Ana içeriğe atla

Nokta Atışı.

Hayatın kurgusu.. O saniyelik nokta atışları.. Bilirsiniz değil mi o anları. Aslında çoğu kez farketmeyiz bile. Ahh... bir fark etsek, belki çok şey değişir hayatımızda. Hayatımızın ömürlük dediğimiz o yaşamının saniyelere nasıl ustaca işlendiğini.
Böyle ani kararlar verdiğim anlarda, başıma gelecek kötü ya da güzel bir şeyi kaçırdım mı acaba diye düşünürüm. Ve aslında çoğu kez beni, olacak kötü şeyden koruduğuna inanırım.
Elbette böyle düşünmeme neden olan çok önemli bir olay yaşadım.
Dün, çok da kalabalık olmayan trafikte, kırmızı ışıkta bekliyordum. Derken, biri gelip aniden arabanın ön camında belirdi. Öyle çok korktum ki. Çığlık attım. Yardım isteyen biri idi. Korkmuştum ama kızmıştım da. Camı açıp:
-Niye öyle aniden çıkıyorsun !? Ödümü patlattın.
-Affet abla, şimdi yeşil yanacak, seni kaçırmak istemedim.
Derken, yeşil ışık yandı. Ve anında arkamdaki araba kornasına basmaya başladı.
-Abla, gitmeden bir ekmek parası...
Bir ona baktım, bir yeşil ışığa. Sonra çantamdan elime gelen ilk parayı bakmadan verdim. Arkamdaki sabırsız şöförde bu arada beni sollayarak yanımdan kornasını çalarak geçti.
Bende tam gaza bastım ki, korkunç bir ses geldi. Kocaman bir tır, beni sollayıp giden arabayı ezip geçti. Dahası hala duramamış önüne gelen tüm araçlara çarpıyordu. Tırın arka kısmı sallanarak arabamın önüne kadar geldi. Tam önümde devrildi.
Şaşkın gözlerle olan biteni izlerken:
-Abla, başının gözünün sadakası dememe kalmadı. Allah razı olsun, inandım, cidden gönlünden koparak vermişsin.
Yüzüne baktım, verdiğim parayı öptü. Eyvallah deyip, uzaklaştı. Sanki çok olağan bir şey olmuştu. Ardından bakakaldım. Bir şey diyemedim.
Ortalık bir anda savaş alanına dönmüştü. Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi bilemez halde öylece kalmıştım.
İnsan derinlemesine düşününce içi ürperiyor. Benim önümü kesen o kişi, beni kurtarırken arkamdaki kişinin ölümüne sebep olmuş gibi görünüyordu.
Halbuki sadece hayat o nokta atışlarından birini yapmıştı. Neden sonuç ilişkisi.
Ömrümüz boyunca kimbilir böylesi kaç olay oldu da, biz farkında bile olmadık.



Kurgudur..





Yorumlar

  1. Bi an kurgudur'u görmeyince..
    Şok olmuş olabilirim evet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah korusun cümlemizi kazadan beladan..

      Sil
    2. bende kurgu kısmına gelinceye kadar epey üzülüp ahladım :)

      Sil
  2. Çok inanırım bilmediğim ama benim yararıma olan bir sürü böyle an yaşadığıma. Bir de bu konuda dilmleri çok severim. Sliding Doors meselâ çok güzeldi:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende.. :)
      Konu kurgu olsada, içine serpiştirilmiş çoğu cümle benim düşüncemdir.
      Evet o film inanılmaz. :)

      Sil
  3. wuhuuuu faltaşı gibi açılmış gözlerle okudum ta ki kurgudur yazısını görünceye kadar sonrada derin bir ohhh çektim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Bundan sonra böylesi öyküleri ikinci tekil şahıslardan anlatayım en iyisi.

      Sil
    2. ayy bence de :) bizim kalp sağlığımız için :)

      Sil
  4. çok güzel valla aferin yaa.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…