5 Kasım 2012

Sevdiğim Adamlar - Nejat İşler

Bugün hakkında yeni projesi hakkında bir haber okuyunca aklıma düştü. Yâdıma düştü resmen.
Seviyorum ben bu tip havası olan insanları. Ve gülüşleri bi başka olanları. Nasıl başka?.. bilmem gülüşleri bile havalı.

Tamam, orda burda, içkili alkollu olaylar çıkartıyor diye haberler çıkabilir hakkında. Ammavelakin bu onun özel hayatıdır. Ben onun ekrandaki oyunculuğuna bakarım.


İyi oyuncu mu ?

Evet.

Başarılı mı?

Evet.

Karizmatik ve yakışıklı mı?

Evet.

Dikkat ederseniz şayet, oyunculuğunu ön planda tuttum. Zira insan, birini ne kadar yakışıklı bulursa bulsun, sırf onu bu yönden beğeniyor diye, dizisini bi yere kadar izler diye düşünmekteyim. Bi yerden sonra o boş bakışlar sıkar insanı.. haksız mıyım? Değilim değilim.. Kendi sorduğum soruya kendim cevap vermiş gibi oldum ama neyse..

Nejat İşler'in yeni projesi olduğunu söyledim. Yabancı bir diziden uyarlama olan İntikam dizisinde oynayacakmış. Bahsi geçen diziyi bilmediğim için, sevme ihtimalim yüksek. Çünkü gerçek şu ki, böyle uyarlamaları pek beceremiyoruz. Umalım ki, İntikam dizisi uzun soluklu olsun. Nejat'ı ekranda hep görelim.

Hala damağımızda tadı başkadır değil mi, Gülbeyaz dizisinin.

Şu havalara bakın hele..

 

3 Kasım 2012

Photoshop Çalışmam - Siyah Beyaz




İçiçe geçmiş zamanlar.. mekanlar.. insanlar.. ama yine de yalnız insanlar..




Bu da renklisi. :) Alışkanlık oldu, çifter çifter yapıyorum.
Sizde, size düşündürdüklerini paylaşır mısınız? Ve başka isimler de bulabilirsiniz. :)

2 Kasım 2012

Ağlama Bebeğim...

Bu küçük sevimli kız, görüldüğü ve anlaşıldığı gibi ağlamakta.
Niye?
Sinirlenmiş, öfkelenmiş.
Kime?
Seçim derdine düşmüş iki babası yaşındaki adamlara.
Anne de bunu çekiyor videoya, koyuyor internete. Kız bildiğin içli içli ağlıyor. Annesinin derdi de onu çekip, internete koymak.
Bunu anlamıyorum ben. Bi bize has değilmiş görüldüğü gibi, öyle tuhaf videolar. Bence bu açıdan bakınca tuhaf.
Hoş, 4 yaşındaki kızın kocaman adamlara kızıp, resmen şımarıkça ağlaması da, bildiğiniz şımarıklık.
Ama bu görüntüler çok ilgi görüyor. Bakın, bize kadar geldi, haberlere çıktı. Kızın ünü dünyaya yayıldı desek yeridir. Anne amacına ulaşmış yani bence. Fazlasıyla hemde.
Görüntüleri izleyen bir radyo kanalı da kızdan özür dilemiş.
Acaba, bizde çeksek yeğenimin böyle ağlayan videosunu, bu kadar ilgiyi çekebilir miyiz ki?
Şımarıklık derler, geçerler öteyana.. Kim takar, şuncacık çocuğu Allahsen..
Hem ne malum cidden o seçim haberlerine ağladığı.. değil mi ama?
Çok mu fesatım nedir Allahım..
Tamam.. çocuklar ağlamasın.. hiç ağlamasın.. hiç bir nedenden ağlamasın..

Haberin ilgili videosu için: lütfen tık.

1 Kasım 2012

Kasım mı Gelmiş.. ?


Az sonra söyleyeceklerimden kendim mesulüm. Ve bu kayıt kendini imha edebilir mi? Tabiki de edemez. Ben imha ederim. Ki etmeyeceğim. Yani aksiyona gerek yok.

Neymiş, kasım gelmiş-miş.. Kasımda aşk başkamış-mış..

Ben mi duygusuz ruhsuz bir insanım da böyle ayları özelleştiremiyorum acaba?

Yok eylüldü, yok ekimdi. Şimdi de kasım.

Kanımca bu sonbahara özel bir özelleştirme. Şöyle bir bakınca aylara sonbahar ayları. E o zaman özetle sonbahar desek.. 

Yahut dediğim gibi ben bu aylara bir anlam yükleyemiyorum arkadaş. Mevsimlere de tabiki de. Başıma bir iş gelecekse ocakta da gelir, ağustosta da. Aşk kapıda kasımı beklemiyor. Aşk kimseyi beklemiyor ki.. sen onu bekliyorsun..

bekliyorum..

bekliyoruz..

Beklede dur yani.

Aaa.. Kâsım gelmiş.. Hoşgelmiş.. İşte gelebilecek Kasım bu.. aşk babında.. ay olan kasımla alakası yok..
 
Son not: farkettim de ikidir  ayın ilk konusu o ayla ilgili oluyor. Darısı aralığa artık..

30 Ekim 2012

He Ya da Yo De..


Bir bayram daha bitti. Ben yine kös kös evde oturdum. Kısmen çocuk bakıcısı olduk yine. Sinirli yanım öyle diyor napıyım. Koskoca 6 gün bir yere gitme imkanı vermediler. Gelde sinir olma, haksız mıyım ?

Neyse.. geçti, gitti zaten.

Bir film vardı. Çocuğa öğretmeni, sorduğum sorulara “ evet ya da hayır” diyerek cevap ver, diyordu. Çocukta sonrasında cevap olarak; evet ya da hayır Efendim, diye cevap veriyordu.

Arada aklımıza geliyor. Ablamla birbirimize öyle cevap veriyoruz. Bazen çok gıcıkca olabiliyor bu durum. İtiraf ediyorum.

Birde bunun “he ya da yo..” versiyonu var, bizzat başımıza gelen.

Birgün, gündüz vakti, askeriyenin önünden geçiyorduk. Nöbet tutan asker, bize tanışalım mı tarzı bir şey söyledi. Tam hatırlamıyoruz açıkcası. Biz şöyle bir bakıp, yolumuza devam ettik. Sonrasında arkamızdan asker kardeşte aynen şöyle dedi.

he ya da yo, deyin sadece..! ..”

Aldı bizi bir gülme. Tabi O asker bizi artık görmüyor.

Zaman zaman aklımıza gelir, yine güler, birbirimize takılırız.

Eskiden askerler büyük adam gibi görünürdü gözüme. Şimdi hepsi anakuzusu görünüyor gözüme. Yanlış olmasın hala saygım var. Eskiden ben küçükmüşüm, onlar abi imiş. Şimdi ben abla olmuşum, onlar kardeş. O bakımdan fark var.

Bir test edin, komik ve gıcık edici bir etkiye sahiptir; evet ya da hayır.

23 Ekim 2012

Ben Bilmem Eşim Bilir.


Kaç hafta oldu bilmem. Kaçırmadan izliyorum bu yarışmayı.

Tıpkı tanıtımda dediği gibi; heyecan, aksiyon, dram, eğlence... hepsi var Ben Bilmem Eşim Bilir yarışmasında.
Ortaya atılan iddialar.. Eşlerin tepkileri.. Oyun sırasında eşe yapılan destek konuşmaları.. Girilen haller.. Muhabbetler.. Baya eğlenceli oluyor.

Açıkcası başlarda yarışmanın tanıtımını falan gördüğümde, artık ne saçmalıklar çıkarıyorlar demiştim. Bakmıyordum. Sonra, uzun bir süre maruz kalınca sevmeye başladım.
İlker Bey ayrı bir hava katıyor zaten. Çok iyi bir seçim olmuş.

Yarışmaya bildiğim kadarıyla başlarda sadece evliler katılabiliyordu. Ama şimdi sevgililer, nişanlılar da katılabiliyor.
Benim çözemediğim konu ise, tamam evliler arabayı alacak, beraber kullanacaklar. Nişanlıları desem, onların da ileride evlenme ihtimalleri var. Yani araba ortak olacak. Ama sevgililerde olay nasıl olacak ki? Şimdi bunlar ayrılınca araba kimde kalacak. Ben olsam, sevgilime vermem o arabayı, o da bana vermez. Ne olacak? Millet bunu düşünmüyor mu ki? Merak ediyorum.

Bi eşim olsa da katılsam diyorum hani.

Oyunlarda baya iddaalı olabilirim. Ama sadece acı biberde olmaz. Acı dokunuyor arkadaş. Yiyemem. Kimse yedirtemez bana o acı biberleri. Ama çıkarsa 1 tane yemek lazım tabi. Onu da bütün yut gitsin. :D
Bende yarın yarışmaya katılacakmışım gibi konuşuyorum burda. Eşi geçtim, sevgili bile yok, katılmak için.
Oyunlar demişken, onlara örnekler verelim biraz:
Acı biber yeme. (Kadınlara yediriyorlar niyeyse..)
Lahmacun yeme. (Bunuda erkekler yiyor.. !)
Odun Kırma.
Topuklu ayakkabı ile yürüme. (Erkeklere yaptırılıyor. Buda onların korkulu rüyası. :D )
Bardak çekme, bardak dizme..
Ağırlık kaldırma. (Son haftalarda çıktı ortaya. Erkeklere oynatılıyor.)
Kaleye top atma. Kırıp dökme... böyle gidiyor.
 
Birde artık, final oyununda şu arabaya adam sığdırma oyunundan vazgeçseler.
Yeni oyun görmek istiyoruz artık, İlker Bey..

Haftasonu Cumartesi/Pazar saat 20'de Kanal D 'de çıkan Ben Bilmem Eşim Bilir yarışması, bayram boyunca, her akşam ekranda olacak. Bunu da belirtelim.



Ve son olarak, herkesciklere iyi bayramlar diliyorum..

22 Ekim 2012

Sinir Bozan Sözler.


Neden suratım asık, sinirli bir ruh halim var bilmiyorum. Aslında biliyorum da, niye böyle uzadı bilmiyorum. Yani islında onuda biliyorum ya.. neyse..

Hal böyle olunca aklıma sinir edici şeyler geliyor.

Kış  geliyor. Yardım kurumları ve devlet, kömür yardımı yapmaya başladı, başlayacaklar.
Eskiden listeler alınırdı mahalle muhtarlarından. Bu sene durum farklılaştı. Bu sene, beraberinde çok da tartışma getirmiş olan Gelir Testi sonuçlarına göre verilecek kömürler, devlet tarafından. Yani Kaymakamlık adıyla Sosyal yardımlaşmadan.
Bilindiği gibi gelir testi, 18 yaşından büyükleri ayrı fert görüyor olsa da, iş, yapılacak teste gelince o 18 yaşından büyük çocuğun gelirini, anne-babanın gelirine göre hesaplıyor. Milletin itirazı da bu noktada başlıyor zaten.
Birde çoğunluk önemsemedi. Gençlere gelir testi yaptırmadı diye cezalar geldiği söylendi.
Ayrıca okuyorsanız ve 25 yaşında değilseniz sorun yok. Ama 25 yaşında ve yinede okuyorsanız o gelir testini yaptırmanız lazım. Devlet 25 yaşına kadar okuyanlara bakıyor. Sonrasında o gelir testini yaptırmanız lazım. Okuyorsun, bir gelirin yok ama aile ile yaşıyorsun ya, onların maaşları gelirleri üzerinden gelirin hesaplanıyor özetle.

Yardım konusunda ise kimin cidden ihtiyacı olduğunu kısmen hemen anlıyorsunuz.
 İşte benim sinirime dokunan noktalar:
 
.Kadına soruyorsun, sigortan var mı, yok diyor. Eşiniz çalışmıyor diyorsun, yok o çalışıyor, o sigortalı diyor.
Be mübarek, her şeye aklın eriyor da eşinden dolayı kendininde sigortalı olduğuna aklın basmıyor mu?

.Soruyorsun, iş bulamıyor musun falan laf arasında. Diyor ki, şu yardımlar kesilecek diye işe de giremiyorum ki..
Yaa sabır..