Ana içeriğe atla

Su İçtim.. Dilim Yandı.. Oyy..


Dün haberlerde gördüm. Yine damacana yine su haberi.

Birileri, o kısmı anlamadım. Bir önemi de yok bence. Araştırmış birileri işte bizim şu damacanaları.

Ülke genelinde 55 damacana ile su satan firma varmış efenim. Ve ... yapılan araştırmaya göre bu 55 firmadan sadece 14 tanesi sadece içebilir su satıyormuş, damacana ile.

Yani sorun suda falan değil, yanlış olmasın. Damacanada sorun var. Hani onların boşunu, dolusu verilince geri veriyoruz ya işte tüm mesele ordan başlıyor. Tekrar kullanıma açık. Tamam, diğer küçük pet şişelerde tekrar kullanıyor ama onu biz bilerek yapıyoruz. Kendimiz kullanıyoruz. Üstüne para vermiyoruz ki.

Ama bu firmalar hiç düşünmeden, bize o pis damacanalarla tekrar tekrar o sözde çok iyi, mükemmel sularını satıyorlarmış.

O damacanadaki pislik öyle bir hal alıyormuş ki, sormayın yani. Bakteri, mikrop.. bi dolu..

Sağlık bakanlığı sözde işe el atmış. Yakında açıklanacakmış kimmiş bu firmalar diye. İnşaallah açıklanır. Bizde biliriz, kimmiş bu reziller. Ona göre alırız gardımızı.

Bazı yetkililerde çeşme suyu kullanın, inanın daha sağlıklıdır diyorlar. Olabilir. Hal böyle olunca doğru diyor insan. Gerçi zaten biz hep çeşme suyu içiyoruz. Hazır su kullanmıyoruz.

Ama insan böyle şeyleri duyunca ister istemez sinirleri bozuluyor.

Şimdi kim o firmalar diye düşüneceğiz, ne zaman açıklanacak kimbilir. Aldı mı seni bir şüphe? Acaba benim aldığım su firması mı? Kimbilir ki.. topunu Allah bildiği gibi yapsın.

Konu ile ilgili bir haber: tıkla


Damacana şişeleri ile ilgili başka bir haber konusu: Bisfenol A Nedir?

Yorumlar

  1. uffff evet ya sorun bu.
    açıklanınca markaları söler misin.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. İnsan kime güvense bilemiyor artık. Suyu bile güvenli içemedikten sonra.
      Tabiki. Öğrenir öğrenmez açıklarım İnşaallah. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…