Ana içeriğe atla

Çıkmaz Yollar...

Yolda giderken, hiç bilerek çıkmaz sokağa girilir mi?
Girilmez elbet, değil mi?

Ama bazen hayatın bize sunduğu yolda, bazı çıkmaz sokaklar da oluyor. Biz de bile bile o çıkmaz yola giriyoruz. Ya da belki de bilmeden. Farketmeden.

Her insan ömründe illa dalıyor o çıkmaz sokağa.

Belki sonu çıkmaz ama dönülmez bir yol değil. Çıkmaz sokaktan dönülmesi kolaydır aslında. Yeterki girdiğimiz o çıkmaz yolu, bir labirente döndürmeyelim. Dönüp dolaştıkça yine yolun en çıkmazına gelmeyelim. Gelip gidip çıkmazına çarpmayalım yeter ki...

Öyle değil mi?

Girdiğimiz o çıkmaz yolda, sadece geri dönüp kendimize yeni bir rota bulmalıyız. 
Söylemesi kolay, yapması zor diyenler olabilir. Bir deneyin, geri dönüp bakmayı. Yolun başındaki diğer seçenekleri görmek elbet mümkün olur.

Bazen ilerlemek için geri dönüp bakmak lazım. Tüm yollar çıkmaz değildir çünkü. 
Sonrada ileriye...

 

Yorumlar

  1. "Geri dönülmez değil" işte ben bunu çok sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) O çıkmazdan çıkıldı mı, gerisi galiba kendinden geliyor.

      Sil
    2. Aynen öyle oluyor canım ve sen düşünce olarak çıkışa da yeni yollarada çok açıksın :)

      Sil
    3. İnşaallah. Kendimi çıkmazda görmüyorum ama yeni rota şart. :)

      Sil
  2. Ya yeni rota belirleyecek gücünüz yoksa..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki o çıkmazda kalmaya gücünüz var mı?
      Bir de böyle düşünmek lazım, bence.

      Sil
  3. Koyboldum o sokoklarda kücük yaşta cok debelendim cok kez hayat abandi var gücüyle omuzlarima ama ciktim o cikmazlardan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçükken olması acı..
      Ama ne mutlu size. Rotanız hep açık yollar olsun, İnşaallah. :)

      Sil
  4. heeey bu yazı tam benlik olmuş.
    aman ya hergün giriyoruz çıkmaza yaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gün girelim de çıkmasını da bilelim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…