Ana içeriğe atla

Pitta, Kapha, Vata. Seç Birini Yolla.

Yaz geldi, geliyor, yolda.
Ee yaz demek diyet demek, diyet demek yemek demek değildir. Yemek yememektir, aç kalmaktır. Aç bünyeden herşey beklerim ben. Birde kilolarından bezmiş bir kadından.
Bu nedenle bissürü, hatta milyonları bulan diyet adı altında saçmalıklar mevcuttur. Yani çoğunluğu saçmalıktır. Diyet dediğin, sağlığından olmak istemiyorsan doktor tavsiyesi ile yapılması lazımdır diye düşünmekteyim. Tabi o doktora çoğumuzun parası yetmediğinden, ordan burdan diyetler bulunur.
İşte yeni diyet modası -gerçi yeni değilmiş ama ben yeni duyduysam yenidir- .
Bedenimiz, kişiliğimiz ve kimyasalımıza göre dosha tipleri adı altında 3 tipe ayrılıyormuşuz. Dosha tiplerinin adları şöyle:
pitta, kapha, vata.
Adları bile garip değil mi? İşte bizler ya bunlardan biri yada ikisi birdenmişiz. Ve bunu öğrenip ona göre diyet yapmalıymışız.
Konu ile ilgili bir kaynak size. Buyrun.
Açın, okuyun, hangisi size uygun bulun.
Ben bakındın, okudum, hepsinden karmakarışık birşeyler buldum kendimde. Pekde uğraşmadım üstünde. Hem şuan canım yanıyor desem abartmam, hemde kilo sorunum çok şükür yok. Ama ortaya bir karışık çıktı o kesin de hangisi bilmiyorum. Sen hangisisin ?

Yorumlar

  1. :))) bende bakayım merak ettim şimdi. Bence diyet demek boğaza hakim olmak biraz da hareket etmektir. Boğaza hakim olmak ise tamamen bünyeyi aç bırakmak değildir.

    YanıtlaSil
  2. :)
    Sonucu da paylaşın ama merak ettirmeyin.
    Yani, aslı öyle olmalı ki, sağlık bozulmasın.
    Ama ani kararla yemeği kesip, aç kaldığımızda zayıfladığımızı düşünüyoruz.

    YanıtlaSil
  3. Diyet demek yememek değildir. Zira ben de diyet yapıyorum ama benimki kilo alabilmeye yönelik. :D

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel. Diyet ve yemek yemenin bir arada bulunuşu.
    Ama işte genel kanı; diyet eşittir açlıktır. Adı üstünde diyettir, birşeylerden feragat etmek demektir. diyet ödemeli ki zafer kazanılsın. Tarzında düşünülmekte diyet denilen şey söylenince.
    Yani şanslı sayılıyorsun. Ama ben sanmıyorum ki, yinede istediğini yediğini. Diyet bu, vardır bir kısatlama muhakkak. :D

    YanıtlaSil
  5. Geçenlerde ekşi sözlükte annelerin evlenmeden önce 48 kilo olmaları adında bir başlık vardı. Demek ki bir nesil evlenmeden önce 48 kiloymuş. Ben 1.60 boyumla 49 kiloydum fakat bir daha o kiloya hiç inmedim. Şu anda eski kilomdan neredeyse 10 kilo fazlam var ama üç çocuk, yarım yüzyıl için hiç de fena sayılmaz diye düşünüyorum. ( Ah bir de eşim plastik cerrah olmasaydı şişman ve mutlu bir kadın olabilirdim. Şimdi eşime ayıp olmasın diye yediklerime dikkat ediyorum ): )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelecekteki kendimi gördüm sanki. Bende şuan sizin evlenmeden önceki halinizim. :)
      Gerçi ablam bana, "hep böyleydin, hep böyle kalırsın" diyor ama bilemiyorum.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…