Ana içeriğe atla

Bu Saç Kimin Saçı?


Kendimden biliyorum, anneler kızlarında uzun saç seviyorlar. Hele bir kes o saçı, Maazallah hakkını, sütünü bile haram etmeye gider olay. Tamam abarttım da küsecekleri kesin. O saç uzayanakadar da barışma ihtimali zor olur kanımca. Zira baktıkça hatırlar kadın.
Allah için, annemin saç konusunda küçükken takıntısı yoktu. Hiç uzun olmadı saçlarım küçükken. Toplanacak kadar uzun olmuşlardır sadece.
Ama şimdi gözüme takılıyor. Küçücük kızların saçları bellerinden aşağıda. Bir de sallım sallım geziyorlar. Pardon, gezdiriliyorlar. Ya, aklıma takılıyor, o küçük kız tuvalette o saçları nasıl zaptediyor. Değer yahu illa ki o saçlar. Deneyimle sabittir. Ben bile yaşıyordum az daha. Ki küçük değildim.
Hadi o kısmı geç. O saçlarla uğraşmak eziyet en başta. Yatarken dert, kalkarken dert. Yıkanırken ayrı dert. Ne gerek var o küçük kıza bu cefayı çektirmeye. Sırf sen istiyorsun diye. Tamam çocuğun kendisi de istiyordur da, afbuyurun poposundan aşağıya kadar da istemiyordur o saçı. El insaf yani. Çocuk rahatça oyun mu oynasın, saçına mı sahip çıksın o yaşta.
Diyorum ya, birde o saçı hiç toplamıyorlar. İtina ile salık bırakıyorlar. Maksat hava basmak tabi. Bak bak, ne güzel saçları var, desin elalem. Ama o küçük yavruyu düşünen yok. O saçı o taşıyor hanım. Çok istiyorsan kendi saçını uzat. Ama tabi onca işin arasında kendi saçınla uğraşman zor olur. En kolayı çocuğun saçını uzatmak.
Bunun bir açıklamasını yapın. Tamam, çocuğunun saçını istediğin gibi uzat, kes, ister kel yap da, merak ediyorum, o kadar uzatmanın nedeni ne? Hadi uzattın, bari çocuk oynarken topla, toplat saçlarını. Çocuğa eziyet, başka bir şey değil.
Ne zaman yolda böyle upuzun saçlı çocuk görsem, bunlar gelir aklıma. Hatta kimisinde toplamak arzusu duyarım. Çocuk böyle arkaya arkaya attırmaya çalışırken saçlarını.
Uzun saça bir şey dediğim yok da, abartıp yerlere değecek kadar saçı uzatılmış garibim kız çocuklarını görünce, neden, diye sormadan edemiyorum.
Neden?




Yorumlar

  1. Benim saçlarım lise sona kadar çok uzundu oturduğumda yere kadar gelirdi babam çok severdi diye uzundu saçlarımız ama annem biz küçükken her gün tarar örgü örerdi hiç açık olmazdı sonra kestirdim o upuzun saçlar bir anda omzumun üstüne çıktı babam kıyameti koparmıştı o zamndan beti de çok uzatmam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Babalar da var değil mi, isteyen. Onları düşünmemiştim.

      Sil
  2. ne ilginç konular :)) değer diyorsun :))

    YanıtlaSil
  3. benim annem :) ilkokul yıllarında saçımı uzatmama müsaade etmezken, ortaokuldan sonra aman kestirme sakın demeye başladı, sanırım onunda senin gibi endişeleri varmış ki, büyüyene kadar sesini çıkarmamıştı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim annemde öyle işte. küçükken büyütmedi. Şimdi kestircem lafına bile tavır yapıyor. Gerçi ben ona çaktırmadan ucundan ucundan alıyorum. :) :)

      Sil
  4. Ben küçükken saçlarım uzundu tıpkı anlattığınız gibi..Kızım küçükken ise saçlarını hep kısacık kestirdim..Şimdi kızım kocaman ve saçları upuzun:):):) Uzun saç çok hoş ve kadına yakışıyor..Kısa saç ise bir kadını oldukça tarz ve olduğundan daha genç gösterebiliyor..Tabii ne olursa olsun bakım çok önemli..Bakın aklıma ne getirdiniz yahu..Daha dün bir arkadaşım lavanta ile saç bakımı yapmış onu paylaşmıştı, bende acaba yapabilirmiyim dedim içimden..Belki denedikten sonra yazarım bloğumda..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük çocuklara kısa saç makbul bence. :)
      Merak ettim, deneyin de belki bende denerim. :)

      Sil
  5. Bilmediğim bir konu. Kız çocuğum da yok ki:))
    Ama bana sorarsan oyun oynamak için falan hiç pratik gelmiyor, tam tersi tehlikeli de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Hele ben gibi paronayaksa insan. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…