Ana içeriğe atla

Barıştık mı?


İlkokulda arkadaşlarımından ikisi diğer bir arkadaşıma küsmüştü. Arada kalmış gibi olmuştum. Sonra onlar küsken ben bir günlüğüne şehir dışına çıktım. Döndüğümde barışmışlardı. Yolda hep onları düşünmüştüm. Barıştıklarını hayal etmiştim. Sordum, nasıl barıştınız diye. Bir bileklik varmış, onu taktığın kişi ile barışırmışın. Bizimkilerde o şekilde barışmış.
Ben bu barıştık mı, hala küsmüyüz, gibi lafları kullanmayı sevmem. Bu sorular insana küslüğü hatırlatıyor daha çok. Barışmak istiyorsak onunla konuşmayı denemeliyiz. Güldürmeye çalışmalıyız. Bu devrede barıştık mı, diye sormak çok manasız geliyor bana. Ya da gelip gelip, küs müyüz hala, diye sormak. Belki karşımızdaki herşeyi unuttu. Ama sen kalkıp küs müyüz hala diye sorarsan, onun aklına yine küslüğü sokmuş olmaz mısın?
Araya bu gereksiz soruları sormadan da pek ala barışabilir insan.
İlla sorarak anlamak gerekli mi cidden?
Yüzüne bakıp anlasak...
Başka bir soru sorarak konuşmaya çalışarak anlasak...
Bence barışmak böyle olmalı.
Barıştık mı, sorusunu gözlerimiz gözlerine sorsun.
Bir deneyin.
İşe yaradığını görürsünüz. Ki İnşaallah kimseyle küsmez darılmaz da, hiç denemek zorunda kalmazsınız. 



 

Yorumlar

  1. Malesef çok kullanırım hemde küsmemişken:))
    -barıştık demi
    -küsmüydük
    -hayır birazdan bir şey isteyeceğimde,küseceksin:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :)
      Güldürdünüz beni.. Böyle diyen biri küsmem galiba ama bilemiyorum. :)

      Sil
  2. Ben de kendin kendine küsüp barışan gruba giriyorum:))
    Bir şeylere kızmışsam bozulmuşsam üzerime gelinmesinden hiç hoşlanmam. Beklerim, zaten geçer, sonra da hayat devam eder:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen.. bu tip sorular küslüğü perçinliyor gibi. Sen bir bak yüzüne, gülümse, eğer tepki iyi ise zaten çoktan barışmış seninle demektir. soru gereksiz kalıyor yani.. :)

      Sil
  3. resim çok tatlıymıışş:) ben yapmam öyle, aynen dediğin gibi başka şekilde anlarım neyin ne olduğunu.. sorup da uyandırmam uyuyan devi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de. :)
      Değil mi ama, uyuyan dev uyanmamalı.. :)

      Sil
  4. hiç küsmemek en iyisi =)
    hem ben küsemiyorum nedense. biriktirip tüm ilişkimi tek bir anda bitiriveriyorum. barışma imkanı bırakmadan. az psikopat değilim yalnız =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biriktirip biriktirip işi kökten halletmek de hem iyi hem kötü. :)
      İyi yönü herşeye zırt pırt küsen biri olmamak.
      Kötü yanı da küs kalmak galiba. :)
      İnsan elbet nedensiz küsmez de o derece küsmenin de nedeni ağırdır zaten. Değil mi?

      Sil
  5. ay çok doğru ya bunu not aldım.
    küsmem ama bana küsen olursa yapıyim.
    :)

    YanıtlaSil
  6. Ben yapıyorum bunu küs olduğunu unutturuyorum gerçi çabuk da unutuyorum saftiriklik hat safhada olunca :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küslüğü unutmak çok güzel bence. :) Kinci olmadığını gösterir.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…