Ana içeriğe atla

Sendrom Dediğin Çarşambadan Başlar

Pazartesi günü sendromu yaşayanlar el kaldırsın.
Evet.. çoğunluk gibisiniz.
Ama belki de bu sadece genele uyarak yaşadığınız bir durum.
Aslında sizde pazartesi sendromu falan yok.
Zaten aslında pazartesi sendromu diye bir şey de yok.
Demiyeceğim, diyemeyeceğim. Varmış çünkü.
Ama artık çok etkili değil.
Zira pazartesi günü sendromunu artık ben dahil, pazar sendromu olarak değiştirenler mevcut.
Bunu bloguma konuyla ilgili başvuran şahsımuhteremlere güvenerek söylüyorum.
Bu sendrom olayı pazar ve pazartesi ile de sınırlı değilmiş.
Türkiye Metal Sanayicilerinin 70'li yıllardan beri yaptığı bir araştırma varmış.
Bu araştırmada kazaların hangi günlerde daha çok yapıldığı inceleniyormuş. İş ve trafik kazaları.
Ve her sene pazartesi günü lidermiş, bu kazaların en çok yaşandığı gün olarak.
Ammavelakin, gelin görünki 2011 sonuçları baya değişik çıkmış.
Trafik kazaları 2011'de en çok çarşamba günü işlenmiş.
Bunun nedeni de cuma gününe olan özlemin olduğu düşünülüyormuş.
İkinci sırada yine pazartesi günü var tabi.
Burdan şu sonuç çıkıyor.
Tatili seviyoruz. Tatile doyamıyoruz. Tatili düşünmeden yapamıyoruz.
Ve ve ve... 2 günlük haftasonu tatili yetmiyor anam..

Yorumlar

  1. çarşamba her şey durağandır. esnafın işleri azdır, sanal dünya daha cansızdır vs. bütün bunların insan ruh haliyle alakası olduğunu düşünmüşümdür.

    ayrıca ben sadece cuma ve cumartesiyi severim. diğerleriyle işim olmaz..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım bende bi o ikisini seviyorum. :) Şöyle bi düşününce.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. öğrenciyken aynı değildi be.. :) Yine değiştirmek elinde idi. En basiti okuldan kaçarsın yani. :D
      İş hayatı daha sıkıcı ve tekdüze, inanın.

      Sil
  3. aslında haftanın beş günü tatil, iki günü de iş olmalı. o zaman belki pazar ve pazartesiyi de severdik :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. size tamamiyle hatta tüm kalbimle katılıyorum :):)

      Sil
    2. :D
      Bende kesinlikle katılıyorum. Ve destekliyorum. :)

      Sil
  4. Bence olması en mantıklı sendrom "Pazar Sendromu" veya "Cuma Sendromu" olmalı. Sonuçta birinde hafta sonu bitiyor diğerinde ise hafta içi...

    Yazıyı okurken karşıma birden; "Türkiye Metal Sanayicilerinin yaptığı bir araştırmaya göre", cümlesi çıkınca öylece kala kaldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :)
      Yazının ilham kaynağı o araştırma idi. Adını yazmasam darılabilirdi zira. :D

      Sil
  5. ha haaaaa ilginçmiş.
    :)
    en sevdiğim gün pazar benim.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kazaların o gün çok olması bana baya ilginç geldi. :)

      Sil
  6. :)) ilginçmiş doyulur mu doyulur mu hiç tatile doyulur mu diyecem de çok olunca da yapacak bişi olmayınca da kötü oluyo iş güç arasında iki eriyip gidiyo oysaki.

    YanıtlaSil
  7. BirgaripŞeyma; haklısınız ama evet, iki az. :)

    Deeptone; teşekkürler, size de, herkese iyi bayramlar. :)

    YanıtlaSil
  8. Ben gazetede çalışırken çarşamba ve cumartesi günleri izin yapıyordum. Yani iki tatil arası çalışıyordm. Memnundum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişik tatil günleri. Biz hep alışmışız haftasonlarına. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…