31 Ocak 2012

Benim Gözümden "O"

Size O'nu anlatayım. Bakalım ben kadar sevecek misiniz?

Bakıyorsun gülüyor hemen. Bazen yan yan klas tebessümler atıyor. Başı durduğu yerde hiç durmuyor. Kendi de. Yalnızlığı sevmiyor hiç. Yalnız kaldığı an basıyor çığlığı.

Gözü yükseklerde. Bazen öyle dalıyor ki, seslen seslen hiçç duymuyor bile seni.

Pek bi rahat insan. Yanımda gazda çıkarıyor, kusuyor. Dil çıkarıyor.

Sıkıntıya hiç gelemiyor. Daral geliyor hemen. Zaten kıpır kıpır. Yerinde duramıyor. Durduğu yerde başını sağa sola döndürmekten saçı düğümleşiyor çoğu vakit.

Evet, O'nu size, çok zaman önce okuduğum, “tavuk suyuna çorbalar” tadında anlatmak istedim.

O, çok sevdiğim, miniminnacık yeğenim Utku Eymen. Şuan henüz 3.5 aylık. Başını yeni yeni dik tutabiliyor. Arada sallanıyor. Görmeniz lazım. Oyuncak gibi. Sana bakıp güldü mü, yiyesin geliyor. Öyle tatlı ki. Allah nazarlardan saklasın. Küçükken başı kolumda bile durmuyordu. Öyle küçüktü ki. Ki bunu demem gerekmiyor, biliyorsunuz zaten.

Küçük Utku'cuk. Dedesinin “BayramAlisi”, ananesinin “paşası”, kuzenlerinin “küçük Osmanı”.

Resmi yok. Nazar değmesin diye. (:

30 Ocak 2012

Açılay Seviyorum Seni - Yalan Dünya

Biraz zaman aldı açıkcası. 3. hafta 3.bölümünde sevdiğimi anladım Yalan Dünya dizisini. İlk bölümünden bişey anlamadıydım. Ama cuma günleri bana göre- ve ailecek- bişey olmadığından devamı da geldi.

Lafı uzattım ama özellikle Açılay karakterine ben şahsen bayıldım. İçi dışı bir bi kere. Artı manyak. Artı ağzı iyi laf yapıyor. Ve artı gülerken inletiyor etrafı.
Son çıkan bölümde “benim bedenim değil ruhum oynaş” yahut buna benzer bir laf etti. Haklıydı.
Nihal Yalçın, iyi bir oyunculuk sergiliyor. Bilmem bilir misiniz ya da farkettiniz mi -yoksa benim gibi sonradan farkedenlermisiniz- bir pizza reklamındada oynamıştı. Şarkıcı olarak. Geçenlerde bir köşe yazısında okumuştumda öğrenmiştim onun o olduğunu. Nihal Yalçın için iyi bir oyuncu, kaybedilmemeli, kıymeti bilinmeli diye yazıyordu aynı yazıda. Yalan Dünya dizisinde de görünce, daha bi hak verdim o yazıya.

Artı olarak dizide Olgun Şimşek taktire değer bir oyunculuk içinde. Bir yanda göbeği, bıyığı ve kılığıyla aşırı bir itici karakter Selahattin olurken, diğer yanda Ahmet ile en doğal haliyle nasıl çekici olabiliyor bilemiyorum. Buda onun yeteneği diyorum. Güldürerek hayatımıza girmiş, sonrasında gelincik dizisinde Aziz karakteri ile kendinden nefret ettirmişti Olgun Şimşek. Değeri bilinmesi gereken bir oyuncu.

Kısaca ve özetle Yalan Dünya dizisi Açılay ve Ahmet ile başta olmak üzere izlenecek bir dizi. Ve şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Beyaz üzgünüm ama inan rol için çok yaşlı kalmışsın. Ablan bile genç görünüyor senden. Ve ve Gülse Birsel, nedense hep o uzun bacaklarını ön plana çıkartmışsın. Dizden aşağı etek giydiğini görmedim. Diyorum, yazıma noktayı koyuyorum.

27 Ocak 2012

Dayak Yemenin Cazibesi

Avucunuz mu kaşınıyor? Çok mu sinirlisiniz? Ahh birini dövsemde rahatlasam mı diyorsunuz? Ya da elinize ne geçerse karşındakine fırlatmayı mı istiyorsunuz?
Öyle ise size iyi bir haberim var. Hasan Rıza Günay'ı arayın bulun, istediğiniz kadar dövün, stresinizi atın. Ama paranızı hazırlamayı unutmayın sakın. Ne o beleş mi sandın yoksa.

Geçenlerde denk gelmiştim, Kemal Sunal'ın Şark Bülbülü filmine. Orda adamda parasıyla adam tutup, dayak atıyordu insanlara. Kaç kişiyi de heder etmiş. Bizim Şaban'ın yoluda bu adamın yanına düşüyor. Parasıyla dayak yiyen ama aynı zamanda dayakta atan Şaban oluyor.
Komik gelmişti bu durum. Ne manyak adamlar var diye içimden geçirmiştim.


Nitekim cidden varmış o cins insanlar.
Hasan Rıza Günay'da bu cins insanlara bu hizmeti veriyor. Hizmet diyorum çünkü kendisi patent başvurusunda bulunmuş. Ve “Stres Koçu” olarak bu işini tescil ettirmiş.
  Kısaca Hasan Rıza'nın mesleği bu, dayak yemek. Geçimini bu yolla sağlıyormuş. Eski bir sporcu olduğu için kendini korumasını da biliyormuş. Dayak harici, isteyene pasta, boya gibi şeyleride fırlatma imkanı sunuyormuş. Özel bir ofisi mevcut işi için.

Eğer ki bir gün, cebinizde çokca paranız mevcut ve çokca asabi ve sinirli iseniz direk Hasan Rıza Günay'a başvuru yapabilirsiniz.

Şimdiye kadar kimseyi dövmedim. Dövmeyi düşünecek kadar da sinirlenmedim. Etrafı yıkıp dökecek kadarda. O yüzden birini dövüp rahatlama nasıl oluyor anlamıyorum. Anlayamıyorum.
Anlayan biri varsa beri gelsin, anlatsın.

düzeltme: Şark Bülbülü dizisinde Kemal Sunal'ın karakterinin adı Şaban. Ben bazı haberlerin yanlış göndermeleri nedeniyle Mazlum sanmıştım. Düzeltilme yapılmıştır.

26 Ocak 2012

Görünmez Duvarlar

Sağıma, soluma dizilmiş görünmez duvarlar. Bir ses bir nefes bile duymuyorum. Yine bekliyorum. Gelsin, yıksın, sesini duyursun bana. Kaybolmadan ben. Yokolmadan benliğim.

Küçükken yoktu diye düşünüyorum bu duvarlar. O vakitler ne kolaymış yaşamak. En büyük acı, düştüğünde kanattığın elinin, dizinin acısıymış. Kolaymış arkadaş bulmak. Arkadaş kalmak o vakitler.

Sesimizle inleyen sokaklar vardı. Doludolu, gümbür gümbür. Şimdi ise o boş sokaklarda çığlığımı duyan kimse yok. Çığlığım yok, sesim yok. Ben yok oluyorum, çocukluğumun geçtiği bu sokaklarda.

Görmediğim ama hissettiğim. Hissettikçe içimi acıtan o duvarları herkes mi görüyor? Ondan mı uzaklar bana hep. Çarpmaktan mı korkuyorlar yaklaşınca o duvarlara...

Elimle yokluyorum sağımı solumu. Elim titriyor. Korkuyorum, yine hissetmekten o duvarı. Yıkamadığım ama her geçen gün yükselen o duvar, beni hapsediyor.

Ne zaman, ne vakit attım ki o temeli ben... Tek başınalık mı yoksa tek başına kalmaktan mı oluştu bu duvar. Saklansamda bazı vakitler o duvarın ardına. Sevdiğimi bile sansamda bazı bazı. İstemiyorum artık etrafımda bir engel. Ben, benliğim yok olmadan yıkmak istiyorum duvarı.
Gücüm yetmiyor ama tek başıma. Tek olmak istemiyorum zira artık.

Gel, yaklaş, tut elimden. Korkma sakın. Duvar yakmaz canını eğer çok istersen. Gerçekten beni görmek istersen çarpmazsın o duvara.

Yüreğine inan. İnandır beni sana. Yıkılsın duvarlar...

25 Ocak 2012

Seksenler - 80ler - Merhaba Dedi

Bu yazımda bolca övgüler yağdırdığım dizi Seksenler 'in ilk bölümünü izledik nihayetinde.
Bilindiği üzre dizi iki zamanlı. Bir şimdiki zamanda, birde adını aldığı 80'lerde geçiyor.
Şimdiki zamanda, evin çocukları Ahmet, Nazlı ve Çağatay, evi kat karşılığı satma niyetindeler. Evin büyük oğlu olan Ahmet, her ne kadar babam razı olmaz desede, içten içe onunda pek satılmasına gönlü yok gibi. Kolay değil insanın anılarından ayrılması.

Bunun haricinde tüm evlatlar evlenip barklanmış tabi. Durumları iyi nispeten. Nazlı'nın kocası, bahsettiği çocuğu nerelerde diye sorarkene, boşanmış olduğunu öğreniyoruz.
Nitekim bununla ilgili 80lerde bir görücü olayı anımsanıyor. Hala bu usul görüşüp evlenenler var. yani hiçde mazi değil bizim için.

Olaylar şimdiki zamanda konuşuldukça, hatıra gelen anılarla 80lere yolculuk ediliyor.

Evin küçük odasına kurulan soba. Etrafında toplaşılıp edilen sohbetler. Üzerinde pişirilen kestaneler. Ben sabahları ekmekde kızartmalarını beklerdim. Haftasonu olağan banyo olayı. İlk kim girecek muhabbeti.
Hepsi öyle tanıdık ki.

80lerde abisinin biricik kardeşi olan Çağatay, her ne yapmışsa artık – ondan beklerim. Abisinin paralarını az yemedi- şimdilerde abi Ahmet'le araları bozuk. Bunu da gelecek bölümlerde öğreniriz artık.

80lerin bozulmuş düzeni de dizide yerini alsada asıl olan o zamanlarda varolan komşuluklar. Henüz koparılmamış aile bağları.

Salı sallandı mı bilemiyorum ama ağzımıza bir tatlı bal sürdüğü açık Seksenler dizisinin. Bu sebepledir ki bekliyoruz ikinci bölümü.

23 Ocak 2012

Facebook Zaman Tünelinde Dönüş Yok

Bunu ben söylemiyorum.Siber tehditlere karşı proaktif koruma sağlayan ESET'in Güvenlik Uzmanı Stephen Cobb söylüyor.

Ve devamında diyor ki, sakın ola ki inanmayın öyle diyenlere. Nerde ve kim olursa olsun. Facebook henüz böyle bir uyglama yapmadı.

Bunu diyenler, açıkça ve aşikar dolandırıcılar. Bunu sakın ola ki unutmayın.

Çünkü ne yazık ki, facebook artık kötü niyetli kişilerin iş adresi neredeyse. Kuruyorlar tezgahlarını. Tuzak uygulamalarla kişilerin bilgilerini çalıyorlar. Mesela en son Takvimime uygulaması yalan ve düzmece çıktıydı.

Timeline yani Zaman Tüneli uygulaması başından beri hiç sevilmedi. Zati zorunlu olması ayrı dert oldu. Milette bunu farkedip, tezhanını bu yolla işletmeye başladı.

Eninde sonunda Facebook Timeline - Zaman Tüneli uygulamasına herkes geçecek. Ve geçildiği an dönüşü olmayacak.

Bunu bilelim, kimselere kanmayalım.

Dönüşüm

Bırakıyorum kendimi rüzgara. Savrulayım onunla dört bir yana.
Savurmuyor, uçurmuyor saçlarımı. Konuşmuyor bile benimle.
Kalıyorum öyle, tepenin yamacında...

Açıp kollarımı, bırakıyorum kendimi denizin o serin koynuna. Kaybolayım sonsuz koylarında.
İtiyor beni, sarmıyor kolları bedenimi. Savurup beni, atıyor kıyısına.
Kalıyorum öyle, kıyıda, sudan çıkmış balık gibi...

Kapatıp gözlerimi, teslim ediyorum bedenimi ona. Toprağa... Başlıyor ağlamaya. Karışıyor gözyaşlarımız, bedenlerimiz birbirine. Tekrar bir bütün oluyoruz onunla. Hiç ayrılmamış gibi. Hiç kopmamışız gibi.

Ne rüzgara, ne denize geçti sözüm.
Dönüp dolaşıp yine gelsemde kapısına son çare.
Çamuruna saplanıp yok olsamda toprağın.
Yine, yeniden...
Ve çıksam her seferinde, hiç günahsız. Yeniden...