Ana içeriğe atla

Utanma Duygusunu Aldırtmak.

Bakıyorum.. bakıyorum.. Ve birde düşünüyorum. Zira boş bakışlarım güzel olmuyor, napıyım.
Ama daha düşünürken düşümü bırakmadım. O ne demek ki diyenlere, Adam şarkısını dinlemelerini öneririm. Güzel şarkıdır, severim. Söyleyen, Sibel Alaş. Başka adam şarkısı dinlemeyin şimdi yanlışlıkla. O çirkin çıkarmıkar Mazaallah.

Düşünüyorum.. doktora gitsemde desem ya adama. Ama adama, kadın doktora gitmiyorum. Niyeyse.. Aslında niyet, kısmet meselesi en çok. Kadın doktor istersin ki karşına erkeki çıkar. Mesela geçen sene ultrasyon -doğrumuyazdım bilemedimki- çektirdim. Randevu bilgisinde kadın ismi var. Ki harbi kadın ismi idi yani. Öyle çift kullanılan bir isim değildi. Ama gelin görün ki karşımda bir erkek. Ve çat patlasa ben kadar bir şey. Yani kısmet bu işler.

Nerde kalmıştır, gittim doktora ve diyorum ki;
doktor ben utanma duygumu aldırtmak istiyorum. Ama arı çatlatmayın sakın. Zira o lazım herdaim. ..”
Doktor bana bakıyor ve diyor ki;
iyi de o mümkün değil ki.. -hafifşaşkınifade.neayakgibisinden-

iyi de nasıl mümkün değil. Ben biliyorum öyle aldırtmış olanları. Hem arları da sağlam yani. Hem şimdi aldırtmak mı mümkün değil yoksa çatlatmadan aldırtmak mı doktor bey..

Doktor gülümsüyor. Bende yüz bulup gülüyorum. Öyle bir bakıyoruz birbirimize sırıtık sırıtık, bir zaman. Sonra ne mi oluyor... Ben deli damgası yiyorum, afiyetle. Acaba yanlış branşın doktoruna mı gittim ki..

Yanlış bir soru mu soruyorum? Yahut yanlış bir istek mi benim ki?
Sanmıyorum ama. Utanma duygusundan yoksun, nice insan var şu dünyada. Ve acı gerçek ki, arsız olanı da çok içlerinde.

İnsan düşünürken bile utanır mı yaa..

Utan utan, nereye kadar.

Utanmamak ve çekinmemek bana göre bir gibi. Ama şu var, utanmaz olurkene, arı sağlam tutacaksın. Yoksa adın başka yerlere taşınır.

Zira utanmamanında bir sınırı var elbet. Utanasıkıla utanmamak lazım.



Hal böyle ki, ben utanmama da bile sınırını bilen bir insan olup çıkıyorum. Ben neler yazdım ki şimdi deyip duruyorum.
Delilik + utanmama + saçmalık + uyuşukluk + gereksiz.. bir yazı işte.

Not: Bu yazıyı utanmaktan bıkmış biri olarak yazmadım. Zira ben halimden -çoğunlukla- memnun olan biriyim. Ama utanmaz insanların nasıl utanmaz olduklarını merak ediyorum. Yazının kaynağıda bu meraktır, der ve huzurdan ayrılırım.

Yorumlar

  1. ha haaaaa ama ben çok utangacım ve keşke aldırabilsem ama tebi o anlamda diil.
    :)
    çohoş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende bazen, kastettiğiniz manada aldırsam ya diyorum işte. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…