Ana içeriğe atla

Aklımı Seveyim.

Sizde sevin emi.
Zira akıl gitti mi, iş gerçekten zor. Allah kimseyi akılsız yaşatmasın. O akıl olmadan yaşamak hem kişiye hemde çevresindekilere zor. Sıkıntı.
Ne var biliyor musunuz? "ben deliyim.." diyenden korkmayın. Asıl deliliğini kabul etmeyenden korkmak lazım bence.
Şimdi birini anlatacağım. Bir kadın. Rahatsız. Bildiğimiz diliyle sara -epilepsi- hastalığı var. Bayılmalarının yani sıra, kendinde bazı psikolojik rahatsızlıklarda mevcut.
Tam paronayak desek yeridir. Kendisine  "rahatsızsın, tedavi olman lazım" denildiğinde, " beni deli gibi tıkacaksınız biryere.." diyor. Hatta alması gereken ilaçları bile kendinde uyku ve uyuşukluk yaptığı için içmiyormuş. Birde o ilaçları bile hep uyusun diye verildiğini düşünüyor.
Kafasına birşey taktı mı tam takıyor. Mesela eline bir evrak falan geçince, gidiyor evrağın en altında yazan, o küçük yazıları kafasına takıyor. Niye öyle yazmış falan diye. Ve herşeyi kendisiyle ilgili zannediyor.
Yıllar evvel eşinden boşanmış. Şuan takıldığı nokta ise, hala evli kaldığı. Bu düşünceye nasıl kapıldı bilinmez.
Dediğine göre, babasından aldığı maaş bu sebeple kesilmiş şuan. Vaktiyle avukatı onu kandırmış. Aslında hiç boşanamamış. Nereye gitse evli görünüyormuş şuan.
Ve ailesinin kütüğünden silindiğini iddia ediyor. Birileri onu silmeye, yokmuş gibi yapmaya çalışıyormuş.
Zaten ailesi ile bu rahatsızlığından dolayı arası bozuk. Birde boşandığı için kanımca. Yani bir başına kalmış diyebiliriz.
Geçenlerde bizim buraya gelmişti. Sinirliydi. Bizi de evraklarla uğraşır görüp, kendi evraklarını imha ettiğimizi düşünmüştü. Sonra bizim evrakları kaşla göz arası kapmıştı kadın. Elinden alamamıştık. Önemli evraklardı. Polisi bile çağırmıştık. Ortalık öyle bir karışmıştı. Kadın eline ne varsa alıyordu. Makası da yoldan geçen biri elinden zor almıştı.
Çoğu şeyin sorumlusunu da biz sanıyor. Aslında bizlik birşeyi hiç yok.
Bugün yine geldi. Herkese verdiğimiz evrağı, gitsin diye onada verdik. Aldı baktı baktı.. En dip köşesindeki bir yazıyı okudu. Ona takıldı. Bir tavırla evrağı masaya bırakıp, çekti gitti.
Yalan değil, bazen acayip korkutuyor beni.

Yorumlar

  1. Hem Sara hastası hem de şizofren hastası yakınları olan biri olarak ben bazen kendi insanlarımdan bile korkuyorum, senin korkman çok normal :)

    YanıtlaSil
  2. ama biri onu tedavi ettirmeli ki.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şuan kimseciklerin ilgilendiğini söyleyemem.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…