Ana içeriğe atla

Özel Üyelik


Şu dakika, şu saniye, şu an, şu saatler, bu gün, bu hafta itibariyle blogumda özel üyelik dönemi başlamıştır. Başvurular için gerekli belgelerimiz ise sadece banka hesabınızın ayrıntılı dökümü. En kabarık hesaba sahip üye, en tabiki de en prestijli üyem olacak. Özel üye olacak, boru mu ? ...
Evet boru. Gereksiz bir uygulama. Resmen ayrımcılık. Sınıfcılık arkadaş..
Haksız mıyım...
Nereye gitsek, hep özel üyelere özel şeylerle karşılaşıyoruz. Elini uzatıp bir şey alacaksın, eline vuruyorlar, cız o cız hııı.. özel üyelere o. Bakamazsın bile. Heyytt...
Allah Allah..
Sonra da diyorlar ki, müşteri memnuniyeti. Yemişim senin memnuniyetini. Sen kalk beni katagorize et, sonra birde memnuniyetten bahset.
Alın en birinci örnek. Gsm operatörleri. Yok platin üyeliği, yok red ayrıcalığı... yok bilmem ne. Sonra bankalar var. Kimin banka hesabı şişkinse o özel müşteridir. Bu böyle biline.. diye bir buyrukları var kesin.
Her yerde, her alanda çıkıyor karşımıza bu özel üyelikler. Sonra da diyorlar ki herkese eşit hizmet. Hani nerede eşit hizmet ? Pardon...
İşine geldi mi tüm müşteriler eşit. İş para kazanmaya gelince yok sen özelsin, yok sen değilsin muamelesi.
-Aa.. o hizmet sadece özel müşterimize ama.. -Ben özel değil miyim yani.. ben müşterin değil miyim peki..
Yok yok.. Resmen ayrımcılık bu. Karşıyım tüm özellere.. Benim en özel... Anlaştık mı.. :D





Yorumlar

  1. Anlaştık gitti :D
    Haklısın valla her yer ayrıcalıklılar daha doğrusu ayrıcalıklı olduğunu zanneden şahsiyetlerle dolu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın.. :D
      İşte insanları o hale getiren bu zihniyet...

      Sil
  2. bak evet çok doğru. sen evet tüketim toplumu eleştirisi yapıyorsun tam. bu özel şeysileri de hep oyun işte. sözde aramızda ayrımlar yaratıyorlar. daha çok tüket daha özel ol gibi. ama insanlar bu akımlara kapılıyor ki. insanlar bir şekilde sözde kendini özel hissediyor. çok saçmaaaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kapılıyor. Kaptırıyorlar çünkü. İşlerini biliyorlar. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…