olmuyor hala çeyizlerde. Değil mi?
Peki reklam bize ne mesaj veriyor. Havlular mikrop yuvasıdır diyor. Tercih etmeyin, hastalık bulaşır diyor. En ideali kağıt havludur diyor. Bunu da açıkcası çok iğrenç yolla göstermiş. Hiç çekinmemiş yani. Havlu, toptan tutun da bankamatik bile oluyor.
Peki bu yıllardır kimsenin aklına gelmemiş miydi? Önceden millet hastalıktan mı kırıldı? Biz şimdi bu sebeple havlu kullanmaktan vaz mı geçeceğiz? 
Tamam, mutfaktaki el beziler uzun süre ıslak kalıyor, mikrop üremesi olağandır. Mutfakta kullanıma tamam da, havluyu tamamen devredışı bırakmak da olmuyor bence. Orada kullanma, yok orada da kullanma. Kapılara mı asacağız biz bu havluları. Sandıkta mı çürüteceğiz? Ya da hiç çeyize koymayalım ya.. boşuna para gitmesin. Çeyize direk kağıt havlular koyalım. Böyle renk renk, desen desen.. ay ne şık olur değil mi?
O havluyu su içinde bırakmadıktan sonra, düzenli değiştirdikten sonra bence sıkıntı yok. Reklamı fazlasıyla abarttıklarını düşünüyorum. Reklam bu, tabiki abarttılı olacak denebilir de, insan yine de takılmadan edemiyor. Havlu bu nihayetinde hep kullanıyoruz. Kullanmaya da devam edeceğiz, bence.
Sen hangisini tercih edersin? Mutfaktakini sormuyorum. Banyodaki el havlusunu soruyorum. Ona göre söyle cevabını...




Yorumlar

  1. :)
    haklısın tabii.
    alışkanlıklarımı değiştiriyorlar işte.
    tüketim için. kağıt daha çok tüketilir tabii.
    banyoda normal havlu, mutfakta el bezi ve kağıt havlu kullanıyorum, bir de o sarı el bezleri ayrıca. mutfakta üç çeşit yani.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hep tüketelim istiyorlar. tuvalet kağıdından sonra buna el attılar. :)

      Sil
  2. Reklamı izlemeden yazıyorum.
    Ev ortamındaki havludan zarar gelmez. Mutfak evet, en çabuk kirlenen, mikrop üreten yer. Kağıt havlu iyi bir çözüm. Ama banyoyu vurguladıklarını sanmam. En azından ev banyolarını. (vurgu varsa da zaten bilerek yapılmıştır.)
    Pazarlamanın en büyük taktiği insanları korkutmaktır, endişe yaratmaktır. (reklamcı arkadaşlar daha iyi açıklar)
    Hani ne oldu kene muhhabetine. Bir ara milletin keneden ödü patladı, bilmem nerelerden ilaçlar alındı.
    Kene birdenbire bitti öyle mi?
    Amerikalıların hazırladığı tüketim mantığıyla ilgili bir video vardı bir ara. Adamların ilk defa suyu nasıl pazarladığını anlatıyor. Musluktan akan suyu kötü su, hastalık vs. gibi bağıra bağıra söyleyip, arkasından kendi şişeledikleri suyu, sözde dağlardan gelen ama aslında fabrikadan çıkan, harika suyu sunuyorlar.
    Buna benzer örnek o kadar çok var ki!
    Mesela Nutella: Yurt dışındaki birçok reklamda sporcular oynar. Sabah kalkar ve Nutella ile kahvaltı yapar bu tipler. Vermek istedikleri mesaj belli, Nutella sağlıklı, enerji verir, kahvaltı yerine geçer. Doğrusu şu: Asla kahvaltı yerine geçmez, bol şeker, palm yağı içerir!

    Yani özetle, çok takılma. Bunu hep yapıyorlar:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok, ev ortamındaki banyodaki el havlusunu kastediyorlar, ki reklamda evde geçiyor zaten. Görmeniz lazım. Havluyu resmen mikrop yuvası gösteriyorlar.
      Korkmadım ama pinpirikli birileri illa görüp aldanmıştır. Yani reklamın amacına ulaştığına inanıyorum şahsen. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…