3 Temmuz 2014

Aç Kapa Aç Kapa Ama Artema Değil ...


Şekil A da görülen bu kalemin bendeki yeri ayrıdır a dostlar. Yani tip olarak efenim. Resim alıntı. Hani, tepesinden basmalı bildiğin tükenmez kalemler, benim elimde bir nevi stres topuna dönüşürler. Boş kaldığım zamanlarda, bir şey izlerken, nette yazışırken, aç kapa aç kapa, yaparım.  

Bu benim için bir nevi, dediğim gibi oyun. Stres atma yolum. Ondan çıkan o sesi, nasıl desem, galiba seviyorum arkadaş. Hoşuma gidiyor. Onunla oynarken başparmağımın kas yaptığını düşünüyorum. Düşünün artık o derece sürekli elimde aç kapa yaparım. 
Olay bazen kalemin artık bozulmaya başlamasına kadar gider. Ama hiç bir kalem bozdun mu diye sorsanız, hatırlamıyorum. Bozmadım galiba. Geçen promosyon kalemle oynuyordum, tekledi arada. İyi yapamamışlar, ben napayım. 

Velhasıl, bu durum, benim ne kadar hoşuma gitse de, patroncuğumun hoşuna gitmiyor. Adam, çıkan o sese resmen gıcık oluyor. Bunu bana, 8 sene boyunca birkaç defa dile getirdi. Bende elimden kalemi bıraktım. Belli bir süre oyunuma ara verdim. Tıpkı şu an gibi. Akşamda elimdeydi. Adam artık dayanamadı. Bırak artık, niye oynuyorsun. O sese gıcık oluyorum, dedi. E mecburen bıraktım.

Stres topumu, bu sabah başka bir kalemle değiştim. Düğmesiz tükenmez kalem var önümde. Kurşun kalem gibi.

İnanır mısın, parmağım kaşınıyor sanki, kalemi alıp deli gibi açıp kapamak istiyorum. İstiyorum.. Ama yapmıyorum. Çok iradeli bir insanımdır canım. Ama bu garip istek neden oluştu bilmiyorum. Bu kadar mı seviyormuşum kalemle oynamayı, bilemedim.

Var mı sizlerin içinde de bu oyunu seven..

Oynarken etraftan hain bakışlara maruz kalan...

Yapma diyen birileri olur mu...

Yalnız değilim değil mi...
:D






2 Temmuz 2014

Cumhurbaşkanlığı Seçimi Askı Listeleri

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için askı listeleri 2 Temmuz – 9 Temmuz tarihleri arasında askıya çıkacak.
Listelerde isminiz var mı kontrol etmek için bir hafta süreniz var. Bu süre içinde itiraz etme hakkınızda mevcut.

Yalnız küçük bir notuda paylaşmalıyım.

Bu sene askı listelerinde alfabetik sıralamada değişiklik mevcut.
Listelerde noktalı harfler en sonda yer alıyor.

Yani: Ç, İ, Ü, Ö ve Ş

Bir de sııralamada dikkat edeceğiniz bir diğer noktada şu:
Eğer soyisminizin ikinci harfi İ ise, soyisminizi, bulunduğu harfin en son sırasında arayın. O sıralamada da İ noktalı olarak en sona atılmış. Bilginiz olsun.

Örnek vermem gerekirse, misal soyisminiz Dilmen olsun. Sıralamada D harfinin en sonundasınız. I harfinin peşine bakmayın. Görmeyince, bulamayınca telaş etmeyin.

Yani U dan sonra Ü gelmiyor. N den sonra Ö değil O var.

Bu sıralama dediğim gibi soyisminizdeki ikinci harf içinde geçerli.

Listelerde soyisminin başharfi Ş olanlar, sıralamada en son yer alıyor. Ç harfi, Z harfinden sonra yer alıyor.

Yeterince açıklayıcı olmuştur umarım. 










30 Haziran 2014

Ya Tamam Ya Devam...

Haberi aldığından beri, gözünden tek damla yaş düşmedi. Bir şey demeden doktorun odasından çıkmıştı. Parmağındaki nişan yüzüğüne baktı. Hastaneden çıkanakadar yüzüğüyle oynadı.

Çıkışta, telefonunu eline aldı ve nişanlısını aradı. Soğuk bir sesle yanına çağırdı. Konuşmamız lazım, dedi.
Onu, çağırdığı parkta beklemeye başladı. Hala eliyle, parmağındaki yüzüğüyle oynuyordu. Bakışları anlamsız ve boştu.

Çok geçmeden nişanlısı geldi. Endişeliydi. Telefondayken sezmişti bir şeyler. Yüzünün halini görünce hepten telaşlandı. Merakla ne olduğunu sordu.

Kadın, nişanlısına bakıp, bir şey demeden önce yüzüğünü çıkarıp uzattı.

-Bunu alabilirsin. Almak istersin, itiraz etmeye hakkım yok.

Adam anlamsızca bakakaldı. Gayriihtiyari eli, ona uzanmış ele gitti. Sonra çekti elini.

-Neler oluyor?

Şimdiye kadar sukunetini koruyan kadın, boğazında bir düğüm hissetti. Konuşmak için ağzını açtı ama dökülmedi kelimeler. Dökülemedi. Kelimelerden evvel, gözyaşları döküldü yanaklarından.

-Benim çocuğum olmayacakmış...

Hıçkırıklara boğuldu. Adam kadına sarıldı. Kadın başını adamın göğsüne dayadı. O an adam, göğsünde ağlayan kadının kokusunu içine çekti. Onun için kadar üzüldüğünü farketti. Dahası, üzüldüğü şey, onun üzülmüş olduğuydu. Gerisini düşünemiyordu. İşte tam bu anlarda tam olarak emin olduğu şey, ne olursa olsun bu kadını seveceğiydi.

Bir süre ağlayan kadın, başını kaldırdı. Adam, parmağından çıkarıp elinde tuttuğu yüzü aldı. Kadının parmağına geri taktı.

Kadın bir şey diyecek oldu. Adam müsaade etmedi.

-Ben seni ne olursa olsun seviyorum. Ve benim karım olacaksın. Bundan kaçamazsın sulu göz hanım. Doktorların ne dediği umrumda değil. Anlıyor musun beni..

Kadın, sessizce başını salladı. Son iki damla yaş aktı yanaklarından. Silmedi onları. Çünkü onlar mutluluktandı. 





26 Haziran 2014

Savaşta Aşk.

Silahların düşmüştür elinden.
Zırhını çıkarıp atmışsındır bir köşeye.
Bir an, savunmasız sanarsın kendini.
Oysa, eskisinden daha güçlüsündür artık.
Çünkü, bu yaşam savaşında
Artık yalnız değilsin.
Kalbinde dünyanın en güçlü silahı var:
Sevgi.
Zırhların en iyisi ile kuşanmışsın:
Güven.
Aşk, yoldaşın olmuş.
Bilirsin:
Hiçbir savaş, tek başına kazanılmaz. 
Savaşınız kolay,
Yoldaşınız, aşkların en güzeli olsun..







20 Haziran 2014

Gelincik

Usulca yaklaştı yanına. Yaklaştı, yaklaştı. Yüzünü çevirse burun buruna gelebilirlerdi ama, O, geldiğini bile farketmemişti. 
Üzüldü. Bu kadar yakındı ama O, bir o kadar uzaktı. Derin bir iç çekip, izlemeye koyuldu O'nu. Ne kadar güzeldi. Bakmaya bile kıyamam derken, görmese özlüyordu işte. Her gördüğünde, ilk günkü gibi heyecanlanırdı. Sersemlerdi adeta. Ne yapacağını bilemez hale gelirdi. O da gülerdi bu hallerine. Bu sefer de gülsün diye bilerek sersemmiş gibi davranırdı. Öyle güzel gülüyordu ki. 
Bunları düşünürken farketti. Yüzünde bir hüzün gördü. Öyle hayallere dalmıştı ki, farketmemişti bile sevdiğinin yüzüne çökmüş o kara hüznü. Kendine kızdı. Çok kızdı hemde. Nasıl farketmezdi bunu. Sebebini sormak istiyordu. Soramıyordu. Belki de konuşmak için iyi bir fırsattı bu. Kimbilir, bu hüzün birleştirecekti onları. 
Böyle düşünerek cesaret topladı kendinde. Uzun ve derin bir nefes alıp karşısına geçti. Gözleriyle gözlerini aradı. Eğilmiş boynuna dokundu. Ki baksın ona. Görsün o güzel gözlerini. Ama hiç kıpırdamadı. Biraz daha eğildi. Eğildi. Gözlerini gördü. Kapalıydı o güzel gözler. İçi acıdı. Yüzü öyle solgundu ki. 
Bir cesaret, yanağına dokundu hafiften. Sonra geri çekildi. Ama yine o güzel gözleri açılmadı sevdiğinin. Korku salındı yüreğine. Duramadı yerinde bir an. Düşecek gibi oldu.

-Gelinciğim...
 
Bu kısacık ömründe bir gelincik sevmişti. Seve seve, aşık olacak bir gelincik bulmuştu işte. Bilemedi bu kelebek, gelinciğin ömrü, onunkinden kısa idi.
Kelebek bilemedi, sevince susmak olmazdı.

Gelincik: insan ömrü gibidir. Dünü vardır. Yaşamıştır. Bugünü vardır. Yaşıyordur. Ama yarını belli değildir.

Ne de güzel söylemişler. 

Öykü, U.H. ait.
Söz, bilinmiyor.
Resim ve söz, vikipediden alıntı.
 

19 Haziran 2014

Dondurma Yeme Sanatı.

Dondurmayı çatal bıçakla yemek nasıl bir kafadır. Tamam ben çok kabayım. Dondurmayı kaşıkla yiyorum. Diyeceğim de, diğer bir reklamda da dondurmayı kendi kabında kaşıkla yiyorlar.

Buna ne demeli ?

Evet, bu konu, bugünün aşırı sıcağından bunalmış bir bünye tarafından yazıldı. Ve evet, canı dondurma çekiyor şuan.

Yorumları alalım.

Siz çatal bıçakçılardan mısınız? 

Kaşıkçılardan mı?

:D 

Canınız dondurma çektiyse de gidin alın bir zahmet. Resmini bile paylaşmıyorum. Kelimesine de çekmesin bir zahmet. :D



 

16 Haziran 2014

Penceremden..

Ellerini arkasında bağlamış. Torunu olduğu muhtemel olan miniğe bakıyor. Sonrasında da peşinden koşuyor. Kim mi? Bembeyaz sakalı ve başında şapkasıyla dedem. Benim dedem değil, yaşlı ve sevimli kişilere amcam ve dedem demeyi severim.
Görüntü bu kadar kısa işte. Görüş alanımdan çıktılar.
Pencereden bakıp, şu an gördüğüm ikisi idi.
Anneler için çocuklarını parka götürmek olağandır, bana göre. Ama babalar ve dedeler için farklıdır. Onların her daim fırsatları, bana göre olmuyor. Bu sebeple geçirdikleri o anlar çok değerli. Ne zaman parkta baba çocuk ya da dede torun görsem, keyifle bakarım.
Mim için dışarıya baktığım an, bu manzara ile karşılaşmak, bu bakımdan fazlasıyla güzel oldu benim için. 
Dün babalar günü idi. Umarım keyifle geçmiştir.
Hediyesi, ben gibi, mezarını ziyaret edip en ufağından bir Fatiha olanlar için de, mekanları Cennet olsun İnşaallah, demek istiyorum.