Ana içeriğe atla

Masadaki Simitin Hazin Sonu

Bir gün, büroya  bir kız  geldi. Patronun masasında da simit vardı. Gelen gidenden yiyememişti. 
Kız, patronun masasının önüne oturdu. Genelde onunla muhatap olmak isteyenler oraya, benimle işi olacağını bilenler de direk bana yönelirler, benim masanım önüne oturuyorlar. Bu küçük ve gereksiz ayrıntıdan sonra mevzuya dönebiliriz.

Kızın ne istediğini, o kadar süre niye beklediğini hatırlamıyorum. Tek hatırladığım, masadaki simidi alıp yemesi idi. Belki de kız hızlı idi, yemek konusunda. Çok zaman geçmemiştir. 
Ne izin istedi, ne bir şey dedi. Aldı, parçalara böle böle yedi. Son lokmalarına doğru, kimin bu simit yedim ama, dedi. Gülerek.

Patron da ye önemli değil dedi. Cidden önemsememişti. Aksine hoşuna gitmişti. Kızın bu davranışı.

Bense tuhaf karşıladım. Hangi cüret, hangi davranış bu hareketi öylesine görebilir ki. Bence izinsiz yemesi, o kızın bulunduğu ortamda çok rahat biri olduğunu göstertmez. Bence gereksiz bir dengiz olduğunu gösterir. Gözü açıklıkla, uyanıklıkla ya da ne bilim, rahatlıkla ilgisi yok bu davranışın.

Yoksa ben mi yanlış düşünüyorum?

Yorumlar

  1. bende pek takmazdım kafaya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) takmak değil de, tuhafıma gitti diyelim ya.

      Sil
  2. tabiki de haklısın. istesin ya da yiyebilir miyim desin yesin sorsa kimse hayır demez zaten.
    sonuna kadar haklısın canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani.. niye hayır diyelim ki. Eksik olmayın. :) Aynı fikirde buluşmak güzel.

      Sil
  3. Ya ben çekinirdim herhalde. Garip geliyor böyle nasıl olunuyor acaba =) İyi mi kötü mü karar veremedim duruma göre değişse gerek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bende çekinirdim. ondan herhalde tuhaf geliyor bize. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…