Ana içeriğe atla

Duruyorum..

Hayat kaldığı yerden devam ediyor. Ama ben kaldığım yerden devam edemiyorum. Kaldığım yerde kalıyorum. Bir heykel gibi. Bir ağaç gibi demek isterdim aslında. Ağaçlar büyür, çevresine faydalıdır ya, ondan. Ama değilim. Bir çiçek bile değilim, saksıda öylece duran. Ama bakanın içini ısıtan. Ve dahası sevilen.
Duruyorum. Belki de heykel gibi bile değil. Hayran hayran izleyenim de yok. Yanıma geçip resim çektirenim de. Bir kuş bile konmuyor omzuma.
Bir taşım mesela, desem. Taş bile değilim. Taş gibi hiç değilim. Ama taş gibi yerimde ağır olabilirim. Ağırlıklarından kurtulmak için kımıldaması gereken bir taş. Arkasında ilerlemeye çalışan, su gibi akan zamanı durdurduğunu sanan bir taş. Su akıyor taşa rağmen. Ve taş yosun tutuyor zamanla. Suyun izi mi yoksa zamanın mı?
Ben duran herhangi bir nesneyim. Kimsenin görmediği. Görse de umursamadığı bir nesne. Öylesi gereksiz. Öylesi fazlalık. Ortalıkta ama görünmüyor. Hani birinin ihtiyacı olsa, ortada diye göremez bile. Öyledir ya, aradığın gözünün önündedir ama sen onu göremezsin. Ya son anda görürsün. Ya da iş işten geçince.
Şimdi tek dileğim, beni arayanın beni iş işten geçmeden görmesi.
Ben buradayım.
Duruyorum.





Yorumlar

  1. Sen durmuyorsun, yazıyorsun :) ve biz seni görüyoruz :)

    YanıtlaSil
  2. böyle hissetmek kötü ama bi zaman sonra da geçiyor ..

    YanıtlaSil
  3. Pe Hito ya kesinlikle katılıyorum.senin durduğun yok.sadece senin hızın diğerlerinden fazla ve tanımadığın kişilerce her hafta düzenli yazıları takip edilip yorumlanan birisisin :)
    ayrıca blog yazarlarının hepsi galiba kasım ayına takıntılı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Şimdi, duruyorum dedim diye kendime kızdım. :)
      Ben blog yazarı olarak değilde başka nedenle bekliyorum kasım ayını. :)

      Sil
  4. belki de görüldüğünün farkedildiğinin farkında değilsin... iş işten geçmeden de inş görür görmesi gereken.. ama bazen de gördüğü halde görmediğini sanmak da var..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle düşününce hepten üzülüyorum. Niye farkında değilim ya da fark ettirmedi...
      İnşaallah..
      Çok teşekkürler. :)

      Sil
  5. Ben de duruyorum bu ara, aynen dediğin gibi: "Hayat kaldığı yerden devam ediyor. Ama ben kaldığım yerden devam edemiyorum."

    YanıtlaSil
  6. hımmm şimdi burda sölediğin tıpatıp ben.
    dururum.
    ve ama kimse beni görmesin isterim.
    yalnızlığa bayılıyom ben.
    kimse görmesin bilmesin isterim.

    ama sen kendine acımasızlık etmişsin.
    elbette öle değilsin.
    biz görüyoz ama gündelik yaşamda da gören vardır.

    ne diyim ayrıca her şey dilediğin gibi olsun.

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen bende öyle istiyorum aslında.. ama yine de görülmek de istiyorum. :)
      Amin... Çok teşekkürler..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…