Ana içeriğe atla

Türk Sineması ve 97 Yılı

Yıl 1914
Kasımın 14'ünü gösteriyor takvimler.

Ve bir tarih başlıyor o günden sonra. Birbirinden güzel filmler, birbirinden yetenekli oyuncular ve çok çeşitli bol bol ödüllerle dolu yıllar.
Yetenekleri kadar yakışıklılıklarıyla gönüllere adını yazdırmış olan, Ediz Hun, Kartal Tibet, Kadir İnanır, Cüneyt Arkın, Tarık Akan...
Filmlerde hep kötü oldu Onlar; Erol Taş, Nuri Alço, Bilal İşçi, Hayati Hamzaoğlu, ...
Ve filmlerin tatlı babaları; Hulusi Kentmen, Münir Özkul, ...
Her biri güzel; Hülya Koçyiğit, Filiz Akın, Emel Sayın, Belgin Doruk, Gülşen Bubikoğlu, ...
Güzel ama kötü kadınları; Suzan Avcı, Aliye Rona, ...
Adlarını bu tarihe yazdıran değerli oyuncularımızdan sadece bir kısmı.



14 Kasım 1914, Ayestefanostaki Rus Abidesinin Yıkılışı adlı belgeselin gösterime girmesiyle, Türk Sineması doğdu. Bu tarih doğuş günü kabul edildi Türk Sineması için.

1914 yılından günümüze kadar milyonlarca film çekildi. Kimler geldi, kimler geçti sinemadan.

1934 yılında Türk Sinemasının ilk ödülü geldi. 2. Venedik Uluslar arası Film Festivalinde “onur diploması” ödülünü Leplebici Horhor Ağa filmi aldı.

1950, Kanun Namına ve Ayhan Işık dönemi startını alır.

Sonrasında gelen, Fatma Girik, Ekrem Bora... ve daha nice isim, adını yazdırır Türk sinemasına.

1960 yılı ile çocuk karakterli filmler ve Zeynep Değirmencioğlu merhaba der sinemaya. 60'lı yıllar sinemamıza Türkan Şoray'ı kazandırmıştır artık.

Sinemada 1975'li yıllara gelindiğinde ise artık renksiz film çekilmiyordu.

Günümüze kadar gelişen, adını dünyaya duyuran Türk Sineması bugün, 97. yaşını kutluyor.

Ve bu yıl, Uluslararası Pera Festivali açılışını, 14 Kasım 2011 günü Türvak'da yapıyor.

Daha nice senelere, başarılara Türk Sineması.

İyi ki doğdun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…