Ana içeriğe atla

Anne Kararı Alır, Baba Uyar.


Anne kanser, ölecek. Günleri sayılı.

6 çocuk. En küçüğü daha yaşına bile girmemiş.

Baba, sakat kalmanın eşiğinde. Ve işsiz.

Anne ölmeden o büyük kararı veriyor.

6 çocuğunu da ayrı ayrı yerlere evlatlık veriyor.

Babası istemeden razı oluyor. Anne onu da ikna ediyor.

Çocukların en büyüğü, kızları, babaya küsüyor.

Baba çaresiz.

Anne ölüyor.

Çocuklar yeni ailelerinde.

Baba bir başına.

Cenazede büyük kızını görüyor baba.

Soruyor diğerlerini, evlatlarını..

... ...

Bilmiyorum bu senaryo gerçek mi değil mi? 1984 yılı Yavrularım filmidir bu anlattığım.

Başrollerde Çetin Tekindor ve Hülya Koçyiğit vardı. Geçen senelerde izlemiştim. Baya etkilenmiştim filmden.

Nasıl bir zihniyettir ki bu demiştim. Bir anne, çocuklarını başka ailelere veriyor öleceğim diye. Baba istemiyor ama ikna oluyor.

Hadi anne öldü gitti, ya o baba. Niye evlatlarından ayrı kalmaya mecbur kalıyor ki? Bakamazsın diyor anne, zaten rahatsızsın diyor. Gözüm arkada kalmasın diyor.

Var mı böyle bir şey? Gerçekte hangi anne yapar, hangi baba buna razı olur bilemiyorum.

Çok zor bir karar. Düşünmesi bile insanın içini ürpertiyor.

Yorumlar

  1. Maalesef hayat insanı bazen böyle tatsız sınavlardan geçiriyor. Ama Allah kimseyi evlatlarıyla sınamasın. Filmler de gerçek hayatın yansımalarI aslında. Bak hüzünlendim şimdi...

    YanıtlaSil
  2. Bence her zaman olduğu gibi fazla acıtasyon yapılmış türk filmlerinden biri :)

    Haberlerde çıkıyor buna benzer olaylar ama bu biraz fazla :)

    YanıtlaSil
  3. Esrates; İnşaallah, amin.. Haklısınız, gerçek olması muhtemel gibi.

    Pembe Deniz; Olabilir ama insan acaba diyor ister istemez.:)

    YanıtlaSil
  4. aman allah göstermesin hiç kimseye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Amin.
      İnsan ne yapacağını bilemez ki zaten.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…