Ana içeriğe atla

Sandıktan Çıkan Davetiye !

Elime küçük sandığı tutuşturuyor. Patrona verecekmişim.
Dışı kadife. Koyu kahverengi. Desenleri onun biraz açık tonu ama yine de koyu. Yanında etiket gibi bir kağıt uzantısı var. Kurdela ile kapatılmış.

Meraklandım.
Dışını inceledim. Sonra kurdelasını çıkardım. İçinden ferman çıktı. Fermanı içine  yerleştirmek için bile yer yapmışlar üstelik.
Açtım, okudum.
26'sında düğünleri varmış. Davet ediyorlar.

Tabi şimdi, olayı fantastik anlattım diye beni körcahil yapmayın. Baştan biliyordum zaten davetiye olduğunu.
Ama bana fazlasıyla abartı geldi bu davetiye. Ne gerek var. Yanlış mı düşünüyorum acaba? ...
Bildiğin sandık gibi yapmışlar. Üstelik renk seçimi hiç olmamış. İyice sandığa benzesin diye herhalde koyu kahverengiyi seçmişler. Ama olmamış. Bir davetiye için o renk hiç iyi bir seçim değil. Ki ben kahverengiyi çok seven biriyim.
Kimbilir kaç para verildi. Millet atacak bir köşeye. Olmadı, çocuğuna oyuncak olacak. Zamanla kimindi, nereden geldi hiç hatırlanmayacak.

O sebeple, bir davetiyeye bu kadar para ve emek dökmenin bir anlamı yok. Değil mi? ...
Bu konuda yalnız değilim İnşaallah... ?!

Tam da aynısı. Ama bizdekinin kurdelası daha koyu kahverengi.

Yorumlar

  1. bence de boşuna iş ama özenmişler işte boşveer.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özenmek değil mi bu.. Bende bunca laftan sonra daha fenasını yaptırırmışım. :) :)

      Sil
    2. hah haaaa eveet büyük konuşmaaa.
      :)

      Sil
    3. :) Evet konuşmamam lazım. :)

      Sil
  2. Çok abartı olmamalı bence de yazık yani... Alıp çöpe atıyorlar sonuçta yazık o kadar para harcıyorsun ve çöpe atılıyor... davetli sayısı az olursa pek dokunmaz da yüksek sayıda bi liste var ise dokunabilir:) çok basit bişi de olmamalı elbet, özel bir amacı var sonuçta. orta kararda bir şeyler en iyisi...her türlü zevkine hitap eden şeyler bulunuyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama.. Orta karar en iyisi. Güzel ve etkili ve de uygun fiyatlısı bulunur elbet.
      :)

      Sil
  3. Bana gelse ben de aynısını düşünürdüm, gösteriş uğruna neler yapıyorlar Allah'ım;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Değişiklik arayışı galiba daha çok.

      Sil
  4. insanları anlamak ne kadar da zor yahu!
    şimdi o insanlar çoğ mu mutlu ki mutluluğlarını paylaşmak istiyorlar,ne bu şatafat?sinirlendim azcık..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman sakin.. :)
      Ben padişah fermanı gibi olanlarını bile gördüm. Böyle kolum kadardı neredeyse büyüklüğü.
      Onu görseniz sinir küpü olursunuz herhalde. :) :)

      Sil
  5. hakikaten abartmışlar. bizim tesadüfen gittiğimiz ve sayesinde en ucuzundan ama şık ve zarifinden bir davetiyeye sahip olduğumuz davetiyecinin sözü geldi aklıma."düğün tarihi geçince çöpe gidecek" valla çok şanslıymışız, oraya gittiğimiz için:))) bide bu sandığı satmaya uğraşanına düşseydik. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ne iyi insanmış. Para peşinde değilmiş. Adresini alalım hemen. :)

      Sil
  6. Bence de saçma. Amacından fazlaca uzaklaşmış gibi geliyor bana böyle gösterişler. Bir davetiye ne kadar gösterişli olursa olsun gideceği yer belli: çöp! Ben kimsenin davetiyesini çerçeveletip duvara astığımı hatırlamıyorum:))
    Bizim davetiyemiz bildiğin en basit krem rengi kartona basılmış, birkaç cümleydi. Öyle de iş gördü, davetliler geldi mi geldi, eğlendik mi eğlendik:)) Gelenlere de çam fidesi dağıttık. Ekilenlerin yarısı tutmuşsa gene iyi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Öyle değil mi.. gideceği yer illa ki çöp oluyor. Nasıl olursa olsun.
      çam fidesi çok iyiymiş. Ve çok hoş. tam hatıra işte. ömürlük üstelik. :)

      Sil
  7. Uğraşmışlar ama her kesin zevki de başka tabi!! Eminim buna bayılacak bir sürü insan vardır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette. Davetiye hariç bakarsak oldukça güzel. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…