Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gitme

Tek kelime.
Tek cümle.
"Gitme"
Söylemesi yazmak kadar kolay olmuyor kimi zaman, kimine göre.
Gitme eylemini yapan kişi ardından bu sözcüğü duyma umuduyla mı gider orası bilinmez. Zira bazısı "gitme" dediğinde git-me eyleminden vazgeçebiliyor.
O halde geride kalan her ihtimale karşı "gitme" demeli midir? Ne gurur, ne de başka birşey önemsenmeden gitmekte olana söylemeli ki içimizde kalmasın.
Ama birde şu kısım var. Madem gitmeyecektin ne diye gidiyormuş gibi yaptın. Ya demeseydi kalan "gitme"
Eğer hakkaten gitme niyetinde değilsek şayet bu riski göze almamak lazım bence.


Ve en önemlisi içimizde kalmasın bir kerelik "gitme" desek?
Bu resimdeki amca misali gözümüz yolda, gönlümüz darda kalmalıyım bir kuru gurur uğruna...

Herşeyin ötesinde gitmeyi bir kez bile düşünen bir taraf varsa şayet ilişkide, zaten gitmeyen sadece bedendir. Ruhu yoksa ne fayda...

Bu şarkıda olduğu gibi;
Sana Gitme Demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar…

O An

Üç yaşam, ayrı ayrı...
Biri kaybetmiş mücadeleyi çoktan.
Kalan ikisi direnmekte inatla, tüm güzellikleriyle...
O an, sonsuzlukta bu resimle...

Yaşanmış Diyaloglar

Aşağıdaki diyaloglar yaşanmış, gerçek kesintilerdir.
Paylaşmamın nedeni sadece bilinen bazı yanlışlara engel olmak. Doğruları göstermektir.
Saygılar....

M: memur
G, B,C ve D ise vatandaş

G: Kimliğimi değiştireceğim.
M: Resim alalım.
G: Sizede mi lazım?  Bir tane var, onu da nüfüse vereceğim. Sonra getirsem size....
M: Olmaz. Resmi onaylıyoruz. Nüfusda ona göre veriyor belgeyi size.
G: Tamam. Bunu vereyim.
M: Aynı resimden var  yanınızda değilmi?
G: Yok. Nüfusa başka vereceğim.
M: Bize verdiğiniz resim ile nüfusa vereceğiniz resim aynı olmalı.
G: Farklı olmuyor mu? Başka resim yok ki.
M: Maalesef.


B: Adresimi taşıdım. Onu değiştirecektim.
M: Değişiklikler nüfus müdürlüğünden oluyor.
B: Aynı mahalle yine. Bi sokağı değiştirdim.
M: Yine nüfus müdürlüğüne gidilecek. Artık muhtarlıktan olmuyor.
B: Ee.. Sizden bi belge falan lazım mı? Onu verin öyle gideyim. Bi daha dönmiyim ordan.
M: Fatura alıyorsunuz yanınıza sadece. Sizin adınıza ait.
B: Yeni adresde mi? Orda benim adıma yok evsahibi adına olanı alsam.
M…

Hayatın Son Döngüsü Ölüm

Doğum, hastalık ve ölüm.


Bu üç zıt terim, hayat döngüsünün birer parçası. Hiç birbirlerinden etkilenmeden, habersizce sürdürüyorlar döngüyü. Hayatı...


Bir yanda hayata merhabalar, bir yanda elvedalar varken ortası ise hastalık.


Bugün bu döngünün son halkası olan ölüm birini aldı. Tanıdığım, saygı duyduğum birini. Derince Dumlupınar Mahallesi Muhtarı Mustafa Olgun'u.


Hayat ona önce hastalık döngüsüyle vurmuştu. Ağır bir tedavi süreci geçirdi. Kanserdi. İçtiği sigara yüzünden. Bırakmıştı ama geç kalmıştı artık. Hastalık beslenmişti yeterince. Son günlerini hastahanede yoğun bakımda geçirdi Mustafa Olgun. Ve bugün, 27 Haziran 'da öğle saatlerinde son nefesini verdi. Elveda dedi hayata...
Allah'tan yakınlarına sabır diliyorum.


Ölüm, hastalık ve doğum...


Döngünün başı yada sonu ol. Her son bir başlangıçsa, her başlangıcın da bir sonu oluyor.

Hatıralar Sarar Dörtbir Yanı

Şarkılar onu söyler Siz unutmaya çalıştıkça... Hatırasıdır tek bir mektup, Geçmişte yaşananların.

Umut

Yok yere olmayacak işlere inanmak... Ve beklemek öylece. Umutla umutsuzluk arası birşey.
Karamsarken bir ışık görmek. Yada bir kuytudan sızan o ufacık sızıntıyı güneş sanmak.
Sarılmak, ısınmak o güneşle.
Ve o güneşin batışını kendi ellerinle yapacak kadar umutsuzluk hali.


Umut mudur umutsuzluğun içindeki?
Yoksa her umutsuzlukta bir umut ışığı mı saklıdır? ...


İkisi gece ve gündüz misali... İçiçe. Biri bitince diğeri başlıyor. Her kim geceyi severim dese de elbet gündüzü de yaşıyor.








Artık siz seçin gece mi umuttur, gündüz mü? Gündüz mü umutsuzluktur, gece mi...  ?

Yarim İstanbul

Gel öpeyim... Gerdanından..

Sağ Sarımsak, Sol Soğan

Bize küçükken böyle öğrettiler sağımızı, solumuzu.
Sağ sarımsak, sol soğan.

Şu bir gerçek ki ben çok karıştırırdım bu işi. Okulda sıra olunurken soğan sarımsak aklıma gelmezdi de bir avcumu yumruk yapardım. Farklı olsun diye. Ve sağ elimin başparmağında büyük sayılacak bir ben var. Onu da ayırıcı bir etken olarak kullandığım çok olmuştur.

Şimdi acaba diyorum bu denli kafamın karışması solak oluşum olabilir mi? Her ne kadar solak olsamda sağ elimi de iyi kullanırım zira.

Biz solaklar için söylenmiş en iyi şey zeki olduğumuzdur. Bu konuda okul hayatımda bu düşünceyi savunanları hiç yanıltmadım.

Solaklar her işi sol elleriyle yapar sanılır. Kendi açımdan konuşursam öyle değil.
İlk öncelik yazı işi sol elle yapılır. Zaten herhalde bir insanın solak olduğu ilk böyle ortaya çıkıyor. Yoksa bana göre bariz bir fark yok gibi ilk görüşte. Şaka tabi ki.

Bıçak da sol elle kullanılır. Ve bir solak cinayet işledi mi bunu uzman bir cinayet polisi hemen anlar. Direk karşı tarafın sağına denk gelmesinden …

Seçim Yapmak

İnsan hayatında hep bir seçim yapma telaşında. Yemek seçer, ne giyeceğini seçer, eşi olacak insanı seçer... Okuyacağı okulu seçtikten sonra bir de çalışacağı işi seçer.
Ama bunlar öyle seçmekle bitmez. Sizi de başkası seçer başka başka kraterlere göre. Böyle seçe seçe, seçile seçile yaşarız bir ömür.
Çok mu karamsar bir tablo?
Hayır. Hiç sanmıyorum. Bu şekilde hayatı şekillenen insana sayısı nüfusun yarısı desek? Hadi olmadı yarısının yarısı.
Şimdi yine seçim zamanı. Kpss yerleştirme tercihleri alınıyor. Seçimini yap ve bekle. Acaba seçilecek misin? Seçtiğin iş senin olacak mı?

Eee hadi herkese hayırlısı diyelim.

Küçük Kız

Bağırmaktan vazgeçti küçük kız. Kimsenin onu duymadığını, duysa da umarsamadığını farkederek. O küçük hilal kaşlarını çatıp, ellerini yumruk yumruk yaptı. Çok kızmıştı. Tıpkı babası gibi kaşlarını çatıp korkutacaktı. Babası kızınca çatardı hemen kaşlarını. O gün yaptığı gibi. Neden olduğunu anlamadığı o gün babası o adama çok kızmış. Yumruklarını sıkıcı yummuştu. Adam da geçip gitmişti.
Sonra annesi geldi aklına. Geçenlerde komşu ile Tv izlerlerken "çok kızıyorum şunlara, gidip saçlarını başlarını yolacaksın hepsinin" demişti. Sonra bir daha düşündü. Onun oyuncaklarını alan erkekti. Saçları da çok kısa idi. Tutup çekmek yada yolmak zor olurdu. En iyisi babası gibi bir bakış atıp, yumruk gösterdimiydi tamamdı. Öyle bir kaçar ki diye gülümsedi. O babasının kızıydı. Gerçi annesinin de kızıydı ama şuan annesinin tekniği işine yaramazdı.
Birden bu düşüncelerinden sıyrılıp karşısında çocuğun dikilip ona baktığını gördü. " Çok sıkıcısın. Senle oyun oynanmaz" deyip gitti. …

photoshop Çalışması - Mavi Hüzün

Karne Heyecanı

Bugün karne günü. Heyecanlar dorukta. Çocukların bu heyecanına katılan velilerde az değiller.
Benim karne günlerim geldi aklıma. Çok da heyecanlı olduğumu hiç anımsamıyorum. Ne de olsa karnemde süpriz birşey olmazdı. Hepsi 5 (beş) olurdu da söylemesi ayıp olmasın. İlkokulda tabi. Ortaokulda öyle diyebilirim. Belki arada 4'ler çıkmıştır. Yada bir tanecik 3. Liseye kadar böyle gitti. Çalışkan bir öğrenciydim dememe luzüm kalmadı herhalde.
Etkinliklere katılırdım. Bayramlarda seyranlarda şiirler okurdum. Şimdi olsa okumayazdım herhalde. Çocukluk işte. Bir de teşfik eden olunca insan yapıyormuş demek ki. Yada küçükken kendime güvenim daha mı fazla imiş ne?
İlkokul mezuniyet programında sahneye bile çıktım. Derler ya hiç sahne tozu yuttun mu diye? Evet ben yuttum o tozu.  Gerçi o sahne heyecanından çok aklımda o gün için kalan elbisemle alakalı yapılan şakalardı. Hainler.

Ben ilkokulu iki ayrı okulda okudum. Tüm bu anlattıklarımı da 4 ve 5. sınıfa giderken yaşadım. Okulumuz sosyal ak…

Ben Bizzat Kendim - Photoshop Çalışması

Nasılım ?

Photoshop Kazım Koyuncu

Kimlik Çıkarma İşlemleri

Kimliğinizi değiştirmek yada yeniden çıkarmak için ilk başvurmanız gereken yer muhtarlığınız.

Size gerekli belgeler de şunlar:
Yeni çekilmiş, sivil kıyafetli en az 3 adet resim.
Kimliğinizdeki resminiz çok eski yada tanınmakta zorluk çekiyorsanız yanınızda bir tane sizi daha iyi tanıtacak başka bir kimliğiniz olsun. Ehliyet, evlilik cüzdanı yada pasaport gibi. Kayıp halinde de başka bir kimliğiniz mutlaka yanınızda olsun. Bu sizi sahtekarlardan korumak isteyen muhtarların işini kolaytırır.

Kimliğinizi çıkarmak için kendiniz gitmelisiniz. Hem muhtarlığa hemde nüfus müdürlüğüne. Sizden başkası eşiniz yada ananız/babanız olsa dahi o belgeyi  alamaz.
Şayet 18 yaşından küçükseniz anne/babadan başkası alamaz. Başka birini vasi vekil etmişlerse o belgeyi ibraz ederek alabilirler. Kardeş, amca ya da dayı alamaz. Yıl olarak da 18 yaşını doldurmak yeterli değil. Mesela bugün için düşünürsek 13.06.1993 doğumlu biri kendi kimliğini alabilirken 25 haziran doğumlu olan alamaz.
Ayrıca yeni doğan bir bebe…

Kırıkkale Amblem/Logo Tasarım Yarışması

Yarışma için çalışma yaptım 15'den sonra görürsünüz. (:

Beni bekleyin anacığım.

Edit: Beklediniz sağolun. Peki nasıl olmuş ?

bunlarda kazananlar:
2. ve 3. olanlar.
1'e kimseyi layık görmemişler





Cuma değil Cumartesi

Bugün büyük bir üzüntüyle uyandım. Çünkü bu günü cumartesi sanıyordum. Hatta yatarken bile öyle zannediyordum ki erken niye yattım ki bu gece film vardır televizyonda diye bile düşüncelerim vardı.

Sabahın 6.30 da gözümü açtığımda hala cumartesi sanıyor ve gökgürültüsünün sesinden erken uyanmaktan şikayetçi idim. Hatta ve hatta cumartesi yapılacak temizliğin oh ne güzel yağmurlu iptal oldu diye sevindim bile. Tekrar yatağa girdiğimde birden aklıma geldi. Bugün cuma idi. Cumartesi değil. Tühh... Dedim. Uyumaya çalıştım işe gidiş saatine kadar ama uyudum diyemem.

Şimdi bu ruh hali işe geldim. Eti Cin'im de yok ki mutlu olayım ben şimdi. Gerçi o cumayı perşembe sananları mutlu ediyor ama olsun. Belki banada bir çaresi olurdu.

Sırtımda da garip bir ağrı da değil ama tutulma benzeri birşey var. Zati acı yemişim akşam. Midem kötü. Hava serin serin esiyor. Buna şükretmeli herhalde. Dünkü sıcak havadan sonra. Gerçi üşütüyor beni rüzgar. Cam açık. Kapatayım en iyisi. Şu yazımı bitireyim.

S…

Gökyüzü

Pek de beğenmedim ama. İdare eder. Can sıkıntısı işte. (:

Küçüğüm

Küçüğüm daha çok küçüğüm... Diyor ya Sezen şarkısında bende sizlere küçüklüğümden bahsedeceğim. Yaptıklarımdan, bana yapılanlardan ve de yapamadıklarımdan...


Doğum gününden başlıyım. O gün kimse göbeğimi kesmemiş. Öylece göbek bağımla kalmışım.

Yattığımız odada yatak cam kenarındaydı. Ben her yattığımda camda gölgeden bir süret görürdüm. Korktuğumu sanmayın. Bakarak uyurdum o sürete.

Bahçemizde kavun, karpuz yeşerirdi. Daha minnacıcıkken koparırdık onları. Hiç büyüdüklerini hatırlamam.

Birgün elimi kestim. Nasıl kestiğim hakkında bir bilgi yok zihnimde. Annem yok evde. Pamuk bulmuşum ablamla iple bağlamışım parmağıma. Annemi arıyoruz. Şimdi o parmağımda derin bir iz var. Tırnağım bir değişik. İze bakarsam parmağımın kopmamış olması mucize gibi.

Yaralandığım başka birgün ise yalnız değilim. Yatağımız cam kenarı demiştim ya. Camın kenarına yastıklar dizili olurdu. Ablamla oturmuşuz. Kendimi arkaya doğru yastıklara bırakıyorum. Ablam şaka olsun diye yastığı çekiyor. Bende o sırada en hızlı i…

Ay Işığının Hayal Dünyası

Eklemeye çalıştım ama olmadı. ): Uykum geldi iyi geceler...

Dünya Çevre Günüm Kutlu Olsun

Bir 5 Haziran daha geçti gitti. Bir çevre gününü de atlattık. Bir dizi etkinlik olmuştur. Birkaçını biliyorum.
Ve bildiğim birşey daha var. Çevreyi temiz tutmak sonradan öğretilecek birşey değil. Çocukluktan gelen birşey. Ve çocuk yaptıklarının çoğunu görerek öğrenir. Bir nevi taklit ederek. Bir örnek seçer kendine ki bu örneğin iyi yada kötü olduğunu bilmez yada yargılamaz. Ki çünkü o bir çocuktur. Yaptıkları çoğu şeyi neden yaptığını hiç anlamazsınız.

Hal böyle olunca asıl suçlu kim acaba diyor insan? Kim bu çevreyi kirletirken örnek aldığımız ilk kişi?

Peki bunun bir anlamı olacak mı? Giden onca şeyi geri getirir mi bu ? Hayır.

Hergün canını yaktığımız,  küçük dediğimiz bu dünyanın o küçücük bedeninde oluşturduğumuz lekeler gitmez. Öyle lekeler, öyle geri gelmez hatalar ki yaptıklarımız dengesini bozduk dünyanın.

Yazını da karıştırdı, kışını da. Yaşlı bir ihtiyar gibi. Ama unutmuyor. Kestiğimiz ellerini yada kollarını, çirkinleştirdiğimiz o paha biçelemez yüzünü gördükçe unutması mümk…

Sevdanın Karşılığı Sevdadır

Geçerim her günün sabahında kapısından
Bakamam gözlerine
O ise aşkını fısıldar kulağıma
Bıkmadan, usanmadan.
Sevinirim, gururlanırım
Bazen de acılanırım da çıtım çıkmaz
İçimde devleşen sesler yıkıp bedenimi
Duyuramaz kendini.
Acım artar
Sanar ki sevdası karşılıksız
Karşılıksız sevda ise ölüm
Yağmurun toprağı doyuramamasıdır,
Güneşin ışğını renklendirememesi,
Rüzgarın önünde dalı eğdirememesidir
Karşıklıksız sevda...
Acıma acı
Sevdasına sevda katarım
Her günün sabahında.
Yağmuru içime işlesin,
Işığı renk katsın
Rüzgarında diz çökeyim diye
Geçerim her günün sabahında kapısından...

Tuzak

Umudum yeşerir çorak topraklarda
Ben imkansızı hayal ederim bir uçurumun kenarında.
Ben seçtim,  ölümü değil korkakça.
Yaşamayı delice hemde akrepler arasında.
Dostumu seçtim kör karanlıkta
Düşmanım ise hemen yanıbaşımda.
Sevdalıyım bir deli yabana
O bana tuzak, ben Ona uzak...

Komek Grafik Tasarım Yarışması

Bu çalışmayı Komek yarışması için yapmıştım. Sonucu bana kalsın. (:

Kazım Koyuncu

Unutulmayacaklardan...

Bakıp da Görmemek

Bankada sırasının gelmesini bekliyordu genç adam. Acelesi vardı ama bankada sıra çoktu. Oturmuş, elindeki bilgisayardan diğer işlerini yapıyordu.

Arada dikkati biraz ötede oturan kız yüzünden dağılıyordu. Genç kız yanındakilerle muhabbet ediyordu. Şen bir sesi vardı. Rahatsız edici değildi. Aksine dikkat çekici idi. Bir ara göz göze geldiler. Genç adam sanki suçlu gibi kaçırdı hemen gözlerini kızdan.

Bir zaman sonra bir ses:
" Bakar mısın ? Sıran geldi. " diyerek omzuna dokundu. O kızdı söyleyen. Şaşkın bir halde bakarken, sırasını nerden bildiğini de merak ediyordu. Ama birşey diyemedi. Kalktı vezneye yöneldi sessizce.

Hızlıca taksi durağına gidiyordu banka çıkışı. Birden ani bir fren sesi ile irkildi. Arkasına dönüp baktığında  arabanın birine çarptığını gördü. Telaş ve panik havası oluştu hemen. O ise bakıp kalmıştı sadece. Sonra dönüp yoluna devam etti.

Telefonun öbür tarafındaki patronu gelmeden hastaneye uğrayıp birkaç evrak almasını istiyordu. Hayır dese olmazdı. Taksic…

Nejat İşler - photoshop

Seviyorum bu adamı. Ama bağımlısı değilim. :D