Artık
anladık ki, dizi orjinalinden saptı, gitti. Zira orijinali 16 bölüm
falanmış. Ama bizim versiyon o bölümü geçeli çok oldu. Zaten
bölüm başına bizimki on basar ona süresi ile. Bizdeki dizi
süresi ile on bölüm çıkar yahu onlarda. (tamam abarttım biraz,
hadi beş olsun, anlaşalım. :D )
Şimdi
bu Korkut neyin peşinde? ...
Korkut
bir iyilik meleği mi yoksa tam şeytan mı?
Doğrusu
isterseniz ne yaptığı belli olmayan, dengesizin önde gideni
diyebilirim. Ceylan da tam dengesiz. Aslında iyi bulmuşlar
birbirlerini de işte kavuşamıyorlar. Kavuşamalarının bir
nedeni de aslında bu dengesizlikleri ya neyse..
Bir
de Cennet çıktı şimdilerde. Gökten düştü lap diye.
Bir
şey soracağım size. Gözlerinizi kapatın ve Korkut, Emine ve
Cennet'i yan yana getirin. Göz var nizam var değil mi? Bunlar nasıl
aynı yaştalar sizce? Emine büyük gösteriyor, tamam kadının
çekmediği çile kalmamış. Olabilir. Ama Cennet yanlarında resmen
çocuk kalıyor yahu. Kıyafetleri bile öyle kızın. Beyaz elbise,
altında beyaz çoraplar. Tam hanım hanımcık kız tarzı.
Laf
Cennet' e gelmişken, Gönül hanımdan da bahsetmemek olmaz.
Bir
insan kaç çocuk doğurduğunu bilmez mi anacığım? Doğururken
sana ne verdiler de sadece birini biliyorsun sen? Üstelik kaç tane
doğurduğunu bırak ne doğurduğunu bile bilmiyor. Oğlum oğlum
diye ağlıyordu. Birden kızım kızım demeye başladı kadın. Ben
bu işe anlam veremedim. Bilen, anlayan varsa beri gelsin de anlatsın
lütfen. Sinir oluyorum kadına her seferinde.
Ay
bir de dizide gıcıkların gıcığı bir Tolga'cık var. Soyu
kimden acaba.. yok böyle gıcık biri. Gerçi Cennet için annesine
dedikleri doğru. Korkut aldı getirdi, hemen benimsedi falan. Babası
belli nihayetinde, bir test yaptır kadın. Ama işte Korkut'un anası
ya kan çekiyor, inanıyor çocuğa. Babasının bile gözüne girdi,
o yaptıkları ile. Gençliğine benzetiyor Korkut'u. Cidden de
babasına çekmiş zaten. Onun kadar hödükleşebiliyor arada. Adam
bir de Tolga'nın gerçek oğlu olmadığını öğrenecek ya, asıl
o zaman görmeli işte. Bakalım büyük aşkı Gönül'e neler
edecek?
Emine'den
bahsettik ama o hain kocasından bahsetmedik. Ne insan ama. Ne
kocaymış, ne babaymış vesselam. Para için, kaz gelecek yerden
tavuğu esirmedi de çocuğu kandırdı. Emine de evine çağırmaya
mecbur kaldı. Ama ben kaçırmış olabilirim, o ev cidden Emine'nin
mi? Yoksa onlara bakan o yaşlı adamın mı? Eğer öyle ise amma
gülerim he o adamın haline. Boşu boşuna gitti paracıkları..
yazık... Uyuz herif ne olacak.
Şimdi
şu mesele nasıl gün yüzüne çıkar sizce? Şu çocukların
karıştığı mevzu. Her şey öğrenilce ortalık baya bir
karışacak zira.
Baba
oğluna kavuştuğunu sanıyor ama oğlu kendi oğlu değil. Anne
kızına kavuştuğunu sanıyor ama kızı gerçek kızı değil.
Tolga babasına kavuştuğunu sanıyor ama gerçek babası değil.
Cennet gerçek annesine kavuştuğunu sanıyor ama değil.
Baksanıza
ortalık tam çorba olmuş. Karmakarışık. Çözebilene aşk olsun.
Ama
Emine'nin yüzüğü Cennet'te ya, Emine de arada Gönül'lere
gidiyor ya. İlla görecek bence o yüzüğü kızda. Ve kıyameti
koparacak. Başka türlü nasıl ortaya çıkar bu karışıklık
bilmiyorum. O sahne yaşanmalı bence. Çok iyi gider. O an Gönül'ün
halini ve garibim Cennet'in halini görmek isterim.
Evet...
Siz bu gidişe ne diyorsunuz sevgili bir aşk hikayesi izleyenleri?
Var mı başka sorularınız? Ya da benim sorularıma cevabınız?