ağlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Temmuz 2012
Ağlamak Güzel Midir ?
Ağlıyordu.. Sessizce değil, alabildiğince sesli. Hüngür hüngür.. Caddeden geçenler; kimi aldırış bile etmiyor, kimi geçerken söyleniyordu, kimi de sessizce şöyle bir bakıp geçiyordu yanından.
O aldırmıyor, düşünmüyordu. Ağlıyordu...
sonra yanına birinin oturduğunu hissetti. Birden kesildi ağlaması. Döndü baktı yanına. İlk gördüğü ona bakan iki gözdü. Hep göz teması kurmayı tercih ederdi insanlarla çünkü. Sonra gözü uzatılan mendile takıldı. İşte o an yine başladı ağlamaya. Daha sesli hemde. Aldı mendili eline. Bir durup, yüzünü, burnunu sildi.
Hıçkırıyordu ama azalmıştı ağlaması. Döndü baktı yine yanındaki kişiye. O ise bakmıyordu artık. Ama birden hissetmiş gibi döndürdü başını. Gözgöze geldiler yine, sözleşmiş gibi.
Gülümsüyordu ve “ çok çirkinsin.. “ dedi.
Oda gülümsedi. Ve birden düşündü, kendi halini. Hakkaten neredeyse yarım saattir ağlıyordu. Kızarmış yüzünü, gözünü ve burnunu görür gibi oldu.
“evet çok çirkinim değil mi şuan..” diye eliyle yüzünü kapadı. Bir kahkaha adlı birden. İki dakika önce ağladığını düşünerek atıyordu şimdi kahkahasını.
Yanındakide gülüyordu. “ öyle güzel oldun ki birden.. sanırım sana aşık olabilirim..” dedi Ona.
Yavaşca kesildi kahkahası. Gözlerine baktı yine. O gülümseyen gözlere. Yabancıydı ama sıcaktı bakışları.
Birden aklına geldi, “ kimsin sen.. ? “ diye soruverdi yanında oturup öylece ona bakan, gözleri güzel ve derin bakan, hatta kendininde hoşlandığı bu kişiye. Sahi kimdi ki..
Bunları düşünürken, gözleri etraftaki kalabalığa takıldı birden. Unutmuştu nerede olduğunu son yarım saattir. Böylesi bir kalabalığın içinde nasıl yalnız hissettiğini düşündü kendini. Ömründe ilk kez bir şey düşünmeden, kimseye aldırış etmeden bir şey yapmıştı. Şimdi ise hiç tanımadığı biri, gelmiş yanına oturmuş, ona aşık olmaktan bahsediyordu.
Gerçek miydi tüm bunlar.. yoksa ağlamaktan helak olmuş halde, bayılmış ve hayal mi görüyordu ki.
Elini uzattı, yanında oturanın elini tuttu ve cimcikledi. Gözleri umutla bakıyordu. Bir acı belirtisi bekliyordu. O ise başını salladı gülerek, diğer eliyle Onun elini cimcikleyip;
“ asıl kendini cimciklemen lazım bence.. “
20 Eylül 2011
Yeni Gün Yeni Umutlar Getirsin
Usulca girdi yatağa. Sanki incitmekten korkar gibi yastığını, örtüsünü. Başını yastığına koyar koymaz gözlerinde çıkmayı bekleyen damlacıklar, özgürlüklerine kavuşmuş mahkumlar gibi coşkuyla çıkıp, yastıkla buluştular.
Nicedir bekliyordu içinde bir umutla. Yüreği daralıyordu heyecandan. Olacak bu sefer diyordu...
Ama... Yine olmamıştı işte. Olmamıştı. Ne çok istiyordu halbuki. Hani birşeyi çok isteyince olurdu. Çok istememiş miydi acaba? Hayır... İstiyordu. Tüm kalbiyle hemde.
Ağlarken daldı uykuya. Islaktı yastığı. Hıçkırıkları içinde tutarak uyudu. Kimse bilsin, öğrensin istemiyordu ağladığını. Herkes makul karşıladı sanıyordu bu durumu. Olan olmuş, yani olmamıştı işte.
Sabah hala ıslak yastığına yüzünü gömdü uyandığında. Yastığa sinmiş yaşlarının gözlerinde yenilerini oluşturmaya başladığını anladığında kaldırdı kafasını. Öylece baktı ıslak yastığa. Ve bir hışımla ters çevirdi. Öfkesi, korkusu, umutsuzluğu karıştı birbirine. Aynayla göz göze gelmeden lavaboya girdi...
Yeni gün, yeni şeyler getirsin istiyordu sadece...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Bölüm bilmem kaç. Yeni döneme girdiğimden beridir aksatmadığım tek seri bu oldu. Zira geçen hafta başka yazı yayınlamadım. Neden mi? Koptu...
-
Ben doğum günü yazısı arıyorum. Meğer başlığa direk yazmamışım. O değilde bir senedir yazmamışım bir satır bile. Doğum günü kutlama yerime...
-
Ertelenen Hayaller Küçük bahçeli bir ev. Önünde geniş verandası. Bahçe kapısından verandaya kadar patika yol. Yolun kenarı rengarenk akşam ...