Ana içeriğe atla

Hakkımda Bildiğin Doğru mu Yoksa.. Yanlış mı?

Aslı şöyle;
hakkımda bilinen doğru ve yanlışlar. Bir mim konusu.
Ama olaya kendimce birşeyler katmaya bayılıyorum. (:
Dayatılanla Yaşayan sağolsun beni mimlemiş.
Bilmem farkettiniz mi, ben haftasonları pek bloguma uğramazdım. Malum, yaz yeni geldi. Kışın tek odalı ısıtma sistemi sobalar kalktı ve ben artık donma tehlikesi olmadan nete girebiliyorum. :D
İşte hakkımda -bilinmeyen- bir husus. Ama konu doğru bilinen yanlış, yanlış bilinen doğru olacak.
Ama işte beni okuyanlar, benim hakkımda ne biliyor ki. Onu bilmiyorum ben. O bakımdan hayatımdaki ben hakkında yazayım. Amma velakin önce birkaç soruya cevap vereyim.
1 - Ruhumun rengi; aslında tam kestiremiyorum. Ama keşke gökkuşağı gibi olsaydı diyorum. Bedenime yansırdı her yürek yağmurumdan sonra...
2 - Maddiyat - Maneviyat. Aslında işin özünde biraz gerçekçi olmak lazım. Maneviyat olmadan maddiyat bir önem taşımıyorsa, maddiyatta maneviyata biraz olsun iyi geliyor. Tabi çok gelmesi fena, o ayrı. Tozu iyi ayarlamak lazım. Yani birinci maneviyat oluyor bu durumda. Ki maddiyat bizi ele geçirmesin.
3 - Sinir olduğum ilk 3 şeyi, üçüncü sıraya alayım. Immm... Mesela, bir işi yaparken birinin o işi yapmamı söylemesi beni fena halde sinir eder. O an o işi bırakıp gidesim gelir.
Lafı işine geldiği gibi yorumlayanlara sinir +kıl olurum. Ve... Yaptığı bir işi sanki yıllarca yapmış gibi gösterenlere sinir olurum. Ki buna müsade edenlere ayrıca sinir olurum. Yapmış yıllar önce birşey, hala yapıyormuş, aman iyiki yapmış edalarında gezer. Yazarken bile sinir oldum. :D
4 - Dörde geldik.. Hakkımda bilinen yanlışlar. Yine lafı konuşmak ve konuşmamaya getireceğim ama hakkımda bilinen belkide tek yanlış o. "ayy.. çok sessizsin, hiç konuşmuyorsun... Gülüyorum. " ne konuşayım?"
Bu lafı ettikten sonra karşındakinde konuşma isteğimi kalır be vatandaş. Bunu da genelde sevmediğim insanlar söyler. Ne tesadüf değil mi? :)
Ve ikinci yanlış. Yaş.. Çoğu kimse yaşımı doğru bilmez. Daha doğrusu tahmin edemiyor. Çünkü doğru yaşımı göstermiyorum. Miyon - böyle yazılıyordu herhal, küçük insan tipi demek istiyorumda- bir tipim vardır. Kilo yıllarca sabit. Ki bunu neredeyse 10 yıldır giydiğim etek olduğu için söylüyorum. Bu arada 10 yıldır harbi o eteği eskitmeden giymeyi başarmışım. Gerçi son yılda biraz büyüdüğümü görenler çıkıyor. Eskiden 17 yahut 18 denirdi. Şimdi 20lere çıktılar. :D Halbuki ben yirminin sonlarına merdiveni çoktan dayadım. Ama aramızda kalsın emi.. Söylemeyin kimseciklere.. (: (:
Bu arada enikonu bu mimler beni baya deşifre etti hee.. Artık vaz mı geçsem nee? :) :)

Bende kimi/leri mimlesem acaba? Mini'yi mimliyim. Şimdi gördüm O'da beni mimlemiş. :) Bakmadım ama aynı değildir İnşaallah.

Yorumlar

  1. Teşekkür ederim aynı mim değil :)

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler kabul ettiğin ve yazdığın için..
    eminim daha bir 10 yıl 20lerde kalacaksın.. ufak tefek olmanın avantajları...
    bir iş yaparken o işin istenmesi olayında sana katılıyorum.. ben de sinir olurum..

    YanıtlaSil
  3. Keyif aldık okumaktan mimini..

    YanıtlaSil
  4. Mini, bakacağım mimine en kısa zamanda. :)
    Dayatılanla Yaşayan, İnşaallah. :) Yani cidden sinir ama. Ben zaten yapıyorum, sen niye söylüyorsun ki.
    Profösör, bende yorumu okuyunca keyiflendim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…